KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2009/18510 E., 2010/20355 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Yağma
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
504 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre sanık ... ve savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün istem gibi ONANMASINA, 14.12.2010 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Olay gecesi sanık ...'un diğer sanık ... birlikte, mağduru, bıçakla tehdit ederek cebinde bulunan parasını ve cep telefonunu istedikleri, mağdurunda, korkarak cebinde bulunan 120 lira parası ile cep telefonunu verdiği, olay yerinden ayrılmadan, sanığın, 120 liranın 20 lirası ile cep telefonunun sim kartını çıkararak mağdura iade ettiği olayda;
Çözülmesi gereken sorun; sanık ...'in, mağdurdan almış olduğu 120 liranın 20 lirası ile cep telefonun sim kartını geri vermesinin etkin pişmanlığa dayalı
kısmî iade kabul edilip edilmeyeceği, buna bağlı olarak ta, mağdurdan rızası olup olmadığı sorulup, sonucuna göre, hakkında, TCK.nun 168.maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Yerel mahkeme aşamasında, mağdurun kısmi iadeyi kabul edip etmediği sorulup, kararda bu hususun değerlendirilmesi cihetine gidilmediği; sonuç olarak TCK.nun 168.maddesindeki etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışmasız bırakıldığı görülmektedir.
Yüksek çoğunluk tarafından, yerel mahkemenin söz konusu kararı bu şekliyle yerinde ve doğru bulunarak onanmıştır.
Biz, yukarıda ortaya koyduğumuz sorun çerçevesinde, kısmi iade nedeniyle mağdurdan rızası sorularak sonucuna göre, TCK.nun 168.maddesindeki etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılmamasını, eksik araştırma ve inceleme olarak gördüğümüzden ve bu gerekçeyle hükmün bozulması düşüncesinde olduğumuzdan, Yüksek Çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz,
Şöyle ki;
Somut olayda, iki sanığın geceleyin bıçak tehdidi ile mağdurun 120 lira parasını ve cep telefonunu aldıkları ve suçun bu şekilde sübuta erdiği noktasında bir tartışma yoktur.
Ancak, sanık ...'un, mağdurdan aldığı 120 liranın 20 lirasını ve cep telefonun sim kartını olay mahallinden ayrılmadan, tekrar mağdura iade ettiği hususu, mağdurun başından beri bütün aşamalarda verdiği ifadeleleri ile doğrulanmış olup, mahkemece bu konu, etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde hiç bir değerlendirmeye tabi tutulmamıştır. Oysaki, sanığın, üzerinde herhangi bir baskı bulunmadığı hâlde, hür iradesi ile yağma suçunun konusunu oluşturan 120 liranın 20 lirasını ve cep telefonunun sim kartını olay mahallinde geri vermesi, etkin pişmanlığının bir göstergesidir. Sanık bunları geri vermeyebilirdi; çünkü kendisini bunları geri vermeye zorlayan pişmanlığının dışında başka bir etken ve sebep bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, pişmanlık iç dünyayla ilgili bir durum olup, kişinin iç dünyasına girerek, bunu belirleme imkânı bulunmadığından, biz, ancak, dış dünyaya yansıyan davranışlarına bakarak, sanıkların pişmanlık duyup duymadıklarının tespitini yapabiliriz. Yukarıda da açıkladığımız gibi sanığın dış dünyada kendisini zorlayan hiç bir neden olmadığı hâlde, hür iradesi ile kendiliğinden yağmaladığı eşyanın bir
kısmını geri vermesi şeklinde gerçekleşen hareketinin, etkin pişmanlığın bir ifadesi olduğu kanaatindeyiz. Aksi durumda, TCK.nun 168.maddesinin uygulanamaz hâle geleceği düşüncesindeyiz.
Bu nedenle, mahkemenin öncelikle bu açıdan değerlendirme yapıp, mağdurdan, kısmî iadeye rızası bulunup bulunmadığını sorması ve sonucuna göre, TCK.nun etkin pişmanlık hükmünü düzenleyen 168.maddesinin sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağını tartışarak, değerlendirmesi ve hüküm altına alması gerekirken, bunu yapmaması, eksik araştırma ve inceleme olup, hükmün bu gerekçe ile bozulması görüşünde olduğumuzdan, Yüksek Çoğunluğun onama kararına katılmıyoruz.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2009/18510, K. 2010/20355, 14 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama