KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2010/924 E., 2012/22245 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
477 kelime·2 dk okuma·2 bölüm
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanıklar hakkında, birlikte hareket etmek suretiyle gece vakti konut dokunulmazlığını bozmak suçundan, zamanaşımı içinde yerinde işlem yapılması olanaklı kabul edilmiştir.
I- Sanık ... hakkında yapılan incelemede
Yasal süresinden sonra temyiz başvurusunda bulunan sanık ... savunmanının bu konudaki isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi gereğince, tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
II- Sanık ... ve ... hakkında yapılan incelemede
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı Yasanın 61. maddesiyle cezanın belirlenmesinde izlenmesi gereken yöntem, açık ve denetime imkan tanıyacak bir biçimde ortaya konulmuştur. Buna göre somut olayda ilgili suç tanımında belirtilen cezanın alt ve üst sınırı arasında ceza tayin edilirken cezanın belirlenmesine ilişkin madde hükmündeki ölçütler dikkate alınacaktır. Bu düzenleme ile soyut gerekçelerle cezanın alt ve üst sınırdan belirlenmesi şeklindeki yanlış uygulamanın önüne geçilmek istenmiştir. Bu açıklamalar ışığında bir suçtan dolayı TCK’nın 61. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken, söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar göz önünde bulundurulacak ve somut gerekçeler de belirtilmek suretiyle
kanundaki cezanın alt ve üst sınırı arasında takdir hakkı kullanılacaktır. Ayrıca temel ceza belirlenirken aynı Yasanın 3. maddesinin 1 inci fıkrasındaki “suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki hüküm de gözetilmek zorundadır.
Hakimin temel cezayı belirlerken değindiği gerekçesi, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçları, işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksirine dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik ile dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde yerinde ve yeterli olmalıdır.
Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan cezanın şahsileştirilmesi kuralının da amacı ceza ve sanık arasında uygun dengeyi sağlamaktır.
İki sınır arasında cezayı belirleme hakime ait ise de, bu yetkinin kullanılmasında adalet ve nesafet kurallarına bağlı kalınması ve bu bağlamda; suçun işleniş şekli, önemi, sebepleri, kanun ve nizamlara muhalefet derecesi, kastın yoğunluğu, sanığın sosyal durumu, geçmişi, topluma kazandırılması hususlarının göz önünde tutulmasının yanında, bu konudaki gerekçenin dosya ile uyumlu olması da zorunludur.
Sanıklardan ... ve ...'nin araç içerisinde beklediği sırada, sanık ...'in saat 19.50 sıralarında mağdurun evinin açık balkon kapısından içeri girerek çantasının içindeki 1 adet çeyrek altını alıp, balkondan atlayarak kaçmak istediği sırada vatandaşlarca görülüp yakalanması şeklinde gerçekleşen somut olayda, temel ceza belirlenirken, eksik ve yerinde olmayan gerekçe ile işlenen fiilin ağırlığıyla orantısız olacak şekilde alt sınırdaki ceza bir misli artırılarak ceza tayini,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/924, K. 2012/22245, 29 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama