KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2010/5808 E., 2013/549 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ocak 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık, İşyeri dokunulmazlığını bozmak
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
482 kelime·2 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık ... hakkında yakınan ...'a yönelik hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından; sanıklar ... ve ... hakkında yakınan ...'ye yönelik hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suıçlarından kurulan hükmün incelenmesinde:
Sanık ... hakkında yakınan ...'e yönelik; sanıklar ... ve ... hakkında ise yakınan Ramazan'a yönelik gece vakti işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan hüküm kurulmasına rağmen, uygulama maddesinin TCK'nın 116/2-4 maddesi yerine aynı Yasa'nın 116/1-4 maddesi olarak gösterilmesi yerinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiş,
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkındaki Yasa'nın 108/2. maddesi uyarınca sanık ... hakkında mükerrirlik uygulamasına adli sicil kaydındaki tekerrüre esas en ağır cezanın dikkate alınması gerektiğinin düşünülmemesi,
Yakınan ...'e ait işyerine sanık ...'in yanında bulunan kişiler ile birlikte; yakınan ...'ye ait işyerine ise sanıklar ... ve ...'in birlikte girmeleri şeklinde gerçekleşen olayda, TCK'nın 119/1-c maddesi ile uygulama yapılmaması kanuna aykırı ise de karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Ancak;
Sanıklar ... ve ...'in sabit kabul edilen birden ziyade kişi ile işyeri dokunulmazlığını ihlal eylemleri nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamı dışında kalan bir cezanın hükmolunması gerekirken, yanılgılı uygulama sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilme sınırı içerisine giren bir cezanın verilmesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Aksi halin, sanıkların; önceki yanılgılı uygulama
sebebiyle ortaya çıkacak sonuçtan ikinci kez yararlandırılmasının sağlanmasına, hakkaniyete aykırı sonuçlar doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açacağını belirten Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.03.2008 gün ve 2008/6-47 esas-2008/43 sayılı kararı gereğince, sanıklar hakkında 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231/5-14.maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmış,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanıkların, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması;
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar savunmanlarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/5808, K. 2013/549, 17 Ocak 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama