KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2011/7256 E., 2013/25654 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
435 kelime·2 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08/02/2011 tarihli kenar yazısı ile Dairemize gönderilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Adli sicil kaydına göre, kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan hükümlü hakkında, 5395 sayılı Yasanın 23. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede: Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Lehe olan Kanun belirlenmesine ilişkin olan 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 9/3. maddesinin "Lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiri ile karşılaştırılması suretiyle belirlenir" hüküm 23.02.1938 gün ve 23/9 sayılı İ.B.K ve öğretide bu konuda belirlenen görüşler birlikte değerlendirildiğinde maddi olaya suç tarihindeki kanunlar ile sonradan yürürlüğe giren kanunlar hiçbir hüküm karıştırılmadan bir bütün halinde uygulanması ve uygulama sonucu ortaya çıkan sonuçlarını birbiri ile karşılaştırılması gerekmektedir.
Bu nedenle kesinleşen bir hükümde uyarlama yapılabilmesi için sonradan yürürlüğe giren kanunun kesinleşen hükme göre lehe sonuçlar doğurması zorunludur. Hatta eski ve yeni kanunlar ayrı ayrı uygulanması sonucunda tamamen aynı cezaya hükmedilmesi gerekiyorsa yine uyarlama yapılmasına gerek olmayacaktır.
Yeni kanun lehe sonuç doğuruyorsa 5271 sayılı CMK'na göre hüküm kurulması,
Yeni kanun lehe sonuç doğurmuyorsa uyarlama davasının reddine karar verilmesi gerekir.
Uyarlama isteminin reddine dair kararlarda doğal olarak 5271 sayılı CMK'na göre hüküm fıkrasında bulunması zorunlu unsurlarında yer almasına gerek yoktur.
Hükümlü hakkında hırsızlık suçlarında kurulan ayrı ayrı 1 yıl 10 ay 6 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin hüküm kesinleşmiş olup, uyarlama yargılaması sonucunda mahkeme sonradan yürürlüğe giren kanun hırsızlık suçları yönünden lehe olmadığını benimsemiştir.
Hal böyle olunca;
Uyarlama isteminin reddine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken yeniden hüküm kurulup, ceza tayini,
2-5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından olay gecesi suç arkadaşı ile birlikten şikayeti devam eden yakınanlara ait sağlam ve muhkem yapıdaki iş yerlerine zarar vererek girip pek fahiş değerdeki eşyaları çalan sanığın eylemlerine uyan, 765 sayılı TCK'nın 493/1, 522 ( pek fahiş), 55/3, 59. maddeleriyle, 5237 sayılı TCY'nın 142/1-b, 143, 31/3, 62; 151/1, 31/3, 62;
116/2-4, 119/1-c, 31/3, 62. maddeleri uyarınca uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2011/7256, K. 2013/25654, 19 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama