KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2009/16026 E., 2013/4329 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mart 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık, hırsızlığa teşebbüs
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
496 kelime·2 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Sanıklar hakkında yakınan ...’e yönelik hırsızlık eylemleri ile ilgili kurulan hükmün incelenmesinde;
Sanıkların eylemlerine uyan 765 sayılı TCK’nın 492/1, 102/4, 104/2. maddelerine göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın aynı suça uyan 142/1-b, 143, 116/2-4, 151/1, 66/1-e, 67/4. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddeleri ışığında, zamanaşımı bakımından 765 sayılı Yasa hükümlerinin sanık yararına olması ve aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık sürenin suçun işlendiği 11.06.2001 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
II-Sanıklar hakkında yakınan ...’e yönelik eylemleri sebebi ile kurulan hükümlerin incelenmesine gelince
Sanık ...’ın Adli sicil kaydına göre eski hükümlükleri bulunması, sanık ... yönünden erteleme ile ilgili yapılan değerlendirmede suç işlemeyeceği yönünde
kanaat oluşmadığı gerekçesi ile talebin reddine karar verildiği ve bunun da 5271 sayılı CMK’nın 231/6-b maddesi uyarınca aranan subjektif şartlardan olduğu dikkate alındığında,
Sanıklar hakkında karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
5237 sayılı TCY.nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY.nın 493/2. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, gece vakti yakınanın market dükkanına kapı kilidini kırıp girdikten sonra içerideki çekmecede buldukları anahtar ile çelik kasayı açarak hırsızlık suçunu işleyen sanıkların eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 142/2-d, 143. maddelerinin yanı sıra anılan yasanın 116/2-4, 119/1-c, 151/1. maddelerine uyan birden fazla kişi ile geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu halde bu suçlarla ilgili bir uygulama yapılmaması ve sanıkların eylemi TCK.nın 37.maddesi kapsamında kaldığı halde aynı Yasanın 39.maddesi ile uygulama yapılarak noksan ceza tayini, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış,
Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCY’nın 53. maddesindeki haklardan yoksun bırakılmalarına karar verilmemeside, hükümlülüğün yasal sonucu olarak infaz aşamasında dikkate alınması olanaklı görülmüştür.
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Suçu birlikte işleyen sanıklardan neden oldukları yargılama giderlerinin “ayrı ayrı” yerine, "müteselsilen” alınmasına hükmedilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2.maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2009/16026, K. 2013/4329, 7 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama