Siirt Asliye Ceza Mahkemesinin 13.06.2003 günlü, 2001/388 esas ve 2003/432 karar sayılı hükümlülük kararı sanık ... tarafından temyiz edilmeksizin adı geçen sanık yönünden kesinleştiği, anılan karar sanık ... savunmanının yasal süresi içerisindeki temyizi üzerine, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 18.10.2005 günlü kararı ile, 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına, bozmadan, “hükmü temyiz etmeyen sanık ...’ün de yararlandırılmasına” denilerek bozulmasına karar verildiği ve Mahkemece yeniden yargılama yapılıp bozmaya uyularak,
bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen anılan sanık da yararlandırılarak 22.04.2008 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da. 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesinin düzenleniş amacının, aynı konumda olan sanıkların farklı ceza almalarını önlemek ve kararlar arasında çatışmayı önlemektir.
Bu açıklamalar ışığında, hükmün, diğer yönleri incelenmeden bozulmasından, hükmü temyiz etmeyen sanıkların yararlanma olanağı bulunmadığı gibi somut olayda da 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesinin uygulama koşullarının bulunmadığı,
sanık ... hakkında verilen 13.06.2003 günlü, 2001/388 esas ve 2003/432 karar sayılı hükümlülük kararı kendisi yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün ve 2007/125-2007/186 sayılı kararında da açıklandığı üzere, bozma ilamı sonrasındaki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlü ... hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren sanık ... hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip,
5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca adı geçen sanık (hükümlü) hakkındaki davanın ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ...’ün temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 27.10.2011 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.