Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/12115 E. , 2025/3182 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/108 E., 2021/439 K. SUÇLAR : Nitelikli tehdit, Kasten yaralama HÜKÜMLER : İlk derece mahkemesinin mahkumiyet kararları kaldırılarak kurulan beraat kararları TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Red Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküml
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/12115 E. , 2025/3182 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/108 E., 2021/439 K. SUÇLAR : Nitelikli tehdit, Kasten yaralama HÜKÜMLER : İlk derece mahkemesinin mahkumiyet kararları kaldırılarak kurulan beraat kararları TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Red Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Katılan vekilinin sunduğu temyiz dilekçesi içeriğinde, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmekle, temyiz nedeninin bulunduğu kabul edilerek Tebliğname'de red isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 16.02.2021 tarihli kararında, heyet üyelerinin kurum siciline yer verilip, ad ve soyadlarının gösterilmemesi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 232 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendindeki açık düzenlemeye aykırı ise de; anılan hususun mahallinde eklenmesi olanaklı görülmüştür. 1.Sanık ... Hakkında Katılan ...'ya Yönelik Kasten Yaralama Suçundan Verilen Bozma Kararı Yönünden; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerinin temyiz edilebileceği, sanık hakkındaki hükmün niteliği itibarıyla temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, katılan vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2. Sanıklar ... ve ... Hakkında Nitelikli Tehdit Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, katılanlar vekilinin temyiz dilekçesinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; Anayasa Mahkemesinin 15.02.2024 tarihli ve 2020/23093 sayılı kararında da belirtildiği üzere; "doğrudan doğruyalık ilkesi hâkimin olayı aydınlattığı ileri sürülen delillerle doğrudan temasa geçmesi, araya herhangi bir aracı katmaksızın deliller hakkında bilgi sahibi olması anlamına gelir. Bir tanığın anlatımı sırasındaki tavırları ve inanılırlığı konusunda mahkeme tarafından yapılan gözlemler maddi gerçeğin anlaşılabilmesi açısından önemlidir. Anılan ilke, adil (hakkaniyete uygun) bir ceza yargılaması için sanığın suçluluğu hakkında karar verecek olan hâkimin ilgili kişileri dinleyerek güvenilir delil elde etmesini gerekli kılar. Bu kapsamda hakkaniyete uygun yargılanma hakkının özel bir görünümü olan doğrudan doğruyalık ilkesi uyarınca hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilecek ve bu deliller hâkimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilecektir. Dolayısıyla bu ilke, sanığın suçluluğu konusunda karar verecek hâkimin isnat konusu olay hakkında vicdani kanaatini şekillendirme süreciyle ilgilidir. Bu bağlamda ceza yargılamasında kural olarak özellikle tanık beyanlarının kararı verecek hâkim/mahkeme tarafından alınması, tanık beyanlarının bu hâkim/mahkeme tarafından takdir edilmesi gerekir. Aksi durumda tanıkların dinlendiği/sorgulandığı celselere katılmayan hâkimin duruşmanın önceki celselerine ilişkin tutanaklar üzerinden onlarla ilgili izlenim kazanması zor olacaktır. Hükme temel alınan delillerin hâkim huzurunda ikame edilmesi zorunluluğunu ifade eden doğrudan doğruyalık, anayasal düzeyde bir ilkedir. Doğrudan doğruyalık ilkesi adil yargılanma hakkı kapsamındaki birçok güvenceyle de yakından bağlantılıdır. Bunlar en başta savunma için gerekli zaman ve kolaylıklardan yararlanma, duruşmada hazır bulunma ve tanık sorgulama hakları ile çelişmeli yargılama ilkesidir. Bu noktada hâkimin duruşmaya getirilmemiş veya huzurunda tartışılmamış delilleri hükme esas alamamasının çelişmeli yargılama ilkesinin bir gereği olduğu vurgulanmalıdır. Öte yandan adil yargılanma hakkının bir güvencesi olan duruşmada hazır bulunma hakkı, hâkime sanık savunması ile diğer tanık ve mağdur ifadelerini karşılaştırma imkânı sunmaktadır. Anılan hak sanığın da isnadın temelini oluşturan olayları hâkime bizzat izah edebilmesine imkân tanımaktadır. Adil yargılanma hakkı kapsamında tanık sorgulama hakkı ise sanığın dava hakkında nihai kararı verecek olan hâkimin huzurunda tanıkla yüzleşebilmesini, tanığı sorgulamasını gerektirmektedir. Bu bilgiler ışığında, Bölge Adliye Mahkemesince öncelikli olarak duruşma açılarak çelişkili olduğunu değerlendirdiği katılanlar ve tanık beyanlarını yeniden alıp çelişkiyi gidermesi ve delil değerlendirmesi yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiği gözetilmeyerek, 5271 sayılı Yasa'nın 280/1-a maddesi kapsamına girmediği halde, duruşma açılmadan ilk derece mahkemesinin, sanıklar hakkındaki mahkûmiyet hükümleri kaldırılarak, beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun’un 289/1-h maddesi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olduğu tespit edilmiştir. Açıklanan nedenlerle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 16.02.2021 tarihli ve 2021/108 Esas, 2021/439 Karar sayılı kararında katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve re'sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 19.03.2025 tarihinde karar verildi.