KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2009/17783 E., 2010/14709 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suçlar
- Hırsızlık, Konut dokunulmazlığını ihlal, mala zarar verme
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
614 kelime·3 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilerek Yargıtay 9.Ceza Dairesinin 29/06/2009 tarihli görevsizlik kararı ile Dairemize gönderilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I- Sanık ... hakkında işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre sanık ... ve savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
II- Sanık ... hakkında hırsızlık ve kamu malına zarar verme sanıklar ..., ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlerin incelenmesine gelince,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 5237 sayılı Yasının 61. maddesiyle cezanın belirlenmesinde, izlenmesi gereken yöntem açık ve denetime imkan tanıyacak bir biçimde ortaya konulmuştur.Buna göre somut olayda ilgili suç tanımında belirtilen cezanın alt ve üst sınırı arasında ceza tayin edilirken cezanın belirlenmesine ilişkin madde hükmündeki ölçütler dikkate alınacaktır.Bu düzenleme ile soyut gerekçelerle cezanın alt ve üst sınırdan belirlenmesi şeklindeki yanlış uygulamanın önüne geçilmek istenmiştir.Bu açıklamalar ışığında bir suçtan dolayı TCK’nun 61. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar göz
önünde bulundurulacak ve somut gerekçeler de belirtilmek suretiyle kanundaki cezanın alt ve üst sınırı arasında takdir hakkı kullanılacaktır.Ayrıca temel ceza belirlenirken aynı Yasanın 3. maddesinin birinci fıkrasındaki ” Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.” şeklindeki hüküm de gözetilmek zorundadır.
Hakimin temel cezayı belirlerken değindiği gerekçesi suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçları, işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksirine dayalı kusurunun ağırlığı,
failin güttüğü amaç ve saik ile dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde yerinde ve yeterli olmalıdır.Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan cezanın şahsileştirilmesi kuralının da amacı ceza ve sanık arasında uygun dengeyi sağlamaktır.İki sınır arasında cezayı belirleme hakime ait ise de bu yetkinin kullanılmasında adalet ve nesafet kurallarına bağlı kalınması bu bağlamda suçun işleniş şekli, önemi, sebepleri, kanun ve nizamlara muhalefet derecesi, kastın yoğunluğu, sanığın sosyal durumu,
geçmişi,topluma kazandırılması hususlarının göz önünde tutulmasının yanında bu konudaki gerekçenin dosya ile uyumlu olması zorunludur.Sanığın arkadaşlarıyla birlikte yakınanın işyerinin kapı kilidini kırarak içeriden hırsızlık yapması biçiminde gelişen somut olayda, yerinde olmayan gerekçe ve soyut ifadelerle sanık ... için, mala zarar verme suçu yönünden işlenen fiilin ağırlığıyla orantısız şekilde, üst sınıra yakın ceza tayini,
2- Hırsızlık suçuna ilişkin olarak temel ceza sanık ... için alt sınırdan, sanıklar ... ve ... için ise, eylemin ağırlığıyla orantılı şekilde belirlendiği halde, suçun gece işlenmesi nedeniyle, 5237 sayılı Yasanın 143. maddesiyle yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeden, en üst hadden artırım yapılması,
3- Yakınanın 07.05.2008 tarihli oturumda zararının karşılanmadığını ifade etmesine karşın, karardan sonra, sanık ...’nin temyiz dilekçesine ekli olarak gönderilen yakınana ait 30.04.2008 tarihli dilekçede ise zararının anılan sanığın babası tarafından karşılandığını belirttiğinin anlaşılması karşısında; bu durumun şüpheye yer vermeyecek biçimde araştırılarak, zarar karşılandı ise hangi aşamada karşılandığının da belirlenerek sonucuna göre 5237 sayılı TCK’nun 168. maddesiyle uygulama yapılıp yapılmayacağının tartışılması zorunluluğu,
4- Sanıklar ... ve ...’ın diğer sanık ve evrakı ayrılan sanıklarla birlikte, aynı kast ve irade birliği içinde hareket ederek yüklenen suçları işlediklerinin anlaşılması nedeniyle; hırsızlık suçunun yanı sıra mala zarar verme, işyeri dokunulmazlığını bozma suçlarından da cezalandırılmaları gerektiğinin düşünülmemesi,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2009/17783, K. 2010/14709, 30 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama