KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2009/11080 E., 2010/13937 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Yağma, kasten yaralama, hırsızlık malı almak
- Hüküm
- Kısmen beraat, kısmen mahkumiyet
Karar Metni
920 kelime·5 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık ... savunmanı tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'ı kasten yaralamak suçundan açılmış bir dava ve aynı suçtan kurulmuş bir hüküm bulunmadığı anlaşıldığından, tebliğnamenin ( III/1.) bölümünde yazılı görüş yönünden inceleme yapılmamıştır.
I- Sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile sanık ... hakkında katılan ...'a yönetik kasten yaralama suçundan kurulan beraat hükmü ve sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'a yönelik yağmaya kalkışma suçuna iştirak etmek suçundan hükmolunan beraat kararına yönelik incelenmede:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, katılan ... vekili ile sanık ... savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, tebliğnameye kısmen uygun olarak ONANMASINA,
II- Sanık ... hakkında katılanlar ..., ... ve yakınan ...'ye yönelik yağmaya kalkışma suçlarından; sanık ... hakkında katılan ...'e yönelik kendiliğinden hak almak suçuna iştirak suçlarından kurulan mahkumiyet hükmü ile sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik kendiliğinden hak almak suçuna iştirak suçundan zamanaşımı nedeniyle kamu davasının ortadan kaldırılmasına (düşmesine) yönelik kurulan hükmün incelenmesinde:
Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve sanık ... hakkında yağmaya kalkışma suçları yönünden duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen savunma doğrultusunda yapılan incelemede;
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 765 sayılı TCK'nın 498.maddesinde tanımlanan suç ile 495/1.maddesinde düzenlenen suç arasındaki en belirgin ayırım, suça konu paranın doğrudan doğruya mağdur tarafından tevdi veya teslimi olmayıp, mağduru istenilen parayı tevdi veya teslime mecbur bırakan tehdidin, yüzyüze ya da gıyapta yapılması, diğer yönüyle doğrudan veya dolaylı yapılıp yapılmadığı hususudur.
Telefonla yapılan ve kimin tarafından yapıldığı anlaşılamayan dolaylı tehdidin, mağdur üzerinde doğrudan yapılan tehdide göre daha fazla korku ve endişeye yaratacağı doğaldır. Somut olaylarda, katılanlara ve yakınana telefon açarak tehdit etmek suretiyle para isteyen sanık ..., mağdurlara önce kendini tanıtmış daha sonra tehdit ederek para istemiştir.
Sanığın mağdurlara önce kendini tanıtması ve çevrede bilinen kişilerden olması nedeniyle, telefonla yapılan tehditlerin "dolaylı tehdit" olarak nitelendirilemeyeceği ve istenilen paraların kime verileceğinin de bu şekilde öğrenilmesi sebebiyle, sanığın yağmaya kalkışma suçlarının (3 kez) 765 sayılı TCK'nın 495/1, 61, 522/1. (pek aşırı) maddelerine uyan suçları oluşturduğu gözetilmeden, yazılı biçimde hüküm kurulması,
2- Yağmaya kalkışma suçları için yapılan uygulamalarda, kalkışma nedeniyle cezalarda indirim yapılırken 765 sayılı TCK'nın 61. maddesinin hükümde yazılmaması,
3- Sanık ...'in katılanlar ... ve ... ile yakınan ...'ye yönelik yağmaya kalkışma suçlarında, adı geçen mağdurlara birden fazla telefon edip, tehditle para istemesi biçiminde gerçekleştirdiği her eylemde, suç kastını aynı paranın istenmesine özgülediği ve bu nedenle zincirleme suç hükmünü düzenleyen 765 sayılı TCK'nın 80. maddesinin uygulanamayacağı ve mağdur sayısı kadar yağmaya kalkışma suçlarının oluştuğu gözetilmeden, anılan Yasa maddesi ile cezalarda arttırma yapılması,
4- Yağmayla kalkışma suçları için yapılan uygulamalarda, 765 sayılı TCK'nın 522/1. (pek aşırı) ve 81/1. maddeleri ile cezalarda arttırma yapılırken hesap hatası sonucu fazla cezalara hükmedilmesi,
5- Sanık ...'in yağmaya kalkışma eylemlerine uyan 765 sayılı TCK'nın 495/1, 61, 522/1 (pek aşırı), 81/1. ( 3 kez ) maddelerine göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın aynı suça uyan 148/1, 35/2, 53/1-2-3. ( 3 kez ) maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezaların türü, alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddeleri ışığında, sanık yararına olması ve 5237 sayılı Yasa uyarınca değerlendirme ve uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması,
6- Sanık ...'in 1998 ya da 1999 yılında katılan ... ile kardeşi tanık ...'ün ortak olarak işlettikleri lokanta için et sattığı, sattığı bu etin parasını alamadığı, etin değerinin suçun işlendiği 2002 yılının Eylül ve Ekim aylarında 3 Milyar Türk Lirası olduğu halde, bu tarihlerde döviz kuruna göre 12 Milyar küsur Türk Lirası karşılığı olan 7500 Amerikan Doları'nı tehdit ederek katılan ...'den istediği, ...'nin 5 Milyar Türk Lirası verip sanıktan kurtulmayı düşündüğü ve bu miktarda parayı diğer sanık ...'in banka hesabına yatırarak sanık ...'ye gönderdiği,
parayı alan sanık ...'nin katılan ...'ye telefon ederek "senin borcun bitti, aslında senin bu işte günahın yoktu, ama git kardeşine sor" demek suretiyle alacağının 5 Milyar Türk Lirası'ndan fazla olmadığını açıkladığı anlaşılıp kabul edildiği halde, ilk aşamada alacağından çok fazla miktarda olan 7500 Amerikan Doları'nı tehditle istemesi ve sonra kendisine gönderilen 5 Milyar Türk Lirası ile yetinmesi biçiminde gerçekleşen eylemin tamamlanmış yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun vasıflandırılmasında yanılgıya düşülerek kendiliğinden hak almak suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
7- Zile Cumhuriyet Başsavcılığımın 30.07.2003 gün ve 2003/1093 hazırlık, 2003/467 esas, 2003/68 numaralı iddianamesinde, sanık ... hakkında "katılan ...'ı yağmalamaya kalkışmak" suçundan açılmış bir dava bulunmadığı, adı geçen sanığa yüklenen suçun "cürümden hasıl olan parayı kabul edip nakletmek" olarak nitelendirildiği ve sevk maddelerinin 765 sayılı TCK'nın 512/1 ve 522/1.maddeleri olarak gösterildiği halde;
hükümde, "sanığın eylemi için katılan ...'ı yağmalamaya kalkışmak iddiasıyla kamu davası açılmış ise de, sanık ...'nün eyleminin diğer sanık ...'nin kendiliğinden hak almak suçuna iştirak ettiği" biçiminde nitelendirildiği ve 765 sayılı TCK'nın 308/2, 65/3, 102/4, 104/2. maddeleri gereğince açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmesi suretiyle gerekçede ve hükümde karışıklığa neden olunması,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2009/11080, K. 2010/13937, 21 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama