Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2008/12175 E. , 2013/1231 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : 5237 sayılı TCK'nun 250/1, 62, 53/1-2. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: 1)Belli b
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2008/12175 E. , 2013/1231 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : 5237 sayılı TCK'nun 250/1, 62, 53/1-2. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: 1)Belli bir olay ile ilgili suç işlediği izlenimini veren ve hakkında herhangi bir araştırma yapılan kişi, şüpheli statüsüne girer. Şüpheli muhakeme hak ve yetkilerine sahiptir. Yargılanacak her uyuşmazlıkta; şüphelilik, uyuşmazlığın somut olması ve uyuşmazlığın çözümü şeklinde özellikler vardır. O halde önce olay öğrenilmelidir. Yani sübut konusunda bir hükme varılır. Sübut (veya ispat) meselesi maddi mesele olup, bu konu geçmişteki olayı zihnimizde yeniden yaratmak, yani nasıl meydana geldiğini belirlemektir. Olay belirlendikten sonra, olaya uygulanacak hukuki norm ve bunun olayın tipine uygun olup olmadığı konusunda sonuç çıkarılır. Maddi durumun tespiti, hukuki durumun tespitidir. Hakim bu güne dayanarak dünü öğrenir. Dün hakkındaki şüphesini deliller sayesinde yener. Şüphenin yenilmesi yerini belirliliğe terk eder. Delillerin gösterdiği objektif bakımından bir (ihtimal) dir. Buna rağmen ihtimal belli bir dereceye gelince kanaat (kanı) olacaktır. Şüphe yerini kanaate bıraktığında ispatta aranan belirlilik ortaya çıkar. Her olayda lehe ve aleyhe deliller vardır. Kanaati meydana getiren delillerin tek tek değerlendirilişi kadar hep birlikte değerlendirilmesi de mümkündür. Deliller bütünlük teşkil ediyorsa, bir bütünün birbiri ile uyuşan ve birbirini tamamlayan parçaları ise, bu hakiki delildir. İspat konusu, gerçeğin bir parçası olan olay hakkında hüküm vermektir. Gerçekten Hakim geçmişte ne olduğunu ve nasıl olduğunu bilmeye mecburdur. elindeki imkan, bu gündür. Bu günden maksat da, varlığını duygularımızla öğrendiğimiz şeylerdir. İşte “delil” budur. Delillerin bu günün akılcı anlayışına göre, Hakimin kanaati, ispat edilmesi istenen olayların tahlil ve tetkiki ile lehe ve aleyhe bütün şartları tenkit ve değerlendirmesinin mahsulü olacaktır. İspat edilmesi gereken şüpheli olandır. Delillerden biri de tanıktır. Tanık taraflardan olmayan, fakat olay hakkında görgü ve bilgisi olmuş bir kişinin, o olay hakkında beş duyusu ile edindiği sübut konusunda karar verecek mahkeme ve/veya Hakim huzurundaki sözlü beyanıdır. Sanık dışında herkesin bu konumda ele alınabileceği dikkate alınarak, değerlendirme yapılacağı muhakkaktır. Bu genel ilkeler ışığında; Somut olaya gelince: Müşteki ...’un olaydan beş gün sonra 19.04.2004 günü Gaziosmanpaşa Kaymakamlığına verdiği dilekçesinde ve 20.04.2004 günlü kolluk anlatımında ; 15.04.2004 tarihinde saat 01.30 sıralarında işyerini kapatıp kendisine ait 34 ... 98 plaka sayılı aracı ile yanında çalışan yeğeni ...'u İsmet Paşa mahallesindeki evine götürmek için hareket ettiğini, yol üzerinde resmi polis otosunu gördüğünü, adı geçen yeğenini konutuna bıraktıktan sonra geri dönerken az önce gördüğü ekip arabası ile birlikte yeşil renkli doğan marka aracın arkasından gelip sellektör yapmaya başlaması üzerine aracını yolun sağına çekip durduğunu, resmi polis aracından üniformalı bir görevlinin yeşil doğan marka aracın sürücüsüne gidebileceğini söyleyip gönderdiğini, üniformalı iki polisin yanına gelip aracından indirip , üstünü ve aracını aradıklarını, arama sonunda cep telefonuna el koyduklarını, kendisini olay yerinde hırsızlık yapmakla suçlayıp, karakola götüreceklerini söyleyip tekrar aracına bindirip sağ elini direksiyona kilitleyip arabayı hareket ettirip ekip aracınında arkalarından takibe başladığını, ancak karakol yerine İsmetpaşa mahallesinde dolaşmaya başladıkları sırada sağ cebinde bulunan bir milyar lirayı, sanık ...'in alıp, parayı çaldığını ileri sürmesi üzerine kendisinin polis merkezine gitmeyi teklif ettiği ancak sanık ...'in tabancasını çıkarıp “parayı bırak git yoksa seni vururum, niçin vurdun diye sorarlarsa da kaçarken vurdum derim bu işten kurtulurum” diyerek tehdit ettiğini, aracını ara sıra durdurduklarında resmi araçdaki memurlardan birinin kendisini tanıdığını, 500 evler semtinde konfeksiyon işi yaptığını bildiğini belirtmesine rağmen, sanık ...'in bu sözleri dikkate almadığını bir süre sokaklarda araç ile dolaştıktan sonra durduklarını, önceden kendisinin hırsız olmadığını söyleyen görevlinin tekrar kendisini göstererek “bırak gitsin, bu adam hırsız değil” demesi üzerine adı geçen sanığın “s... git” diyerek hakaret edip, cebinden aldığı parasını kucağına attığını, parayı saydığında 200 milyon TL.nin eksik olduğunu belirtip istediğinde, sanığın kızarak “s... git, elindekini de alırım” diyerek tehdit ettiğini, ilk aramada sanığın el koyduğu cep telefonunu istediğinde, telefon sim kartını çıkarıp kartı verdiğini, telefonun kendisinde kalacağını söylediğini, ısrarı üzerine telefonunuda iade etmesi ve kelepçeyide çıkarması nedeniyle olay yerinden aracı ile ayrıldığını, o gece ... çiftliği polis merkezine giderek İsmetpaşa Mahallesinde görevli olan ekibi öğrenmek istediğini, kendisini Küçükköy Ekipler Amirliğine yönlerdirdiklerini, üst makamlara konuyu anlatıp parasının iadesini istediğinde, olay anındaki nöbetçi ekiplerin istirahatte olduğunu, 16.04.2004 günü tekrar gelmesini söylediklerini, ertesi gün karakola gittiğinde sanık ...'i görüp tanıdığını, adı geçen sanığın amirinin olayı sanığa sorduğunda, sanığın; bir gün önce İsmetpaşa mahallesinde şüphe üzerine aracını durdurduğunu kabul etmesine karşın parasını aldığını inkar etmesi üzerine, 19.04.2004 tarihine kadar sanığa süre tanıdığını, parasını vermediği takdirde üst makamlara şikayette bulunacağını ifade edip ayrıldığını; Sanığı, yüzleştirilme sonucu da teşhis edebileceğini, olay sırasında ekip otosunun şoförü olan memur, araçtan hiç inmediğini, araçtan inip aracını arayan memura da dikkat etmemesi nedeniyle onu da teşhis edemiyeceğini, ancak aracını arayan ve ... isimli polis memuruna, beni tanıdığını ne iş yaptığımı bildiğini söyleyen memuru tanımadığını belirtikten sonra sadece sanık ...'den şikayetçi olduğunu belirtiği; 22.12.2004 günlü Mahkemedeki ifadesinde de “ben şahısların ekip otosunun plakasını almıştım. O akşam görevli ekibin o olduğunu daha sonra öğrendim. Ben dosyadaki teşhisden önce aracın plakasını almıştım. Ekip otosunun plakasından önce Sultançiftliği karakoluna gittim, daha sonra küçükköy ekipler amirliğine gittim ve bu ekip otosunda görevli polis memurlarını dosyadaki fotoğraflardan teşhis ettim. Daha sonra şahısları da yüz yüze gördüm ve teşhis ettim. Bu nedenle polis memurlarının isimlerini biliyorum. Daha önceden tanımıyordum” demek suretiyle iddialarını tekrarladığı; Sanık ...’in kovuşturma aşamasında 13.05.2004 günlü kolluk savunmasında; Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü Önleyici Hizmetler Büro Amirliğinde görev yaptığını, 14.04.2004 tarihinde 20.00-08.30 saatleri arasında polis memuru ... ve ... ile birlikte 81 169 kod nolu ekipte görevli olduğunu ve ekip amir vekili olarak görev yaptığını, gece saat 02.00 sıralarında İsmetpaşa Mahallesi Ordu caddesi üzerinde ring halinde bulunduklarını, bir ara Eski Edirne Asfaltı üzerine çıktıklarında, cadde üzerinde farları ve iç aydınlatma ışıkları yanmayan bir aracı durur vaziyette gördüğünü, bu aracın önünde de plakasını hatırlayamadığı beyaz şahin bir araç daha bulunduğunu, araçları kontrol etmek istediklerinde, ışıkları yanmayan araç sürücüsünün yanlarına gelerek, Ordu Caddesinde büfe işlettiğini, iş yerinde daha önceleri birkaç kez hırsızlık olayı olduğunu, işyerini aracının içinde oturarak beklediğini, aracının önündeki beyaz şahin aracı göstererek iş yerinin etrafında iki üç kez tur attığını, daha önce iş yerinden hırsızlık yapan şahıslar olabileceğini düşündüğünü söyleyip, bu araç içindeki şahsın kimliğinin kontrol edilmesi talebinde bulunup şikayetçi olması üzerine, şahin marka aracın yanına gittiklerinde, yakınanın kimliğini kontrol etmek istediklerini tanık ... ile birlikte söylediklerini, yakınanın araçtan indikten sonra kimliğini ve aracını kontrol ettikten sonra, silahlı olabileceğini düşünerek usulüne uygun üst aramasını yaptıklarını, ancak aracında ve üzerinde suç unsuruna rastlamadıklarını, yakınana gece geç vakitte olay yerinde ne aradığını sorduklarında, iş yerinde çalışan yeğenlerini evlerine bırakıp işyerine geri döneceğini söylediğini, kontrol ve üst aramasını yaparken büfe çalıştırdığını söyleyen kişininde yanlarında bulunduğunu, büfe çalıştırdığını beyan eden kişiye şahsın üzerinde ve aracında hırsızlık yada başka bir suçla ilgili emarelere rastlanmadığını söylediklerini ancak bu şahıstan daha önce iş yerinde meydana gelen hırsızlık olayı ile ilgili şüphe etmesi durumunda, hep birlikte bölge polis merkezine gitme önerisinde bulunduklarını, tanık ...'in bu bilgi dahilinde şahsın aracında ve üzerinde suç teşkil eden bir hususa rastlanmaması nedeniyle polis merkezine gitmelerine gerek olmadığını söylemesi üzerine, kimliğini ve aracını kontrol ettikleri yakınanın gidebileceğini söyledikleri ve yakınanın aracına binerek 500 Evler istikametine doğru hareket ettikten sonra, olay yerinden ayrıldıklarını, yakınanın aracını ve kimliğini kontrol ettikleri sırada yakınanın üst aramasını kaba bir şekilde yaptığını, cebindeki eşyaları çıkarttırmadığını, ancak kimliğini ibraz etmesini ve aracını kontrol edeceklerini söylediğinde de yakınanın sert bir dille “ne kimliği istiyorsunuz, aracımı neden kontrol edeceksiniz” diye kimliğini ibraz etmek istememesi nedeniyle sert bir tavır takınarak daha önce olay yerinde hırsızlık olayı olduğunu iş yeri sahibinin kendisinden şüphelenmesi nedeni ile kimliğini ve aracını kontrol edeceğini söylediğini, bu sert tavrı karşısında yakınanın gerginleşerek kimliğini ibraz ettiğini; iddia edildiği gibi, kimlik ve araç kontrolü sırasında şahsın kolunu direksiyona kelepçeleyip aracı ile bölgede dolaştırmadığını, cebindeki parasını ve elindeki cep telefonunu almadığını ve ayrıca şahsa silah teşhirinde bulunup tehditte etmediğini, 20 yıllık polis memuru olarak bu tür hareketlerin suç teşkil ettiğini iyi bildiğini, yakınanın kimliğini kontrol edip tavırları karşısında sert davranmasına tepki ve tepki sonucundaki kızgınlığından dolayı böyle bir karalamaya yönelik isnatta bulunduğunu; yakınanın aracını ilk durdurduklarında yanlarında bulunan tanık ... ile ekipte görevli olan polis memurlarının dinlenmesini istediğini belirttiği; 11.5.2005 günlü Mahkemedeki savunmasında ise; olay gecesi resmi ekip otosunda, resmi üniformalı olarak seyir halinde devriye görevi yaptıklarını, önlerine bir araç çıktığını, arabanın stop lambalarının yandığını, duran aracı kontrol etmek amacıyla durup kendi araçlarından inecekleri sırada, arkada arabanın yanından bir şahıs inip kendilerine doğru gelip, önde duran araçtan şüphelendiğini kendisinin tekel büfesi olduğunu, büfesinin soyulduğunu ve ekip otosunun ön tarafında duran aracın büfenin etrafında iki üç kez tur atmasından şüphelenerek takip ettiğini söylemesi üzerine, polis memuru tanık ... ile birlikte aracı aramak amacıyla önlerinde duran beyaz aracın yanına gittiklerini, aracın içindeki şahsa ne aradığını sorduklarını, araçtaki kişinin de, işçileri olduğunu onları getirdiğini söylediği, şahsın üzerinde her hangi bir silah vs. olabilir diye kaba bir üst araması yaptığını, aracın içini aradıklarını, araçta ve yakınanın üzerinde her hangi bir suç unsuruna rastlamamaları üzerine büfe çalıştırdığını söyleyen şahsa “eğer üzerini aradığımız şahıstan şikayetçi isen merkeze gidelim” teklifini götürdükleri, tanık ...'in şikayetçi olmaması nedeniyle yakınanın gitmesine izin verdiklerini belirterek suçlamaları reddettiği; Olay sırasında, sanığın mesai arkadaşı olarak olay yerinde bulunan tanık polis memurları ... ile ...’in aşamalarda sanığı doğrular biçimde anlatımda bulundukları; Tanık ...'de; olay yerinde bulunan büfesinden önceki tarihlerde iki kez hırsızlık eylemi gerçekleştirilmiş olunması nedeniyle, olay günü şüphelileri yakalayabilmek amacıyla işyerini kapatıp yakın bir yerde pusu atıp beklemeye başladığı ve saat 01.30 sıralarında, yakınanın otomobiliyle büfenin önünde birkaç kez tur atmasından şüphelendiği ve bu sırada yakından geçen içinde polis olan sanık ile mesai arkadaşları tanıklar ... ve ...'ın da bulunduğu ekip aracını görerek durdurup durumu bildirerek, şüpheli aracın plakasını da verdiği, tanığın kendi aracı ile, sanığın da ekip aracıyla müştekinin gittiği yönde araştırma yapıp, görmeleri üzerine otomobilini durdurarak şikayetleri doğrultusunda yasal işlemlerin yapıldığı ve bir suç unsuruna rastlanmaması nedeniyle yakınanın serbest bırakılmasından sonra otomobiline binerek olay yerinden ayrıldığını aşamalardaki ifadelerinde yenileyip, sanık ..., tanıklar ... ve ...'ın beyanları ile örtüşen ifadelerde bulunmasına karşın; Mahkemece yağma suçundan dava açılan sanık hakkında yapılan yargılama sonunda eyleminin sübuta erdiği ve irtikap suçunu oluşturacağı kabul edilerek anılan suçtan hükümlülüğüne karar verildiği; Hükmün gerekçesinde sübuta ilişkin değerlendirme yaparken “Sanığın çalışma arkadaşı olan tanık polis memurları ... ile ...’in aşamalardaki anlatımlarına, olayda sanık durumuna düşebilecekleri nedeniyle itibar edilmediği kabul edildiği, ancak tanık ...’in anlatımına ilişkin değerlendirme yapılmadan ve görevi gereği, yakınanın üstünü ve otomobilini arayan sanığın bu tutumunun, yakınan açısından suç isnadına neden olup olmayacağı tartışılmadan, salt yakınan ile sanık arasında bir husumet bulunmadığı, dolayısıyla yakınanın iddiasının samimi olduğunun kabulüne dayanılıp tüm delillerin bir bütün halinde olaya ve oluşa uygun değerlendirmesi yapılmadan, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı biçimde hükümlülük kararı verilmesi; 2- Kabule göre; a) Görevi başında, kamuya ait araç ve gereç kullanılarak, araç direksiyonuna kelepçe ile bileğinden bağladığı yakınanın üzerini arayıp cebindeki 1.000 lira parayı alıp sen bu parayı çalmışsın diye itiraz eden yakınanın kafasına tabanca dayayarak “parayı bırak git yoksa seni vururum” biçiminde tehdit eden ve sonrasında da 200 lirasını içinden alarak gerisini iade eden sanığın eyleminin yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı biçimde irtikap suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi; b) Hükümden sonra 5.7.2012 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 86. maddesiyle eklenen 5237 sayılı Yasanın 250'nci maddesinin 4. üncü fıkrası uyarınca sanık hakkında yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu; 3-Sanığın, TCY’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması; Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısının ve sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 23.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.