KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2008/2606 E., 2010/10173 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
402 kelime·2 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık ...'ın hırsızlık suçundan cezalandırılmalarına ilişkin İmamoğlu Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28.02.2002 gün ve 2001/50-2002/38 sayılı kararı, Cumhuriyet Savcısı ile sanık ... ve arkadaşlarının temyizi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nce incelenerek bozulmuştur.
Yerel Mahkeme bozmaya uyarak yaptığı yargılama sonucunda 09.10.2003 gün ve 2002/83-2003/88 sayılı kararı ile sanık ...'un 765 sayılı TCK'nın 493/1 ve 522/1 (hafif). maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetmiştir.Bu hükmün diğer sanık ... ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz incelemesini yapan Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 21.11.2005 tarihli kararı ile sanık ... yönünden, 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması ve sanığın hukuki durumunun yeniden belirlenmesi gerekçesi ile bozulmuş ve bozmadan bizim sanık ... ile diğer sanık ... Tekin'in de yararlandırılmalarına hükmedilmiştir.
Yerel Mahkeme bozmaya uyup uymama konusunda bir karar vermeden eylemli uyma biçiminde işlemler yaparak yargılamaya devam etmiş ve bizim sanık ...'ın 765 sayılı TCK'nın 493/1 ve 522/1 (hafif). maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetmiştir. Mahkemenin bu hükmü sanık ... tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir
Temyiz davasının açılabilmesi için bu konuda bir isteğin bulunması gerekir. Sanıklardan birinin temyiz istemi, diğerinin de istemi yerine geçmez. Kanun yoluna başvuru talebi yoksa verilen karar kesinleşerek, kesin olmanın hukuki sonuçlarını doğurur.
Temyiz etmeyen sanıkların, hükmü temyiz edenlerden daha ağır bir ceza ile cezalandırılması adalete aykırı olduğundan, yasa koyucu, adli yanılgıları önleme ve adaleti sağlamak için genel kurallardan ayrılmış; temyiz isteminde bulunulmuş gibi inceleme yapılmasında yarar görmüş ve “bozmanın sirayeti” müessesesini kabul etmiştir.
Sirayetin söz konusu olduğu durumlarda, bozma ilamı üzerine verilen uyma kararı ile temyiz etmemiş sanıklar duruşmaya çağırılarak (lehe bozmalarda tebligat yapılarak) haklarında kesin hüküm kaldırılıp yeniden hüküm kurulması gerekmektedir.
1412 sayılı CMUK’nın 325. maddesine göre, sanık bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır. Ancak, temyiz etmişcesine faydalanmanın kabul edilmesi, bu kimsenin bozmadan sonra yeniden verilecek yeni ve son kararı da temyiz edebilmesine olanak tanımamaktadır. Çünkü, sirayet, yasa gereği kabul edilmiş bir haldir. Bu bağlamda sanık sadece bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır.
Hal böyle olunca,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2008/2606, K. 2010/10173, 21 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama