KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2023/17657 E., 2025/8915 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/443 E., 2023/143 K.
- Suçlar
- Tehdit, hakaret
- Hükümler
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
559 kelime·3 dk okuma·2 bölüm
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. GEREKÇE
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere.
"Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir.
Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir.
Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve
açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır.
Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) anlaşılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.05.2013 tarih, 2012/1270 Esas, 2013/248 Karar sayılı kararı ve yerleşik içtihatlara göre (Yargıtay içtihatlarında vurgulandığı üzere (Yargıtay 4.CD 2019/52 83... /27483 K, Yargıtay 12.CD 2019/21 21... /5170 K) kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabulünün gerekeceği,
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, katılanın beyanında, sanığın ikametlerinde kendisine karşı hakaret ve tehditleri artınca cihaz aldığını ve bu konuşmaları şubat ve mart ayında kayda aldığını belirttiği, sanığın aşamalarda ses kayıtlarını kabul etmediği, .... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün düzenlediği uzmanlık raporuna göre ses kaydındaki konuşmaların sanığa ait olmasının "2.
Derece muhtemel tanıma" olarak belirlendiği, taraflar arasında ihtilaf bulunduğu, boşanma aşamasında oldukları, hükme esas alınan tek delilin de ses kaydı olduğu, katılanın oldukça uzun süren karşılıklı ses kayıtlarını aldığı, bu konuşmaları planlayarak yaptığı anlaşılmakla ses kaydının yasak delil kapsamında olduğu, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği, sanığın atılı suçları işlediğine dair kesin ve somut delil bulunmadığından, sanığın isnat edilen suçlardan beraati yerine yetersiz gerekçe ile hükümler kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
II. KARAR
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2023/17657, K. 2025/8915, 23 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama