KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2008/2907 E., 2010/13068 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
420 kelime·2 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Samsun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.11.2003 günlü, 2003/481-1136 sayılı hükümlülük kararı sanık ... yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği, anılan karar diğer sanık ...’ın yasal süresi içerisindeki temyizi üzerine, Dairemizin 23.10.2003 günlü kararı ile, yazılı gerekçelerle lehe ve aleyhe olmak üzere bozulmasına karar verildiği ve Mahkemece yeniden yargılama yapılıp bozmaya uyulup, bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen diğer sanık ...’de yararlandırılarak 26.07.2007 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da;
5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesinin düzenleniş amacının, aynı hükümle cezalandırılan sanıklar hakkında birbiriyle çelişen hükümlerin verilmesinin engellenmesi ve temyiz yoluna başvurmayanlar aleyhine doğabilecek adaletsizlikleri önlemektir.
Anılan maddenin uygulanabilmesi için; aynı mahkemece aynı kararla birden çok sanığın hükümlendirilmesi, sanıkların fiilinde bağlantı bulunması, hükmün Cumhuriyet savcısı, katılan veya sanıklardan bir veya birkaçı tarafından ve sanıkların tümünü kapsamayacak şekilde temyiz edilmiş olması, hükmün cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık nedeniyle sanık yararına bozulması ve bu bozmanın hükmü temyiz etmeyen veya kendileriyle ilgili temyiz bulunmayan sanıklara da uygulanma olanağına sahip olması gerekecektir.
Suç unsurlarının oluşmaması, fiilin suç olmaması, cezanın azaltılması veya ortadan kaldırılmasını gerektiren nedenler de cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık olarak değerlendirilebilecektir. Sirayetin uygulanabilmesi için bozma nedeni ortak olmalıdır. Hükmün temyiz davası açanın şahsında mevcut olan cezayı azaltan ya da cezayı kaldıran bir nedenden dolayı bozulmuş olması halinde bozma diğer hükümlülere sirayet etmez.
Kanıtlama araçlarına, Ceza Yargılama Yasasına ilişkin bozmalarla, şahsi hakka ilişkin bozmalarda sirayet olanağı yoktur.
Bozmanın sirayetinde; Yerel Mahkeme hükmü, temyiz etmeyen sanık yönünden bozulmamakta, anılan Yasa maddesi uyarınca sanık, bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır. Gerek öğretide gerekse Yargıtay’ın süreklilik ve istikrar kazanmış uygulamalarında “temyiz edilmişçesine faydalanmanın kabul edilmesi, bu kimselerin bozmadan sonra verilecek yeni, son kararları da temyiz edebilmelerinin kabul olunması demek değildir” görüşü benimsenmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelince;
Hükmün temyiz davası açanın şahsında mevcut olan cezayı azaltan ya da cezayı kaldıran bir nedenden dolayı bozulmuş olması halinde, bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen sanıkların yararlanamayacağı, somut olayda da 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesinin uygulama koşullarının bulunmadığı, bu nedenle Mahkemece hükümlü ... hakkında yeniden kurulan hükmün hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde bulunduğu, hukuki değerden yoksun olan hükmün de olağan yasa yoluyla incelenmesinin mümkün olmadığı, lehe bozmadan sirayet nedeniyle yararlanan sanığın, bozmadan sonra yeniden kurulan hükmü temyize yetkisi bulunmadığı anlaşıldığından,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2008/2907, K. 2010/13068, 8 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama