Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/1392 E. , 2024/12036 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2276 E., 2022/2679 K. SUÇ : Birden fazla kişi tarafından birlikte yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 288 inci maddesinin '
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/1392 E. , 2024/12036 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2276 E., 2022/2679 K. SUÇ : Birden fazla kişi tarafından birlikte yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanunun 301 inci maddesinin "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; Her ne kadar ilk derece mahkemesince sanık hakkında mala zarar verme suçundan asliye ceza mahkemesince görevsizlik kararı verilmediği gerekçesiyle "Karardan bir suretin mala zarar verme suçu yönünden, bilgileri, gereğinin takdir ve ifası için Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine," şeklinde hüküm kurularak esası hakkında hüküm kurulmamış ise de; istinaf bozma ilamı üzerine Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2020 tarihli görevsizlik kararının başlığında ve hüküm fıkrasında mala zarar verme suçuna yer verildiği gibi 02.07.2020 tarihli dosya gönderme müzekkeresinde de mala zarar verme suçundan da görevsizlik kararı verildiği, buna rağmen hatalı değerlendirme ile sanık hakkında mala zarar verme suçu yönünden hüküm kurulmaması hukuka aykırı görülmüş, ancak bu hususta zamanaşımı süresi içerisinde bir karar verilmesi olanaklı görülmüştür. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148 inci ve 149 uncu maddelerinde düzenlemeye göre; bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden yada mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı ... veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır. Yağma suçu ekonomik nitelikteki suçlar arasında yer alıp işin niteliği gereği faydalanma amacını taşıması gerekir. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mağdur beyanları ve sanığın savunmalarından sanığın eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. İleri sürülen iddia ve savunmanın toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosyadaki mevcut delillerin sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasına elverişli olduğu anlaşıldığından diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 13.10.2022 tarihli, 2022/2276 Esas ve 2022/2679 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Ankara 30. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 18.11.2024 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Ceza Genel Kurulu'nun yağma suçunun teşebbüs aşamasında kalması ve tamamlanmasına ilişkin içtihatlarında belirtildiği üzere; Neticesi hareket ile bitişik bir suç olan yağma teşebbüse elverişli bir suçtur. Failin, cebir veya tehditle suçun icra hareketlerine başladıktan sonra elinde olmayan nedenlerle malı alamadığı hâllerde, yağma suçu teşebbüs derecesinde kalmış sayılır. Yağma suçunda almanın gerçekleşmesi hırsızlık suçunun aksine, failin malı egemenlik alanına sokmasına bağlı değildir. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere, yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya alınmasına karşı koyamamalıdır. Malın teslim edilmesi veya alınması ise suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesini, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten ... tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelmesini ifade etmektedir. Başka bir anlatımla, cebir veya tehdidin etkisiyle mal teslim edildiğinde veya alındığında suç tamamlanmış sayılacaktır. Bu nedenle mağdurun malı alıp giderken yakalanması hâlinde suça teşebbüs değil, tamamlanmış suç söz konusu olacaktır. Yağma suçunun tamamlanması için malın zilyedinden alınması yeterlidir (... Centel-Hamide ...-... Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt:1, 4. Baskı, Beta Yayınevi, Ankara 2017, s. 405-406). Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır. Cebir ve tehdit etkisiyle suça konu eşyayı teslim eden veya alınmasına karşı koymayan mağdurun eşya elinden çıktığı anda zilyetliği sona ermiştir. Bu aşamada mağdurun yeniden eşya üzerinde zilyetliğe sahip olması, yani tasarrufta bulunma hakkını elde etmesi düşünülemez. Somut olayda, mağdur ...'in yanında şoför olarak çalışan tanık ...'ın olay günü saat 07.30 sıralarında işyerine geldiğinde bahçe kapısının asma kilidinin kırılmış ve açık olduğunu, bahçe içerisinde plakası olmayan Ford Transit marka kamyonetin durduğunu, sanık ve yanındaki kimliği belirlenemeyen kişilerin "ondilin" diye bilinen çatı kaplama malzemelerini kamyonete yüklediklerini farkettiği, tanık ...'ı gören sanık ve diğer kişilerin kamyonete binerek olay yerinden ayrıldıkları sırada tanık ...'ın engel olmak amacıyla bahçe girişinde durduğu ancak kamyoneti üzerine sürünce çekilmek zorunda kaldığı, otomobille sanığın bulunduğu kamyoneti takip ederek önlerini kestiği, trafikte seyir halindeki kişilerden yardım istediği, sanığın kamyonetten inerek elini beline atıp "senin işin yok mu, seni vururum" şeklinde sözler sarfettiği, trafiğin tıkanması nedeniyle sanık ile yanındaki kişilerin suça konu malzemeleri ve kamyoneti bırakarak yaya olarak olay yerinden kaçtıkları anlaşılmış olmakla, olay yerinden ayrıldıkları sırada kamyoneti tanık ...'ın üzerine sürmeleri ve takip sırasında sanığın sarfettiği sözler nazara alındığında hırsızlık şeklinde başlayan sanığın eyleminin yağma suçuna dönüştüğü, bununla birlikte Türk Ceza Kanunu'nun 148. maddesinin gerekçesinde belirtildiği üzere mağdura cebir şiddet kullanılarak mağdurun direncinin kırılması ve malın alınmasıyla yağma suçunun tamamlandığı, ayrıca sanığın kazanılmış hakka konu olan hapis cezasının mala zarar verme suçundan verilen 2 ay hapis cezasının da dahil edilerek 6 YIL 6 AY olması gerektiği düşüncesinde olduğumdan yağma suçunun teşebbüs aşamasında kaldığına dair sayın çoğunluğun onama kararına iştirak etmiyorum.