KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2008/5530 E., 2010/9402 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Çocuk Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
387 kelime·2 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 765 sayılı Yasaya göre hırsızlığa kalkışma ile 5237 sayılı TCY’na göre hırsızlığa kalkışma ve mala zarar verme eylemleri nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar denetime olanak sağlayacak şekilde ayrı, ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerekirken,
suçun 5237 sayılı TCK’nun 142/2-d maddesinde tanımlanan, anahtarla ya da diğer bir aleti anahtar gibi kullanarak kilit açmak suretiyle gerçekleştirildiğine ilişkin kanıtların nelerden ibaret olduğu da gösterilmeden, yalnızca yasa maddeleri yazılmak suretiyle karşılaştırma yapılması,
2-) Uzlaşma; uzlaşmazlığın taraflarının bu süreçte anlaştırılması ve anlaşmaları anlamına gelir. Uyuşmazlığın tarafı devlet olup, fail ve mağdur ise sujedir. Anlaşma,
uzlaşmada bunları taraf haline getirmektedir. Sujeler ancak uzlaşmada anlaşır. Fail ve mağdur karar sürecine katılmış olmakla, açıkladıkları irade esasa alınıp uyuşmazlık çözümlenmelidir. Uzlaşma kurumu onarıcı bir adalettir. Bu bağlamda somut olayda; 5395 sayılı yasanın 24. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nun 253 ve 254. maddeleri uyarınca yöntemine uygun olarak uzlaştırma girişiminde bulunulması gerektiği gözetilmeden sanığın suçu ve sorumluluğu kabul ederek zararı gidermediği biçimindeki yasal olmayan gerekçe ile uzlaşma hükümlerinin uygulanmaması,
3-) Yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş olması,
4-) Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY'nın 493/1, 61, 522, 55/3; 647 sayılı yasanın 4. maddeleriyle, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY'nın aynı suça uyan 142/1-b, 143, 31/3, 50/1-a; 151/1, 31/3, 50/1-a maddelerinde öngörülen cezaların alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddeleri ışığında; 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 24. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nun 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde 5237 sayılı Yasanın; gerçekleşmemesi durumunda ise, 765 sayılı Yasanın sanık lehine olduğunun gözetilmemesi,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2008/5530, K. 2010/9402, 15 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama