KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2013/9202 E., 2013/12777 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Hükümlüler
- ..., ...,
- Suç
- Yağma, sahtecilik, 6136 sayılı Yasaya muhalefet
- Hüküm
- TCK.nın 308/3, 59, 308/3, 59, 6136 sayılı Kanunun 13/1, 59 (..., ...) TCK.nın 350/1-3, 59 (...), 71, 72 maddeleri gereğince ...'in 12 ay 40 gün hapis cezası ve 360 YTL apc ve diğerlerinin 12 ay 40 gün hapis cezası ve 360 YTL apc ve diğerlerinin 12 ay 40 gün hapis cezası ve 540 YTL apc.
Karar Metni
841 kelime·4 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13/03/2013 tarihli kenar yazısı ile Daireye gönderilerek başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık ... savunmanının temyiz isteminin sanık hakkında sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
I-Hükümlüler ... ve ... hakkında; 6136 sayılı yasaya muhalefet ve yakınan ... ...'e yönelik ihkakı hak suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Hükümlüler ... ve ... hakkında; 6136 sayılı Yasaya muhalefet ve yakınan ... ...'e yönelik ihkakı hak suçlarından kurulan İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.03.2004 gün ve 2002/336 Esas, 2004/65 Karar sayılı önceki mahkumiyet hükümlerinin temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 tarih ve 2007/125-186 sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlü hakkındaki temyiz edilmeden kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren Yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez. ./.
-2-
Hükümlüler hakkındaki anılan kararın kesinleşmesinden sonra, sanık ... hakkında sahtecilik ve sanıklar ..., ... ve ... hakkında yakınan ...'ya yönelik ihkakı hak suçlarından kurulan hükümlerin, O Yer Cumhuriyet Savcısı ve sanık ... savunmanı tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, 5320 sayılı Kanunun 8/2. maddesinin verdiği yetki çerçevesinde iadesi üzerine, anılan suçlardan haklarında kurulan hükümler kesinleşmiş olan hükümlülerin, bu suçlardan da tekrar yargılanma sürecine dahil edilerek, 2. hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm, hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün değildir.
Bu nedenlerle; 6136 sayılı yasaya muhalefet ve yakınan ... ...'e yönelik ihkakı hak suçlarından, hükümlüler ... ve ... hakkında; yeniden kurulan 2. hükme yönelik temyiz itirazlarının 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollaması ile CMUK’nın 317. maddesi uyarınca, isteme aykırı olarak REDDİNE,
5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddesine göre, gereğinin taktiri yönünden, mahkemesine gönderilmesi için dosyanın incelenmeden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
II-Sanık ... hakkında sahtecilik suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
26.09.2002 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında yazılmaması yerinde giderilebilir eksiklik olarak kabul edilmiştir.
Sanığa yüklenen ve 765 sayılı TCK'nın 350/1-3. maddesine uyan suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımının suç tarihi olan 26.09.2002 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
III-Sanıklar ..., ... ve ... hakkında yakınan ...'ya yönelik ihkakı hak suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince; ./.
-3-
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hâkimler Kurulunun takdirine göre; eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) Her ikisi de Irak ülkesi vatandaşı olan yakınanlardan ...'nın Türkiye'de inşaat malzemeleri ihraç eden bir şirketin sahibi olduğu, diğer yakınan ... ... ...'un da bu şirkette çalıştığı, kendisi de Irak uyruklu olan sanık ...'in yakınan ...'in çalıştığı şirketin iyi para kazandığını öğrendiği ve diğer sanıklarla birlikte şirketin kasasını yağmalamaya karar verdikleri, olay tarihinde gündüz saatlerinde sanık ...'in şirket bürosuna gelerek elektrikçi olduğunu söyleyip, tamirat bahanesiyle iş yerine girdiği, bir süre sonra kapıyı açarak ellerinde silah olan diğer sanıklar ... ve ...'in de iş yerine girmelerini sağladığı,
silahlı sanıkların yakınanları tehdit edip etkisiz hale getirdikleri, sanık ...'in her iki yakınanın ellerini koli bandı ile bağladığı, yakınanlardan kasanın anahtarını istedikleri, yakınanlar vermek istemeyince üzerlerini aradıkları ve ...'in cebinde buldukları anahtar ile kasayı açarak içinde bulunan yakınan...'a ait 7.200 dolar ve iki adet cep telefonu ile yakınan ...'e ait pasaportu olarak olay yerinden kaçtıkları, sanık ...'in savunmasında yakınan ...'den alacağı olduğu ve bu nedenle eylemi gerçekleştirdiğini savunmuş ise de;
böyle bir borç ilişkisine dair delil elde edilemediği gibi, ...'in çalıştığı şirketin sahibi olan yakınan...'ın, iddia edilen borç ilişkisinin tarafı olmadığı, sanıkların anlatılan şekilde gerçekleşen eylemlerinin yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden kanıtların takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde ihkakı hak suçundan hüküm kurulması,
2-) 5237 sayılı TCK'nın 148 ve 149. maddelerinde tanımlanan yağma suçu ile 765 sayılı TCK'nın 499. maddesinde tanımlanan suçun öğelerinin farklı olduğu; somut olayda; sanıkların eyleminin, 5237 sayılı Yasa çerçevesinde yağma suçunun yanı sıra silah kullanılarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu da oluşturduğu halde bu suçla ilgili bir değerlendirme yapılmaması,
3-) Sanıkların eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 499/1 (ikinci cümle) 59/2. maddeleri ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın aynı suça uyan 149/1-a-c-d, 62/1, 53; 109/2, 109/3-a-b, 62/1, 53. maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp cezalar belirlenerek, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan Yasanın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, ./..
-4-
...
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2013/9202, K. 2013/12777, 28 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama