KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2023/16653 E., 2024/960 K.
- Karar tarihi
- 23 Ocak 2024
- Konu
- Ceza Hukuku
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/745 E, ve 2021/1392 K
- Suç
- Nitelikli tehdit
- Karar
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- İlgili kararın kanun yararına bozulması
Karar Detayı
506 kelime·3 dk okuma·3 bölüm
Akhisar
3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.11.2021 tarihli ve 2021/745 Esas, 2021/1392 Karar sayılı kararı ile hükümlünün, nitelikli tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53 üncü maddesi ve 58 inci maddeleri uyarınca hak yoksunluklarına ve cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 16.11.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesi uyarınca, 11.04.2023 tarihli ve 94660652-105-45-20075-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.05.2023 tarihli ve 2023/44796 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.05.2023 tarihli ve KYB-2023/44796 sayılı kanun yararına bozma isteminin. "Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay
4. Ceza Dairesinin 09/02/2022 tarihli ve 2021/4499 esas, 2022/4186 karar sayılı ilâmında yer alan "TCK'nın 106. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde düzenlenen “Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle” işlenen nitelikli tehdit suçundaki seçimlik hareketlerin suç oluşturabilmesi için, eylemin kimin tarafından gerçekleştirildiğinin muhatabınca anlaşılmamış olması gerekmektedir.
Failin biliniyor olması halinde korkunun etkisinin artmayacağı kabul edilmelidir..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, somut olayda sanığın hükümlü olarak bulunduğu cezaevinden sorumlu olan Cumhuriyet savcısına yönelik üzerinde kan ile basılmış parmak izi bulunan bir zarfı ve içerisindeki mektubu infaz koruma memuruna verdiği,
mektup içeriğinde “ben ...’ün ta kendisiyim…” şeklinde kendisini de açıkça tanıttığı, eylemin kimin tarafından gerçekleştiğinin muhatap tarafından açıkça anlaşılabildiği göz önüne alındığında, bu şekilde gerçekleşen eylemin 5237 sayılı Kanun'un 106/1-1. cümle maddesinde yer alan basit tehdit suçuna uyduğu gözetilmeden 106/2-b maddesi uyarınca hüküm kurulmasında, isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen “Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle” işlenen nitelikli tehdit suçundaki seçimlik hareketlerin suç oluşturabilmesi için, eylemin kimin tarafından gerçekleştirildiğinin muhatabınca anlaşılmamış olması gerekmektedir. Failin biliniyor olması halinde korkunun etkisinin artmayacağı kabul edilmelidir.
2. İnceleme konusu olayda; hükümlünün bulunduğu cezaevinden sorumlu olan Cumhuriyet savcısına yönelik üzerinde kan ile basılmış parmak izi bulunan bir zarfı ve içerisindeki mektubu infaz koruma memuruna verdiği, mektup içeriğinde “ben … ...’kün ta kendisiyim…” şeklinde kendisini de açıkça tanıttığı, eylemin kimin tarafından gerçekleştiğinin muhatap tarafından açıkça anlaşılabildiği göz önüne alındığında, bu şekilde gerçekleşen eylemin 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen "nitelikli tehdit" suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden,
yazılı şekilde karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Akhisar