KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2010/20084 E., 2011/47790 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2011
Karar Metni
529 kelime·3 dk okuma
Gasp suçundan sanık ...’in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 497/1, 59/2. maddeleri gereğince 12 yıl 6 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/02/2003 tarihli ve 2002/309 esas, 2003/33 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, sanığın anılan Kanun’un 149/1-c-h, 62/1. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
aynı Kanun’un 53/1-2. maddeleri uyarınca aynı Kanun’un 53/1-a, b, c, d, e madde ve bentlerindeki hakları kullanmaktan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yasaklanmasına dair, aynı Mahkemenin 03/04/2006 tarihli ve 2006/58-64 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığının 07.01.2010 gün ve 2010/73 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 30/06/2010 gün ve KYB.2010161940 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 05.07.2010 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
(Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Kanun’un 53/1. maddesinin (c) bendindeki kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverilme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fikrasına aykırı davranılmasında isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de;
08.12.2009 tarih, 2008/15790 esas ve 2009/16155 karar sayılı kararımızla “hükümlü ... hakkındaki ilk hükmün Dairemizce onanarak kesinleşmesinden sonra, Cumhuriyet Savcılığınca istemde bulunulması üzerine Mahkemece duruşma açılarak hükümlüye bilgisi dışında 5271 sayılı CMK’nun 150/3. maddesi uyarınca Mahkemenin istemi üzerine Baro tarafından savunman atandığı, bu savunmanın duruşmaya katıldığı ve yüzüne tefhim olunan karara karşı yasa yoluna başvurmadığının anlaşılması karşısında;
kendisine zorunlu savunman atandığından hükümlünün haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu savunmana yapılan tefhim veya tebliğ kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmaz. Bu durumda hükmün sanığın kendisine de tebliğ edilmesi ve sanık tarafından temyiz dilekçesinin verilmesi halinde, temyiz isteminin kabul edilmesi gerekmesi ve kesinleşmeyen hükümlere karşı yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulamayacağından;
1-) İzmir 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 03.04.2006 tarih ve 2006/58-64 sayılı ek kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE,
2-) İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 07.05.2008 günlü yazısında söz edilen sanığın “temyiz süresini kaçırdığını, bu nedenle yasa yararına bozma yoluna gidilmesini” istediği dilekçesi eklendikten,
3-) Hükümlü ...'e anılan kararın, her türlü kuşkuyu kaldıracak ifadeyle başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve yöntemini tam bir netlikle ifade eden yeni bir bildirimi içerir açıklamalı davetiye ile yöntemince tebliğ edilip, buna ilişkin belge ve sunarsa temyiz dilekçesi de eklendikten ve esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine,” karar verildiği halde, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 07.05.2008 günlü yazısında söz edilen sanığın “temyiz süresini kaçırdığını,
bu nedenle yasa yararına bozma yoluna gidilmesini” istediğini belirttiği dilekçesi araştırılıp eklenmeden ve anılan karar da, “başvurabileceği yasa yolunun temyiz, merciinin ilgili Yargıtay Ceza Dairesi, sürenin ve başlangıcının kararın tebliğinden itibaren bir hafta, başvurunun kararı veren Mahkeme ya da dengi diğer bir Mahkemeye dilekçe ya da tutanak yazmanına sözlü olarak yapılabileceği” hususlarını gösterir biçimde açıklamalı davetiye ile yöntemince sanık ...'e tebliğ edilmeden dosyanın gönderildiğinin anlaşılması karşısında;
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/20084, K. 2011/47790, 6 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama