KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2022/8823 E., 2024/6488 K.
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2024
- Konu
- Ceza Hukuku
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2020/1087 E., 2020/788 K
- Suç
- Nitelikli yağma
- Hüküm
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü
Karar Detayı
1.001 kelime·5 dk okuma
Sanık müdafiinin diğer temyiz sebepleri de yerinde görülmemiştir. Ancak. Somut olayda yağma suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı, Dairemiz tarafından yeniden değerlendirilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.10.2019 tarihli, 2158-4577 esas ve sayılı. 26.01.2016 tarihli, 2015/6-709 esas ve 2016/33 sayılı. 18.11.2014 tarihli, 810-501 esas ve sayılı.
20.05.2014 tarihli, 617-271 esas ve sayılı. 25.02.2014 tarihli, 678-98 esas ve sayılı; yine 05.07.2013 tarihli, 1548-346 esas ve sayılı kararlarında da belirtildiği üzere ve özetle.
“5237 sayılı TCK'nın 148. maddesinin 1. fıkrasında yağma suçunun ... şekli, 2. fıkrasında senedin yağması, 3. fıkrasında cebir karinesine yer verilmiş, 149. maddesinde nitelikli yağma, 150. maddesinde ise kişinin hukuki bir ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla yağma suçunu işlemesi ile yağmada değer azlığı düzenlenmiştir.
Yağmanın ... şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı TCK'nun 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur.
Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır.
765 sayılı TCK döneminde “gasp” olarak ta adlandırılan yağma, esasında cebir veya tehdit kullanmak suretiyle yapılan hırsızlıktan ibarettir. Hırsızlık ile yağma suçları aynı ortak unsurlara sahip olup, ayrıldıkları tek nokta ya da başka bir deyişle yağmanın, hırsızlığa oranla sahip olduğu ilâve unsur, malı almak için cebir veya tehdit kullanılmasıdır. Yağma suçu amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur.
İlk önce almayı gerçekleştirmek için araç hareketler olan cebir veya tehdit kullanılır, sonrasında bu cebir ve tehdidin etkisiyle malın alınması veya tesliminin sağlanması ile suç tamamlanır. Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suç olduğundan birden çok hukuki değeri korumaktadır.
Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan kişi özgürlüğü, vücut dokunulmazlığı, zilyetlik ve mülkiyet yağma suçunun da koruduğu hukuksal değerlerdir.” “Hırsızlık (ve yağma) suçlarında failin faydalanma amacıyla hareket etmesi yeterlidir, ayrıca çaldığı (veya yağmaladığı) maldan faydalanmış olması aranmaz, bu nedenle bu hususun araştırılmasına gerek yoktur... Fayda kavramı izafidir; kişiden kişiye, olaydan olaya değişebilir.
Faydalanma amacı maddi nitelikte olabileceği gibi, manevi nitelikte de olabilir. Faydalanma kastından maksat, çalınan (veya yağmalanan) malda malikinin sahip bulunduğu bütün olanakları kullanma istek ve iradesidir. Bu nedenle avantaj sağlama, kendini tatmin etme, kullanma, kaprisini yerine getirme vs. maksatları faydalanma kastını oluşturacaktır. Yarar sağlamak kavramıyla, sadece malvarlığındaki artışları anlamamak gerekir.
Failin elde etmeyi umduğu her türlü tatmin ve haz yarar kavramının içinde düşünülmesi gerekir. Örneğin, bir kimsenin nişanlısına hediye etmek için bir yüzük, bir bahçeden gül çalması da yarar kapsamında değerlendirilmelidir. Failin amaçladığı yarar kendisine olabileceği gibi, başkasına da yönelik olabilir (... ... GÖKCAN – ...
ARTUÇ, Yorumlu/Uygulamalı Türk Ceza Kanunu Şerhi – 4. Cilt, sahife 5005–5006).” “Cebir ve tehdit, malvarlığına karşı işlenen suçta araç olduğundan, yağma suçuna malvarlığına karşı işlenen suçlar bölümünde yer verilmiştir (... ... GÖKCAN – ... ARTUÇ, Yorumlu/Uygulamalı Türk Ceza Kanunu Şerhi – 4. Cilt, sahife 5242–5343).” Bu açıklamalardan sonra somut olay ve fiil, yağma suçunun manevi unsuru yönünden değerlendirildiğinde.
Katılanların beyanları ve sanığın savunması doğrultusunda evdeki tartışma esnasında eşinin sanığa evden gitmesini söylediği ancak sanığın konuşarak sorunlarını halledebileceği konusunda ısrar ettiği sırada mağdurun telefonu göstererek jandarmayı arayacağını söylemesi üzerine sanığın savunmasında "Eşimle daha önce birçok defa evde tartışma yaşamıştık, bu tartışmalarda eşim sürekli olarak jandarmayı ve ailesini arayarak beni şikayet ediyordu, olay günü bu tartıştığımızda da yine jandarmayı arayacağını söyleyince ben aramasını engellemek için elindeki telefonu aldım," şeklindeki savunması da dikkate alındığında,
eşinin elinde tuttuğu telefonu kolluk kuvvetlerini aramasına engel olmak amacıyla aldığının anlaşıldığı, olayın ardından şehir dışına çıkarak yaklaşık 1 ay sonra geldiğinde mağdura ait telefonu kendi rızası ile tam ve eksiksiz bir şekilde mağdura ulaştırdığı ve mağdurun da şikayetini geri aldığı anlaşılmakla, Dairemiz, somut olayda, mağdurun cep telefonunu polisi aramasına engel olmak amacıyla cebren alması fiilinde, sanığın, Kanun'un kabul ettiği anlamda yarar sağlama maksadıyla hareket etmediği, bu nedenle müsnet suçun manevi unsurunun oluşmadığı anlaşılmakla, Açıklanan nedenlerle.