KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2009/9697 E., 2010/15021 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2010
Karar Metni
502 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçundan sanık ...’nın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 493/1, 522, 55/3, 59/1, 647 sayılı Cezaların Infazı Hakkında Kanun’un 4. maddeleri uyarınca 1.800 yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52/4. maddesi uyarınca para cezasının 6 eşit taksitte birer ay ara ile tahsiline, taksitlerden birisinin ödenmemesi halinde kalan ödenmeyen para cezasının hapis cezasına çevrilmesine dair DİYARBAKIR 2. Çocuk Mahkemesinin 14/11/2008 tarihli ve 2007/521 esas, 2008/355 sayılı sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 04/03/2009 gün ve 12452 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31/03/2009 gün ve KYB/64951 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 30.04.2009 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
(5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesinde yer alan “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” şeklindeki düzenleme ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak,
ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme karşısında, sanık lehine olarak tespit edilen 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun tüm hükümleri ile 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un bir bütün olarak olaya uygulanması gerekeceği ve bu durumda sanık hakkında hükmedilen adli para cezasının taksitlendirilmesinin de 647 sayılı Kanun hükümleri nazara alınarak yapılması gerektiği gözetilmediği gibi, 647 sayılı Kanun’un 5/7. maddesi uyarınca 18 yaşından küçük çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde,
bu cezanın hapse çevrilemeyeceğinin nazara alınmamasında isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de;
TÜ RKMİLLETİADINA
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre;
1- Diyarbakır 2.Çocuk Mahkemesinin 14.11.2008 tarih ve 2007/521 esas 2008/355 sayılı kararı ile, sanık ...'nın ve savunmanın yokluğunda ‘bugünden itibaren 7 gün içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere’ şeklinde yazılması suretiyle, yasa yoluna başvuru şekli, T.C.
Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 232/6 ve 291.maddelerinde yöntemine uygun olarak gösterilmediğinin anlaşılması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.12.2008 gün ve 2008/6-258-240 sayılı kararı uyarınca anılan hükmün kesinleşmediği ve yasa gereği de kesin olmadığı, kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay’dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği gözetilerek, Diyarbakır 2.Çocuk Mahkemesinin hukuki değerden yoksun bulunan 24.12.2008 gün ve 2007/521 esas, 2008/355 sayılı temyiz isteminin reddine ilişkin kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
Diyarbakır 2.Çocuk Mahkemesinin 14.11.2008 tarih ve 2007/521 Esas 2008/355 karar sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2009/9697, K. 2010/15021, 4 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama