KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2012/352 E., 2012/13884 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Yağma, Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
740 kelime·4 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Bir başkasının hüküm ve tasarrufunda bulunan taşınabilir bir malın cebir, şiddet veya tehdit ile alınıp kendi hüküm ve tasarruf altına sokulması ile yağma suçunu oluşturur. Mal alınamamışsa eylem teşebbüste kalır. Yağma suçunun en başta gelen özelliği malın cebir, şiddet veya tehdit ile alınmasıdır. Yani zilyedin elinden malın alınması veya malın fail tarafından zaptına karşı sukut etmesini zorunlu kılması gerekir. Tehdit ile oluşturulmak istenen tehlike boyutu her olayın özelliğine göre yargıç tarafından takdir edilir. Tehditte mağdurun korkması değil tehdit nedeniyle sanığın istediğine boyun eğmesi aranır.
Tehdidin zilyedi şahsen veya malen büyük bir tehlikeye düşürülebileceği bildirilmesi ile tehdit tamamlanır. Basit bir tehdit veya bu şekilde algılanabilecek her türlü davranış yağma suçunu oluşturmaz.
Somut olaya gelince;
04/03/2010 tarihinde mağdur ...’in evden aldığı 18.500 TL para ile diğer mağdur ... ile birlikte evlerinden kaçtıkları, gezip parayı harcamak için, önce Afyon'a geldikleri, daha sonra burada bir miktar alışveriş yaptıktan sonra İstanbul'a gitmeye gittikleri, burada da bir süre gezip bir miktar harcama yaptıktan sonra kendilerine 2 adet Alcatel marka cep telefonu ve 1 adet de LG marka cep telefonu satın aldıkları, 06/03/2010 günü İzmir'e gitmek için otobüse bindikleri ancak biletlerinin Çanakkale'ye kadar olması sebebiyle gece yarısı 00.00-01.00 arasında Çanakkale de iskeleye indikleri, yanlarına sanıkların geldiği,
kendilerini polis olarak tanıttıkları “şimdi sizi götüreyim mi, siz şüphelisiniz sizi arayacağız” diyerek bir camiye götürüp üstlerini aradıkları, mağdur ...’in üzerinde olan parayı ve cep telefonlarını gördükleri ancak almadıkları, mağdur ...’e parayı mağdur ...’in taşıması gerektiğini, mağdur ...’in küçük olduğunu söyledikleri, daha sonra kaybolun buradan bir daha görmeyeyim diyerek uzaklaştıkları, ancak bir süre sonra sanıkların geriye döndüğü,
mağdurlara “bizim ekip sizi arıyor hadi gideceğiz” diyerek ıssız Cuma pazarı denilen yere götürdükleri, sanıkların talimatlarını mağdurların evden kaçmanın üzerlerinde yarattığı psikolojik gerginlikle ile düşünmeden yerine getirdikleri anılan yerde sanıkların mağdurların üstlerini ve bavulunu aradıkları, mağdur ...'den 8000 TL para ile her iki mağdurdan cep telefonlarının bu arama sırasında aldıkları, sanıkların mağdurla birlikte bira içtikten sonra kalkıp gittikleri,
mağdurların olay yerinden ayrılıp ana caddeye çıktıklarında mağdur ...’in üstündeki Alcatel marka cep telefonu ile mağdur ...’in üstünden 8000 TL para ile alcatel ve samsung marka iki adet cep telefonunun alındığını fark ettikleri, sanıkları aramalara karşı bulamadıkları, daha sonra mağdurların resmi polis memurlarınca bulunarak ailelerine teslim edilmeleri şeklinde gerçekleşen eylemde;
olayın başından beri mağdura yönelik gerçekleştirdiği eylem ve söylemlerinin suçun tipiklik unsuruna göre ne şekilde yağma suçunda aranan cebir, tehdit ve/veya şiddet boyutuna ulaştığı, denetime olanak verecek biçimde açıklanıp tartışılmadan, yazılı şekilde uygulama yapılması,
2-Katılanlar ... ve ...’e kendilerini polis olarak tanıtan sanıkların “şimdi sizi götüreyim mi, siz şüphelisiniz sizi arayacağız” diyerek bir camiye götürüp üstlerini aradıkları, katılan ...’in üzerinde olan parayı buldukları, telefonları da buldukları ancak almadıkları, katılan ...’e parayı küçük olduğundan diğer katılan ...’in taşıması gerektiğini söyledikleri, daha sonra kaybolun buradan bir daha görmeyeyim diyerek uzaklaştıkları, ancak bir süre sonra bu iki şahsın geriye döndüğü,
mağdurları bizim ekip sizi arıyor hadi gideceğiz diyerek ıssız bir yere götürdükleri burada tekrar üstlerini arayıp para ve cep telefonlarını yağmalamaları şeklinde gerçekleşen eylemlerinin, her bir katılana karşı ayrı ayrı özgürlüğü kısıtlama suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yerinde yeterli olmayan gerekçe ile TCK.nun 43.maddesiyle uygulama yapılması,
3) Uygulamaya göre de;
a) Yağma suçunun gece ve birden fazla kişi ile işlendiği halde birden fazla nitelikli halin gerçekleşmiş olması nedeniyle, aynı Yasanın 61.maddesi gereğince temel cezalar belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılarak ceza uygulaması yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Mağdurların suç tarihinde kayden 13 yaşını bitirmiş olup, 5237 sayılı TCK’nın 109/3-f bendinde sayılan kendini koruyamayacak kişilerden sayılamayacağı düşünülmeden bu bent ile uygulama yapılması,
4) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.11.2011 gün, 2011/6-188 Esas ve 2011/231 sayılı kararı ile açıklandığı üzere “sanıkların vücut bütünlüğüne veya cinsel dokunulmazlığına yönelik herhangi bir fiziksel eylemde bulunmadıkları mağdurları, henüz soruşturmaya başlanmadan, kendiliklerinden serbest bırakmaları karşısında, mağdurların bırakıldığı yerin yerleşim birimine yakın olup olmadığı ve herhangi bir yerleşim yerine rahatlıkla ve güvenli bir şekilde dönüp dönemeyeceği araştırılarak, sonucuna göre 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 110.maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunduğu,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2012/352, K. 2012/13884, 9 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama