İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2022/11148 Karar: 2024/11463 Tarih: 2024

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2022/11148 K.2024/11463

6. Ceza Dairesi 2022/11148 E. , 2024/11463 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/553 E., 2021/871 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf inc

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2022/11148 E. , 2024/11463 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/553 E., 2021/871 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf inc

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2022/11148 E. , 2024/11463 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/553 E., 2021/871 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanıklar ... ve ... müdafileri duruşmalı inceleme isteminde bulunmuş ise de; hükmolunan ceza miktarına göre 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 318 inci maddesi gereğince duruşmasız olarak yapılan incelemede; I-Sanıklar Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümlerin Temyiz İncelemesinde; 5271 sayılı Kanun’un 288 nci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, sanıklar müdafiilerinin temyiz isteminin reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükümlerin Tebliğname’ye uygun olarak ONANMASINA, I-Sanıklar Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hükümlerin Temyiz İncelemesinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 gün ve 2013/678-2014/98 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 765 sayılı Türk Ceza Kanununda (765 sayılı Kanun) 308 inci maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211 inci maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Yasa'nın 308 inci maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçlarından cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak ... doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir. Alacak iddiasının varlığını kabul için mutlaka alacak davası açılıp ıspatının beklenilmemesi gerekir. Çünkü Cezanın delil anlayışı ile Hukukun delil anlayışı ve kabulü farklıdır. Hukukta şekli gerçeklik hakimdir. Daha ziyada iddia ve ıspata dayanan delil sistemi geçerli olup taraflarca ileri sürülmeyen iddia ve delillerin davanın kabulunde esas alınamayacağı bir gerçekliktir. Oysa cezada maddi hukuka dayanan bir kabul söz konusudur. Taraflar idda etmese, savunmasa bile maddi gerçeklik her türlü delil incelenip kabulde esas alınmaktadır. Bu nedenle mutlaka hukuka göre ıspat şartı aranmamaktadır. Dosyaya yansıyan ifadeler ve delillere göre taraflar arasında hukuki bir ilişki ve alacak-borç miktarı konusunda bir tartışmanın varlığı anlaşılmaktadır. Bu durum bile hukuki ilişkiden ... alacağın kabulü için yeterli olabilir. Bu kabulde sadece şikâyetçinin "borcum yok" demesi de tek başına yeterli olmayacaktır. Şikâyetçi herhangi bir borcum yoktur dese bile dinlenen tanıklar, yazışmalar vs ile sanıklar ile şikâyetçi arasında hukuki bir ilişki olduğunu ve bu ilişki nedeniyle bir araya gelip hesap yaptıklarını anlaşamadıklarını vs gösterir nitelikte ise şikâyetçinin borcum yok demesine itibar edilmeyip hukuki ilişkinin varlığı kabul edilmelidir. Ayrıca "şüpheden sanık yararlanır" kuralı ceza yargılamasının en temel kurallarındandır. Yargıtayda yıllardır istikrarlı şekilde bu durumu uygulamaktadır. Hukuki ilişkinin ve borcun varlığı konusunda gerçekten şüpheli bir durum ortaya çıkmış ise şikâyetçi yok dese bile sanık lehine yorumlamak uygun olacaktır. Kısaca özetlersek taraflar arasında soyut ve kendini kurtarmaya yönelik hukuki alacağı isteme iddiasını aşan boyutta bir hukuki ilişki olduğu anlaşılabiliyorsa bunun ispatı hukuki kaidelerine göre ayrıca değerlendirilecektir. Ancak dosyaya yansıyan tüm verilere göre ciddi şekilde ortaklık ve alacak iddiası olduğu, kuru bir iddianın ötesinde ise sanığın eyleminin sabit görülmesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinde düzenlenen alacağının tahsil amacıyla cebir tehdit hükmünün uygulanması gerekir. Burda bir hukuk mahkemesi gibi ıspat şartı aranmamalıdır. Bir de alacak zamana yayılmış ve sürekli alıp vermeden kaynaklanan bir alacak ise kuruşu kuruşuna alacak miktarını tespit etmek mümkün olamayacağından, sanığın alacağını almak için hareket ettiği ve aldığı kanaati oluşturacak bir değeri de uygulamak için kabul etmelidir. Yani borçlu kanunen alacağı olduğu ve onu aldığı kastıyla hareket etmiş ise sonradan hesaplanan alacak-borç arasında çok fahiş bir fark olmadığı takdirde 5237 sayılı Kanun'un 150/1. fıkrası uygulanmalıdır. Yine alacak miktarının, asıl alacağın yanında faizi de kapsaması gerekmektedir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/1-452 Esas, 2013/612 Karar, Yargıtay 6. C.D. 2022/3916 Esas, 2024/1482 Karar sayılı ilamları) Alacağın varlığına inanarak ve bu ... elde etme özel kastıyla hareket edilmesi hallerinde ise; eylemin 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi kapsamında ve aynı Yasa'nın 150/1. maddesi yollamasıyla hukuki alacağın tahsili amacıyla yağma suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususunun da ayrıca somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. ( Benzer görüşler için bkz. ... Centel- Hamide ...- ... Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt: 1,4. Baskı, Beta Yayınevi, Ankara 2017, s. 404, Gökcan/Artuç TCK Şerhi s.5461) Bu genel anlatımdan sonra somut olay değerlendirildiğinde; Tüm dosya kapsamına göre, sanıklar ile mağdur arasında süregelen ticari ilişkinin bulunduğu, olay günü mağdur ...'in daha önceden ticari ilişkileri olması nedeniyle tanıdığı temyiz dışı sanık ... ile ...'in talebi üzerine olay tarihinde çay ocağında buluştukları, burada kısa bir süre oturduktan sonra çay ocağından çıktıkları, birlikte geldikleri araca doğru yürüdükleri esnada sanık ...'in mağdurun koluna girerek beline silah dayadığı, sanık ...'ın mağdurun başına silahın kabzasıyla vurarak mağduru kapalı kasa kango model plakası kapatılmış bir araca bindirdikleri, sanık ...'ün aracı kullandığı, sanıkların ''sen ... ablamızı nasıl dolandırdın'' diyerek kendisini darp ettikleri ve bir otoparka götürdükleri, ... ve ...'in kendisini burada da darp ettiklerini, içlerinden birinin avukatı ara dediğini, diğer şahsın da avukatı aradığını, bunun üzerine bir ofise gittiklerini, kapıyı sanık ...'ın açtığını, burada kendisini ... ve ...'in darp etmeye devam ettiklerini, sanık ...'ın kendisine daha önceden noter aracılığıyla göndermiş olduğu ihtara konu çekleri vermesini istediğini, eğer bunu yapmazsan ''seni bunların elinden kurtaramam '' dediğini, ...'in de kendisine , '' 450.000 TL borcun için senet imzalayacağız, sen ödemezsen abin öder '' dediğini, bu arada içlerinden birinin ...'ı arayarak ''abla adamı aldık '' diyerek bilgi verdiğini, bu konuşmadan beş dakika sonra sanık ...'ın da ofise geldiğini, ...'a neden böyle yaptığını, kendisine borcu olmadığını söylediğinde ...'ın '' sen daha göreceksin ben seni bir yıldır arıyorum'' diyerek cevap verdiğini, ofiste bulundukları süre zarfında ... ve ... 'in elinde sürekli silah olduğunu, kendisine '' sana senet imzalatacağız'' dediklerini, ...'ın da ''bu borcu ödeyeceksin '' dediğini, bir süre geçtikten sonra sanık ...'ın camdan polisin geldiğini gördüğünü, bunun üzerine ...'ın masa üzerinde bulunan evrakları toparladığını ve ofisten çıktığını, ... ve ...'ın elinde bulunan silahları ofisin içerisinde saksının arkasına gizlediklerini, bu sırada polislerin içeriye girerek kendisini kurtardıklarını, yüzü gözü kan içerisinde ve şok bir vaziyette bulunduğu olayda; mağdurun beyanlarıyla da sabit olacağı üzere taraflar arasında bir dönem ticari ilişki olduğu hususunda bir inkarın olmadığı, bu amaçla sanık ...'ın mağdur ...'i aradığı, ulaşamadığı ve sanık ...'ın avukatlık bürosunda bir araya geldikleri, mağdurun sanık ...'ın senetlerini kullandığına ilişkin tanık beyanları, sanık ...'ın mağdurla bir dönem yürüttüğü ticari ilişki sebebiyle kendisine hatır çekleri verdiğine ve karşılığında malzeme aldığına ilişkin beyanı ve tüm dosya kapsamından; sanıkların eyleminin hukuki alacağın tahsili amacıyla kasten yaralama suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz istekleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle, Tebliğname'ye aykırı olarak ayrı ayrı BOZULMASINA, bozma ilamının hükmü temyiz etmeyen sanık ...'ye sirayetine, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Trabzon 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 24.10.2024 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. K A R Ş I O Y Olay günü müşteki ...'un daha önceden aralarında ticari ilişki bulunmasından dolayı tanıdığı sanık ...'nin buluşma talebi üzerine onu da alarak Trabzon Meydan mevkiinde bulunan çay ocağına gittikleri, burada bir süre oturduktan sonra kalktıkları birlikte yürüdükleri esnada diğer sanık ... gelerek müştekinin beline silah dayadığı, sanık ...'ın dayısı olarak bildiği sanık ...'ın da silahın kabzası ile vurduğu, sanık ...'nın şoförlüğünü yaptığı, kapalı kasa Kargo model araca bindirdikleri, sanıklar ... ve ...'ın arabada müştekiye "sen ... ablamızı nasıl dolandırırsın" diyerek dövdükleri, aracı otoparka götürüp burada da dövmeye devam ettikleri, içlerinden birinin avukatı ara dediği, avukatı arayıp onu sanık avukat ...'ın ofisine götürdükleri, ofiste de sanık ... ve ...'in onu dövmeye devam ettiklerini, sanık ...'ın kendisinden daha önce noter aracılığı ile ihtara konu çekleri vermesini istediğini, "eğer bunu yapmazsan seni bunların elinden kurtaramam" dediğini, sanık ...'in de "450 bin TL'lik borcun için senet imzalayacağız sen ödemezsen abin öder" dediği, içlerinden birinin sanık ...'ı arayıp "abla adamı aldık" diye bilgi vermesi üzerine sanık ...'ın da ofise geldiğini, ...'a borcu olmadığını söylediğinde "bir yıldır seni arıyorum, bu borcu ödeyeceksin" dediğini, diğer sanıklar ... ve ...'ın elinde silahlar olduğu halde ondan zorla senet almaya çalıştıklarını, sanık ...'ın camdan polis geldiğini görünce evrakları toplayarak ofisten çıktığını, diğerlerinin silahları saksı arkasına sakladıklarını, polislerin ofise girmesi ile şahısların ve silahlarının ele geçirilmesi olayında, müşteki ...'in hiçbir şekilde borcu kabul etmediği yerel mahkemesinin sanık ...'a alacağını ispatı yönünde elindeki bilgi ve belgelerini getirmesi için süre vermesine rağmen bilgi ve belge vermedikleri, olayın mağduru ...'in beyanları birbiri ile tutarlı olup, olayı her defasında ayrıntılı bir şekilde anlattığı, sanık ...'ın azmettirmesi sonucu ...'in zorla araçta ve ofiste alıkonulduğu, silah zoru ile senet imzalatılmaya çalışıldığı, sanık ...'ın alacağı olduğunun kabul edilse dahi diğer sanıkların herhangi bir alacaklarının olmadığı, olayda taraflar arasında herhangi bir alacak ilişkisi bulunmadığı anlaşıldığından yağmaya teşebbüs suçu oluştuğundan sayın çoğunluğun hukuki alacağın tahsili amacıyla yağma suçu yönünden bozma isteyen görüşüne katılmıyorum.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla