KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2008/25679 E., 2010/21681 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suçlar
- Hırsızlık, İşyeri dokunulmazlığını bozmak
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
399 kelime·2 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Hüküm sanıklar ... ve ...'in yüzlerine karşı tefhim(tebliğ) edilmesine rağmen, yasal süresinden sonra 17/06/2008- 02/07/2008 tarihlerinde temyiz yoluna başvurdukları anlaşılmış ise de.
Ceza Genel Kurulunun 23.12.2008 gün ve 2008/6-258-240 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere; hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin açıkça belirtilmesi zorunlu olduğu, bunlardan birisinin veya birkaçının kararda gösterilmemiş olması ya da yanlış gösterilmesi.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CYY’nın 34/2, 231/3, 232/6 ve 40. maddelerine açıkça aykırılık oluşturacağından ve yapılan tefhim ve tebliği geçersiz kılacağı gözetilerek, kararda yasa yolları açıklanırken “Karara karşı yedi gün içerisinde Mahkememize dilekçe vermek yada beyanda bulunmak sureti ile temyiz yoluna başvurabileceğine ilişkin...” biçiminde gösterilip başvuru süresinin başlama tarihi gösterilmemiş olduğundan tebliğin geçersiz olduğunun anlaşılması karşısında; adı geçen sanıkların temyizlerinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
İşyeri dokunulmazlığını bozmak suçundan sanık sayısına göre, 5237 sayılı Yasanın 119/1-c maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiğinin düşünülmemesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede eleştiri dışında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 5237 sayılı TCK.nun 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
2- Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, CMK’nun 326/2. maddesine aykırı olarak “müteselsilen” alınmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanı ile sanıklar ... ve ...'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak,
hüküm fıkrasındaki 5237 sayılı Yasanın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin cümlelerin sonuna “5237 sayılı TCK.nun 53/1-c maddesindeki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar sürdürülmesine” cümlesinin eklenmesi ve yargılama giderlerinin sanıklardan tahsiline ilişkin cümleden “müteselsilen alınmasına” kelimeleri çıkartılarak yerine, “sanıkların sarfına neden oldukları yargılama giderlerinin ayrı ayrı alınmasına” kelimelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2008/25679, K. 2010/21681, 28 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama