KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2010/7514 E., 2013/7491 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Nisan 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık malı satın almak
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
581 kelime·3 dk okuma·2 bölüm
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I- Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesine gelince
Sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK.nun 165/1.maddesindeki hırsızlık malı satın almak suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, suç tarihi itibariyle 12-15 yaş grubunda olan sanık hakkında aynı Yasanın 66/1-e, 67/4, 67/2. maddelerinde belirtilen 6 yıllık genel dava zamanaşımının, suç tarihi olan 21/08/2006 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
I- Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde
Adli sicil kaydına göre kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan sanık hakkında, hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231/5-14.maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Ceza güvenlik tedbirinin asıl amacı suç mağdurunun zararını gidermek değil, ceza siyaseti açısından suç mağdurun zararının karşılanmasını mümkün kılabilmektir. Bu bakımdan mağdurun korunması amacıyla kısa süreli hapis cezası ile mağdurun zararının karşılanmasına yer verildiği gibi, hapis cezasının ertelenmesi, mağdurun uğradığı zararın karşılanması koşuluna bağlanabilmektedir.
“Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar” başlığı altında 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesinde düzenleme getirilmiştir.
Buna göre;
(1) Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre;
a) Adlî para cezasına,
b) Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesine,
c) En az iki yıl süreyle, bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmeye,
d) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya,
e) Sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş olması durumunda; mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanmaya, f) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya, çevrilebileceği belirtilmiştir.
Bu bağlamda;
Söz konusu mahkemece “Sanık hakkında verilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın, sanığın kişiliği, ekonomik ve sosyal durumu, suçun işlenmesindeki özellikler ile cezanın caydırıcı ve ıslah edici rolü dikkate alınarak 5237 sayılı Yasanın 50.maddesinde yazılı adli para cezasına veya başkaca bir tedbire çevrilmesine takdiren yer olmadığına” şeklinde karar verildikten sonra, bu kez “Sanık hakkında verilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın sanığın kişiliği, ekonomik ve sosyal durumu ile suçun işlenmesindeki özelliklere göre 5237 sayılı TCK.nun 50/1-b maddesi gereğince mağdurun 200.00.-YTL zararını karşılaması ve suçtan önceki hale getirme seçeneğine çevrilmesine” denilerek hükümde çelişki oluşturması,
Kabule göre de;
2- Zararın fail tarafından üstlenilmemesi, motosikletin kendisine diğer sanık ... tarafından hasarlı bir şekilde verildiğini ve bu şekilde mağdura teslim ettiğini söylemesi karşısında; zarardan ne şekilde sorumlu olduğu saptanıp, sonucuna göre, hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/7514, K. 2013/7491, 8 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama