KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2009/14595 E., 2010/10174 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
442 kelime·2 dk okuma·2 bölüm
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I- Sanık ... ... hakkında yapılan incelemede
Sanık ... ...'ın hırsızlığa kalkışma suçundan cezalandırılmalarına ilişkin Marmaris Asliye Ceza Mahkemesi’nin 20.05.2003 gün ve 2001/1101-2003/602 sayılı kararı, davanın diğer sanıkları ... ve ... savunmanının temizi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nce incelenerek, 5252 sayılı Yasanın 9.maddesi gereğince lehe yasanın değerlendirilmesi gerekçesiyle bozulmuş ve bozmanın temyiz isteği olmayan sanık ... ...'a da yansıtılmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme bozmaya uyarak yaptığı yargılama sonucunda 27.07.2006 gün ve 2006/90-2006/333 sayılı kararı ile sanık ... ...'ın 765 sayılı TCK'nın 491/4-son,61,522/1,59/2,647 sayılı Yasanın 4/2 ve 6.maddeleri uyarınca 264 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine hükmetmiştir.Mahkemenin bu hükmü sanık ... ... ve diğer sanıklar ... ve ... savunmanları tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Temyiz davasının açılabilmesi için bu konuda bir isteğin bulunması gerekir. Sanıklardan birinin temyiz istemi, diğerinin de istemi yerine geçmez. Kanun yoluna başvuru talebi yoksa verilen karar kesinleşerek, kesin olmanın hukuki sonuçlarını doğurur. Temyiz etmeyen sanığın, hükmü temyiz edenlerden daha ağır bir ceza ile cezalandırılması adalete aykırı olduğundan, yasa koyucu, adli yanılgıları önleme ve adaleti sağlamak için genel kurallardan ayrılmış; temyiz isteminde bulunulmuş gibi inceleme yapılmasında yarar görmüş ve “bozmanın sirayeti” müessesesini kabul etmiştir. Sirayetin söz konusu olduğu durumlarda, bozma ilamı üzerine verilen uyma
Kararı ile temyiz etmemiş sanık duruşmaya çağırılarak (lehe bozmalarda tebligat yapılarak) hakkındaki kesin hüküm kaldırılıp yeniden hüküm kurulması gerekmektedir.
1412 sayılı CMUK’nın 325. maddesine göre, sanık bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır. Ancak, temyiz etmişcesine faydalanmanın kabul edilmesi, bu kimsenin bozmadan sonra yeniden verilecek yeni ve son kararı da temyiz edebilmesine olanak tanımamaktadır. Çünkü sirayet, yasa gereği kabul edilmiş bir haldir. Bu bağlamda sanık sadece bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır.
Hal böyle olunca,
Sanık ... ... için hırsızlığa kalkışma suçundan kurulan 20.05.2003 tarihli ilk hüküm temyiz edilmeden kesinleştiğinden ve sirayet müessesesinin yasal sonucu gereği Marmaris Asliye Ceza Mahkemesi’nin 27.07.2006 gün ve 2006/90-2006/333 sayılı kararı ile kurulan hükmü temyiz etme olanağı bulunmadığından, sanık savunmanlarının bu konudaki isteklerinin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi gereğince, tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE,
II- Sanıklar ... ve ... hakkında yapılan incelemede
Sanıkların eylemine uyan ve 765 sayılı TCK’nın 491/4-son ve 61.maddelerinde tanımlanan hırsızlığa kalkışma suçunun aynı Yasanın 102/4.maddesinde öngörülen 5 yıllık olağan zamanaşımına bağlı olduğu ve suçun işlendiği 19.10.2001 tarihinden incelemenin yapıldığı tarihe kadar 104/2.maddesinde belirtilen 7 yıl 6 aylık sürenin geçmiş bulunması,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2009/14595, K. 2010/10174, 21 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama