KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2009/29106 E., 2012/24712 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2012
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Yağmaya kalkışma
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
714 kelime·4 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden yada mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Malın alınması veya verilmesini temin için zilyetin üzerinde cebir ve tehdit kullanılmaktadır.
Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamakta bulmasında ve bu durumda failin malı doğrudan alması söz konusudur. Yani mağdur malı teslim etmektedir. Bu suçla yalnızca korunan hukuki değer mal varlığı değil, aynı zamanda kişi özgürlüğü ve vücut dokunulmazlığıdır. İcrai hareketle işlenebilen bir suç tipidir. Yağma suçunun maddi unsuru hareket kısmıdır.
Kullanılan cebir ve tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkartmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir. Tehdit muhatabın üzerinde zorlama etkisinin hali hazırda bedensel tesir eden zorlama ile değil gelecekte belirtilen manevi bir zorlama, korkutmayla oluşmasıdır. Ciddi tehdidin objektif olarak ciddi görünüm uyandırması ve tehdit edilen tarafından ciddiye alınması da gerekir.
Yağma suçunda tehdit şahıs veya malvarlığına ilişkin ve kişiyi büyük bir tehlikeye düşürecek ağırlıkta bulunması gerekir. İşte bu konumdaki tehdit yağmanın elverişli zorlama aracı olmaktadır.
Dolayısıyla hafif bir tehlikeyle tehdit yani şahsen ve malen büyük bir tehlike oluşturmayan tehditler yağma cürümünün oluşması bakımından yeterli değildir. Tehlikenin büyük olup olmadığı daha çok fiili bir mesele olup, tehdidin yönlendirilmiş olduğu şahıs, yer ve zaman da göz önüne alınarak her somut olayda nicelik incelemesi gerekmektedir. Ayrıca tehditte belirtilen tehlike neticeyi meydana getirmiş ise bu da büyük sayılmalıdır. Ancak tehdit edilen kötülük ile malın teslimi arasında oran yoksa yine yağma suçundan bahsedilemez.
Bilindiği üzere subjektif sorumluluğun ilk şekli olan kast 5237 sayılı TCK.nın 21. maddesinde yer almıştır. Kast suçun maddi unsurlarını bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi olarak tanımlanmıştır. O halde bilme ve isteme kastın unsurlarıdır. Kast kişi ile işlediği suçun maddi unsurları arasında psikolojik bağı da ifade etmektedir. Hareket ve kast birlikte olmalıdır.
Failin iç dünyasını ilgilendiren kast; failin olay öncesi iç dünyasını, olay sırası veya olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenebilir. Sanığı harekete geçiren etken saik psişik olgunun irade aşamasıdır. Sosyal ilişkilerin ve dışa vurmuş hareketlerin disiplini olan hukuk, ceza normunun ihlaline etki yapmadıkça failin zihni ve ... durumu ile uğraşmaz. Suçun işlendiği zaman failin öngörü ve irade ile hareket etmiş olması yeterlidir.
Failin iç dünyasını ilgilendiren kastın niteliğini belirlemeyi bilmesi için dış dünyaya yansıyan davranışlardan hareketle sonuç çıkarmak olanaklıdır. Bu bağlamda failin olay öncesi, olay sırasında ve olay sonrası davranışları kastın belirlenmesinde ölçü alınır. Kişilerin içinde bulundukları psikiyatrik koşullarda yaşamlarının her alanında oransız endişe duymalarına neden olmaktadır. Çevresel bazı faktörler insanı modellemekte suç korkusu da bundan nasibini almaktadır.
Toplumdaki şiddet eylemleri de genel güvensizlik duygusunu etkilediği de bir gerçektir. Ceza adalet sistemi suç korkusunun ekonomik, sosyal mahiyetini azaltma suçluyu cezalandırmak aynı kişideki insanı da kazanmak olduğu gerçeği dikkate alındığında, somut olayımıza gelince.
Sanığın olay günü 11:00 sıralarında katılan ...'ın babasının işlettiği kuyumcu iş yerine gelip iki adet çeyrek altın alacağını belirterek babasını sorup iş yerine çağırmasını isteyip iş yerinden ayrıldığı, kısa bir süre sonra tekrar geldiği, katılan babasına cep telefonundan ulaşamadığını belirtince sanığın katılandan çay söylemesini isteyip iş yerine oturduğu, katılan “abi burası küçük yer yanlış anlaşılabilir çayını dışarıda iç” diye söylemesi üzerine buna sinirlenen ve kafasını sallayıp sert bir şekilde katılana bakan sanığın iş yerinden ayrıldığı,
10-15 dakika sonra tekrar geldiğinde üzerinde taşıdığı poşete sarılı kuru sıkı tabancayı çıkartıp, hiçbir şey söylemeden katılanın karnına dayadığı, katılanın bağırarak yardım istediği, bu sırada sanığın koltukta oturan katılanın üzerine abanarak “sus bağırma” diye ağzını kapatmaya çalışıp silahı
kafasına dayadığı, katılanın yardım isteğini duyan iş yeri komşuları tanıklar ...'ın gelerek sanığı, yakınanın üzerinden kaldırıp, elindeki kurusıkı tabancayı aldıkları, bu arbede esnasında sanığın olay yerinden kaçtığı, tüm olaylar sırasından sanığın katılandan altın, para veya başka maddi menfaat talebini içeren söz ve/veya eylemde bulunmadığı, çay içme isteğine aldığı olumsuz yanıt üzerine kontrolsüz güç kullanma şeklinde gelişen eyleminin kasten yaralama ve tehdit suçları kapsamında kaldığı düşünülmeden sanık tarafından işlenen suçun hukuki vasfında yanılgı ile yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde uygulama yapılması,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2009/29106, K. 2012/24712, 18 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama