İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2012/14646 Karar: 2013/4130 Tarih: 2013

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2012/14646 K.2013/4130

6. Ceza Dairesi 2012/14646 E. , 2013/4130 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Sanıklar savunmanları Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar ..., ...'ın savunmanları tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun niteliği, ceza türü, tamamlanan ya

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2012/14646 E. , 2013/4130 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Sanıklar savunmanları Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar ..., ...'ın savunmanları tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun niteliği, ceza türü, tamamlanan ya

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2012/14646 E. , 2013/4130 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Sanıklar savunmanları Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar ..., ...'ın savunmanları tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun niteliği, ceza türü, tamamlanan yağma suçundan hükmedilen cezaların süresi ve suç tarihine göre tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü; Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 21.11.2002 gün ve 2002/15831 sayılı iddianamesi ile yukarıda adı belirtilen sanıkların eylemine iştirak eden sanık ... hakkında, katılanlar ... ve ...'e yönelik yağma suçundan kamu davası açılmasına karşın, bu yönde bir karar verilmemiş ise de mahkemesinden dava zamanaşımı süresinde her zaman bir karar alınması olanaklı görülmüştür. 1412 sayılı CMUK'nun 326/2. maddesinde "... Ancak sanık hakkında verilecek ceza bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhalde dinlenilmesi gerekir." biçimindeki savunma hakkının kısıtlanamayacağı ilkesine dayanan yasanın emredici kuralı dikkate alındığında, sanık ... hakkında usulüne uygun olarak bozma sonrası savunması alınması için çağrı çıkartıldığı, bulunamaması üzerine bu kez yakalama kararı çıkartıldığı, ancak sanığın uzun süre temin edilememesi nedeniyle savunmanının beyanının alındığı, bozma sonrası kurulan hükmolunan sonuç cezanın da bozmaya konu olan cezadan daha ağır olmadığı belirlenerek 17.11.2001 günlü oturumda yargılamaya devam ile kurulan hükmün adı geçen sanık bakımından lehe olduğu anlaşıldığından; tebliğnamede bozma isteyen bir nolu görüş benimsenmemiştir. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya toplanıp karar yerinde incelenerek, tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Oluş ve dosya içeriğinden; katılan ...'ün Almanya Devleti vatandaşı olup 1990 yılından itibaren Türkiye'ye çeşitli defalar gelip gittiği, ailesi ile birlikte Türkiyede kasa güvenlik sistemleri üzerine babası Peter Josef Rönz ile beraber ve diğer katılan ... ile birlikte Sun Side A.Ş'ni kurdukları, ...'ün özel hayatına dikkat etmemesi nedeni ile ailevi sorunlar yaşamaya başladığı, bu nedenle şirketteki bütün ekonomik varlığını oğlu ...'e devredip Almanya'ya geri döndüğü, ancak aile içi sorunların devam ettiği, ... ve ... arasında husumet oluştuğu, hatta şirket ortağı katılan ...'un da bu çekişmeden zarar gördüğü ve şirketin faaliyetlerini ... ile birlikte devam ettirmesi nedeniyle de ... tarafından “bunun hesabını sana soracağım, ödeyeceksin” şeklinde tehdit edildiği, şirket çalışanı ...'e para veren ...'ün şirket hakkında bilgi toplattığı ve şirkete ait Alman plakalı otomobilin plakalarını söktürdüğü, 19.05.2002 günü katılan ...'ün ... plaka sayılı otomobilinin sağ ön kapı camı kırılıp bir çanta içerisinde bulunan pasaport, bir miktar para ve şirkete ait evrakların çalınması üzerine, hırsızlık eyleminin ... tarafından planlanıp yaptırıldığının katılanlar tarafından ileri sürüldüğü, ... ve ...'ün ticari faaliyet gösterdikleri Antalya ilinde aile dostları olan sanık ... Sabina Neuner'in baba-oğul arasındaki bu çekişmeyi bildiği ve bu durumdan menfaat temin etmek için Zonguldak ilinde lokanta işletmeciliği yapan 15 yıldır tanıdığı ve sık sık Antalya'ya yaz aylarında ailesi ile birlikte tatile gelen sanık ...'a anlattığı, adı geçen sanıkların birlikte yaptıkları plan çerçevesinde katılanlardan haksız kazanç elde etmek için anlaştıkları ve Türkiye'de olay tarihinde suç örgütü yapılanması lideri olarak toplumda yaygın söylem ile bilinen ...'nın ismini kullanarak tehdit edip para almaya karar verdikleri; 31.07.2002 tarihinde adı geçen şirkete telefon açılarak kendini Mehmet olarak tanıtan bir kişi tarafından telefona çıkan katılan ...'a, “Senin tatlı bir hayatın var. Paraları tatlı tatlı yiyorsunuz. Bu böyle devam etmeyecek. Bunun acı tarafını size göstereceğiz. Alman ortağının sonu kötü olacak. Sana 48 saat süre veriyoruz Antalya'yı terk et. Sen öleceksin.” diyerek tehdit ettiği, aynı günün akşamı kimliğini söylemeyen bir kişi ...'e ait cep telefonunu 0 212 6641453 nolu telefondan arayarak, katılan ...'a söylenen tehdit içerikli aynı sözleri tekrarlayarak Antalya'yı terk etmesinin istediği; 08.08.2002 günü katılan ...'ün, sanık ... tarafından aranarak; inşaatı devam eden villasının bekçisi olan tanık ...'ın yanına gelen, kimliği belirsiz silahlı bir şahıs tarafından “... nerede? Fazla kaçamazlar. Onları bulacağız, cezaları ölüm olacak Anna'ya söyle işimize karışmasın, karışacak olursa sonu ... ile aynı olacak. Telefon numaralarını bana ver. Dışarıda üç kişi daha bekliyor” şeklinde yokluğunda tehdit edildiğini söylediği, Katılan ...'ün cep ve ev telefonlarının; İstanbul, Antalya ve Almanya'dan değişik tarihlerde aranmak suretiyle, "Antalya ilini terk etmesi aksi takdirde öldürüleceğine" yönelik tehditlerde bulunulmasının katılanda korku yarattığı, tehditlerin özellikle katılan ...'ün ticari faaliyetlerinin bulunduğu ve ekonomik bakımdan çok kazanç elde ettiği Antalya ilinden gitmesi yönünde yapılması nedeni ile de arasında husumet bulunan babası ... tarafından bu eylemlerin yaptırıldığı şüphesini doğurduğu; Katılan ...'ün kimliği belirsiz kişiler tarafından ölümle tehdit edilmesi ve adı geçen katılanın kendisi ve ailesi için endişe duymasını sağlayan sanıklar ... ile ...'ün hedeflerine ulaştıktan sonra sanıklar ... ve ...'ın katılandan 200.000 dolar parayı almayı kararlaştırdıkları, ilk aşamada anılan katılanı korumasını sağlayabileceklerini ancak bunun bir maliyet gerektirdiğini anılan katılana belirtip 10.000 dolar istedikleri, tehditlerden korkan katılan da 29.08.2002 günü şirket hesabından çektiği banka kayıtlarından belgelenen 10.000 doları anılan sanıklara verdiği, kurguladıkları plan gereği sanık ...'ın adamları olan ..., ... ile ...'i katılan ...'ü korumak için silahlı adamlarını görevlendirdiği, sanık ...'a bağlı çalışan ...'nun ise anılan sanığın talimatları dahilinde değişik telefon kulübelerinden katılanı cep ve ev telefonundan arayarak tehditlerini yoğunlaştırıp, katılandan özgüledikleri parayı almak amacıyla tehdit eylemlerine devam ettiği; Sanık ...'ın katılana ilk aşamada yardım etmeye çalıştığını göstermek amacıyla önceden tanıdığı Antalya ilinde Emniyet Müdür Yardımcılığı görevinde bulunan tanık ...'yi dostu olarak tanıtıp adı geçen tanığı işyerinde katılan ile birlikte gerçekleştirdikleri ziyarette, telefon tehditleri nedeni ile tanıktan katılana yardımcı olmasını istedikleri, sanık ... ...'ın bu şekilde davranarak katılan da çevresi güçlü ve etkin bir kişi imajı yarattığı; Sanıkların yaptıkları plan çerçevesinde katılan ...'ü suç ortakları aracılığıyla telefonda ölümle tehdit edip korkutmaya yönelik eylemlerini sürekli tekrarladıkları ayrıca amaçladıkları hedefe daha çabuk ulaşmak için de, Antalya Kemer'de ikamet eden ve ...'ın tanıdığı ...'u Tekirova beldesine birlikte yaptıkları gezi sırasında, ...'nın adamı olarak tanıttıkları, ...'un üzerinde taşıdığı silahı da katılan ...'ün gördüğü, sanık ...'ın baştan beri hedeflenen paraya ulaşabilmek için bu kere ...'nın adamı olarak tanıttığı kişinin 200.000 dolar karşılığında tehdit eylemlerini sonlandırabileceğini ve başka bir kimsenin de katılana zarar veremiyeceğini garanti ettiklerini söylediği, ancak katılan ...'ün bu parayı çok bulduğu ...'ın bu paranın bir kısmına daha ulaşabilmek için önce 100.000 dolara indirdiği, ancak bu teklifide katılan ...'ün kabul etmediği, sanık ...'ın bu kere 50.000 dolara da sonuçlandıracağına ilişkin teklifinin de ... tarafından kabul görmemesi üzerine, 13.000 dolarlık bir teklifte daha bulunduğu ancak katılan ...'ün sadece 2000 doları ...'nın adamlarına vermeye razı olduğu; Sanık ... ...'ın özel işleri nedeni ile Zonguldak iline kısa bir süre geri dönmesi nedeni ile bu paranın tesliminin hemen yapılamadığı fakat adı geçen sanık tarafından bu sefer katılan ...'e sağladığı koruma karşılığı para alamaması nedeni ile tehdit içerikli kendi el yazısı ile yazdığı dosya kapsamında bulunan mektupları yazıp adamları aracılığıyla katılana ulaştırdığı, Sanık ...'ın bu hareketlerinden şüphelenen ve kendisini tehdit eden kişiler ile iş birliği yaptığını düşünen katılan ...'ün, adı geçen sanıkların haberi olmadan kolluğa ihbarda bulunması üzerine 31.10.2011 günü sanık ... ile dışarıda bir pastahanede buluşmak için anlaştıkları, kolluk tarafından suç yerinde önlem alındığı, seri numaraları alınan paraların katılan tarafından teslimi sonrası olay yerinde kolluk kuvvetleri tarafından ...'ın suçüstü yakalandığı; Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında mevcut eylem nedeni ile yapılan soruşturma sırasında dosyadan ayrılarak o tarih itibari ile görevli olan İzmir Özel Yetkili Ağır Ceza mahkemesine gönderilip, sanıklar hakkında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve kurulan örgüte üye olma” suçundan yapılan yargılama sonucunda, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/30-2008/242 esas 19.08.2002 günlü mahkumiyet hükmü ile adı geçen sanıkların cezalandırılmasına karar verilip, Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 17.11.2011 gün ve 2011/9707-2011/28658 esas-karar sayılı kararı ile hükmün onandığının , Uyap kayıtlarından anlaşılan somut olayda; Sanıkların miktarını önceden belirledikleri 200.000 doları tehdit ederek farklı zaman diliminde işlenmesi ve ilk aşamada 10.000 doları aldıktan sonra 2000 doları alırken yakalanmaları biçiminde gerçekleşen eylemlerinde, suç işleme kasıt ve iradelerinin aynı malvarlığına yönelik paraya özgülendiği, kasıtlarının belirledikleri paranın istenmesi ile sınırlı olan eylemin tek bir yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, 5237 sayılı TCK’nın 43/1.maddesi ile uygulama yapılması, 2- 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanıklar yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, somut olayla ilgili olarak sanıkların eylemine uyan 765 sayılı TCK'nun, 498, 522, 59/2; 5237 sayılı TCK'nun 149/1-c -d-f, 62. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanarak, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... savunmanlarının temyiz dilekçelerinde ve duruşmada ileri sürdükleri tüm itiraz ve savunmanları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sanıklar hakkında hükmün açıklanan nedenlerle kısmen istem gibi BOZULMASINA, sanıkların 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca kazanılmış haklarının korunmasına ilişkin oybirliğiyle verilen karar 06.03.2013 gününde Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Muhammet Tayip Özdemir’in katıldığı oturumda, sanıklar ve savunmanlarının yokluklarında açıkça ve yöntemince okunup anlatıldı.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla