Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
./..
-2-
1-) 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, yakınan ...'e yönelik eylemi nedeniyle sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle buluna- cağından, 765 sayılı Yasaya göre hırsızlık suçunu; 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık ve mala zarar verme suçlarını oluşturan eylemi nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar denetime olanak sağlayacak şekilde ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-) 30.12.2002 tarihli görgü tespit tutanağı ile 21.02.2003 günlü keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporuna göre, yakınan ...'e ait aracın kapısı sert bir cisimle zorlanıp açılarak içeri girildiğinin anlaşılması karşısında; hırsızlık suçunun anahtarla ya da diğer bir aleti anahtar gibi kullanarak kilit açmak suretiyle gerçekleştirildiğine ilişkin kanıtların nelerden ibaret olduğu karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, lehe yasanın belirlenmesi amacıyla yapılan karşılaştırma sırasında 5237 sayılı TCK’nun 142/1-b maddesi yerine, aynı Yasanın 142/2-d maddesinin değerlendirmeye esas alınması,
3-) Sanığın yakınan ...'e yönelik eylemine uyan 765 sayılı TCY'nın 493/1-son, 522. maddeleriyle, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY'nın aynı suça uyan 142/1-b, 143; 151/1. maddelerinde öngörülen cezaların alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında; 5237 sayılı TCK’nun 73/8. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nun 253 ve 254. maddeleri uyarınca öncelikle mala zarar verme suçundan uzlaştırma girişiminde bulunulması gerektiği, uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde 5237 sayılı Yasanın sanık lehine olduğu, gerçekleşmemesi durumunda ise lehe olan yasanın uygulamaya göre belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4-) Suçun niteliği, cezaların türü ve süresine göre; hükümden sonra yürürlüğe giren vaki değişiklikler karşısında; 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesi gereği yakınanlar ...,...'ye yönelik eylemleri yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, yakınanlar ... ve ... 'ye yönelik eylemler yönünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.