KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2012/19272 E., 2013/990 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ocak 2013
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Yağma
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
930 kelime·5 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık ... savunmanı tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü;
Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve sanık ... savunmanın duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen savunmalar doğrultusunda yapılan incelemede:
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine,
Ancak;
Belli bir olay ile ilgili suç işlediği izlenimini veren ve hakkında herhangi bir araştırma yapılan kişi, şüpheli statüsüne girer. Şüpheli muhakeme hak ve yetkilerine sahiptir.
Yargılanacak her uyuşmazlıkta; şüphelilik, uyuşmazlığın somut olması ve uyuşmazlığın çözümü şeklinde özellikler vardır. O halde önce olay öğrenilmelidir. Yani sübut konusunda bir hükme varılır. Sübut (veya ispat) meselesi maddi mesele olup, bu konu geçmişteki olayı zihnimizde yeniden yaratmak, yani nasıl meydana geldiğini belirlemektir. Olay belirlendikten sonra, olaya uygulanacak hukuki norm ve bunun olayın tipine uygun olup olmadığı konusunda sonuç çıkarılır. Maddi durumun tespiti, hukuki durumun tespitidir.
Hakim bu güne dayanarak dünü öğrenir. Dün hakkındaki şüphesini deliller sayesinde yener. Şüphenin yenilmesi yerine belirliliğe terk eder.
Delillerin gösterdiği objektif bakımından bir (ihtimal) dir. Buna rağmen ihtimal belli bir dereceye gelince kanaat (kanı) olacaktır. Şüphe yerini kanaate bıraktığında ispatta aranan belirlilik ortaya çıkar. Her olayda lehe ve aleyhe deliller vardır. Kanaati meydana getiren delillerin tek tek değerlendirilişi kadar hep birlikte değerlendirilmesi de mümkündür. Deliller bütünlük teşkil ediyorsa, bir bütünün birbiri ile uyuşan ve birbirini tamamlayan parçaları ise, bu hakiki delildir. İspat konusu, gerçeğin bir parçası olan olay hakkında hüküm vermektir.
Bu günden maksat da, varlığını duygularımızla öğrendiğimiz şeylerdir. İşte “delil” budur.
Delillerin bu günün akılcı anlayışına göre, Hakimin kanaati, ispat edilmesi istenen olayların tahlil ve tetkiki ile lehe ve aleyhe bütün şartları tenkit ve değerlendirmesinin mahsulü olacaktır. İspat edilmesi gereken şüpheli olandır. Yağma suçu çoğu kez tanığı bulunmayan mağdurun beyanları ile karar verilen suçlardandır. Mağdurun bu beyanlarının da kendi içerisinde istikrarlı, bir biri ile örtüşen ve delillerle doğrulanan nitelikte olması gerekir. Bu genel ilkeler ışığında;
Somut olaya gelince:
Yakınan 02.09.2011 günlü kolluktaki anlatımında; olay günü 05:25 sıralarında çalıştığı ekmek fırınında bulunurken 34 ... 4031 plakalı siyah renkli Honda civic marka bir otonun iş yeri önünde durduğunu, araçtan inen, görse tanıyabileceği 22-23 yaşlarında 1.70-1.75 mt. boylarında 60-65 kilo ağırlığında başında beyaz siperlikli güneş şapkası bulunan bir şahsın koşarak içeri girip tezgah üzerinde bulunan içinde 400 TL bozuk para olan sadaka kutusunun zincirini kırıp yerinden sökerek alıp dışarı çıktığını, kaldırımdan kayıp yere düştüğünü, yetişip yakalayacağı sırada görse tanıyamayacağı başında siyah şapka bulunan bir başka şahsın kelebek bıçağı kendisine doğrultarak yere düşen şahsı araca bindirdiğini, yüzünü görmediği üçüncü bir şahsında aracı kullandığını belirterek şikayetçi olup,
Yakınan kollukta, kendisine gösterilen suçlular albümündeki fotoğraflardan bir teşhis yapamamıştır.
Emniyetin konuyla ilgili olarak çalışma başlattığı ve olayda kullanılan 34 ... 4031 plakalı aracın hakkındaki evrak tefrik edilen Yavuz Yıldırım ve arkadaşları tarafından başka hırsızlık olaylarında kullanıldığının tespiti sonrası 14.09.2011 günü, Halkalı İstasyon Mahallesi Konutbirlik 1. Kısım BC Blok Daire no:24 sayılı ... isimli bir kadına ait ikamette yapılan aramada sanık ... ve haklarında beraat kararı verilen ..., ... ve ...'ün yakalandıkları ve arama sırasında bir tane siyah renkli şapkanın ele geçirildiği, yakınan aynı tarihte yakalanan kişiler arasından sanık ...'yi göstererek para kutusunu çalan kişi olduğunu belirttiği,
Yakınan mahkemede ise.
Olaydan tahminen 10 gün sonra Gayrettepe'den çağırıldığını, huzurda olan sanıklardan ...'yi 4-5 kişinin arasından gösterildiğini, kendisini gasp eden kişiyi net olarak orada teşhis edemediğini, ancak sanık ...'nin gasp eden kişiye benzediğini söylediğini, hatta polisler başına bere takalım diye de söylediklerini ancak takmadıklarını daha sonra zaptı imzaladığını, hatta ilk defa polislere benziyor dediğinde “sen ne dersen de, biz bunları konuşturduk, yapan senin gösterdiğin kişidir” dediklerini, hangi polis olduğunu bilmediğini, uzun süre beklediği için tamam o ise odur deyip zabtı okumadan imzaladığını,
... ve ...'ün de teşhis odasında olduklarını, onları hiç benzetemediğini ve teşhis de edemediğini, gördüğü kişinin kutuyu alırken sağ elinin işaret parmağının baş kısmının sanki bir yere kaptırılmış gibi kesik olduğunu, Mahkeme salonunda ki gözleminde ...'nin parmağında böyle bir kesik olmadığını, bu nedenle gasp eden kişinin sanık ... olmadığını, zararının karşılanmadığını, sanıklardan herhangi bir baskı yapılmadığını, olayı yapanlardan şikayetçi olduğunu, huzurdaki sanıklardan şikayetçi olmadığını belirtmiş;
Sanık aşamalarda suçlamayı kabul etmemiş, eski sabıkla olduğunu, polislerin devamlı hakkında bu tür suç isnadında bulunduklarını, hatta Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/303 esas sayılı dosyasından yargılanıp beraat ettiğini, bu olay nedeniyle teşhis ve tanıma tutanağını düzenleyen polis memurlarından bir tanesinin açığa alındığını ifade ettiği,
Teşhis ve tanıma tutanağını düzenleyen tanıklar ..., ... tutanağın doğru olduğunu belirttikleri dikkate alındığında; yukarıda açıklanan temel ilkeler ışığında, öncelikle, suçun failinin sanık ... olup olmadığı saptanıp sübut ve suç vasfının belirlenmesi ile buna dayanak oluşturan kanıtların duraksamaya neden olmayacak şekilde belirlenmesi ve tartışılması gereklidir.
Hal böyle olunca, sanık ... ifadelerinde “Suçu işlemediğini teşhis tutanağını kabul etmediğini,teşhis ve tanıma tutanağını düzenleyen polis memurlarından bir tanesinin açığa alındığını” savunmuş; yakınan ise kendisini gasp eden kişiyi net olarak teşhis edemediğini, ancak sanık ...'nin gasp eden kişiye benzediğini açıklamıştır. Hükme esas alınan teşhis ve tanıma tutanağının diğer delillerle de örtüşmesi gerekir.
Bu nedenle sanık ...'ın savunmalarında ileri sürdüğü teşhis ve tanıma tutanağını düzenleyen ve önceki bir olaydan dolayı açığa alındığını bildirdiği polis memurunun kim olduğu saptanıp, Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/303 esas sayılı dosyasını celp edilip sanığın ileri sürdüğü hususlar yöntemine uygun biçimde araştırılarak, sonucuna göre sanığın suçun faili olup olmadığı sonrasında suç vasfının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2012/19272, K. 2013/990, 23 Ocak 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama