KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2009/20384 E., 2010/14207 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Yağma
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
409 kelime·2 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Suç tamamlandıktan sonra failin pişman olması durumunda suç sonunda elde edilen eşyanın iade edilerek veya mağdurun zararının giderilmesi halinde etkin pişmanlıktan söz edilecektir. Anılan koşul yerine getirilirken duyulan pişmanlığın mutlaka sözle ifade edilmesi zorunluluğu bulunmayıp söz ve/veya davranışlar yoluyla ifade edilmesi olayın özelliğine göre olanaklı olabilecektir.
İade veya tazmin hususunun gerçekleşmesi fail tarafından suçun kabul edildiği anlamına da gelmez, yeter ki failin iadeyi serbest iradesiyle gerçekleştirdiği sabit olsun.
Fail veya ortağı iade veya tazmini doğrudan mağdura yapacakları gibi mağdura ulaştırması muhtemel kişiler aracılığı ile de mağdura veya mağdura ulaştırması muhtemel kişilere de yapılmasının olanaklı olduğu, iadenin kabul etmemesinin düşünülemeyeceği yasa normu gereği olduğu dikkate alınarak somut olaya gelince;
09/03/2007 tarihinde sanıkların yakınanlara ait telefonları yağmaladıkları 14/03/2007 tarihinde 17.15 sıralarında yakınan ...’ın sanıkları görüp kolluk görevlilerine yakalattığı, aynı tarihli teşhis tutanağı içeriğine göre yakınanların çoklu ortamda sanıkları duraksamasız teşhis ettikleri 13/02/2009 tarihine kadar iade veya tazmin hususunda sanıklar ve yakınanların herhangi bir anlatımının bulunmadığı, 13/02/2009 tarihli oturumda ise;
yakınanların, suça konu telefonların yerlerine sanıkların aileleri tarafından başka telefonların verildiğini ancak eylemi gerçekleştiren kişilerin sanıklar olmadıklarını düşündükleri için telefonları iade ettiklerini beyan etmeleri, sanık ...’ın da aynı oturumda suçu kabul etmemesine rağmen ailesinden mağdurları bulup zararlarını karşılamasını istediğini, o nedenle telefonları yakınanlara verdirdiğini, ancak kabul etmediklerini belirtmesi karşısında;
olaydan sonra yakalanıp tutuklanan sanıkların hiçbir etki altında kalmadan tamamen serbest iradeleri ve girişimleriyle fakat ceza evinde olmaları nedeniyle aileleri tarafından olay sırasında yakınanlardan yağmalanan telefonların bir benzerlerini iade ile kişilerin zararlarını mümkün olduğunca azaltmak suretiyle gidermeye yönelik çalışmaları, yakınanlarda bilahare oluşan bir takım duraksamalar nedeniyle tazmine konu eşyanın geriye verilmesiyle sonlandığı,
birbiriyle örtüşen yakınanların anlatımları ve sanık savunmaları ile sabit olan olayda zararı giderme iradesinin de bizzat duyulan bir pişmanlık olduğu dikkate alınarak sanıklara yasal koşullar sağlandıktan sonra sonucuna göre 5237 sayılı TCK.nun 168. maddesinin sanıklar lehine takdiri gerektiği gözetilmeden bizzat pişmanlık göstermedikleri biçiminde yasal olmayan gerekçe ile hüküm kurulması,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2009/20384, K. 2010/14207, 21 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama