Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/18657 E. , 2025/4086 K. "İçtihat Metni" İ S T İ N A F S O N R A S I T E M Y İ Z İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/329 E., 2023/409 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanma
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/18657 E. , 2025/4086 K. "İçtihat Metni" İ S T İ N A F S O N R A S I T E M Y İ Z İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/329 E., 2023/409 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk derece Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.12.2022 tarihli ve 2022/92 Esas ve 2022/683 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 149/1-a-h, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 8 yıl 6 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. İstinaf Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 26.01.2023 tarihli ve 2023/329 Esas, 2023/409 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafinin Temyiz İstemi Sanık müdafinin temyiz istemi, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmamasına rağmen mahkemenin sanık hakkında eksik ve yetersiz inceleme neticesinde, usul ve yasaya aykırı şekilde mahkumiyet hükmü kurduğuna, sanık hakkında kurulan hükümde alt sınırdan uzaklaşılma gerekçesinin bulunmadığına, usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, somut olay değerlendirildiğinde, olay tarihinde, mağdur ile sanığın mağdura ait 38 ... 762 plakalı araç ile sanığın beyanlarına göre ...'in ikametine uyuşturucu almak amacıyla gittikleri, sanığın ...'i çağırdığı, ...'in ikametinden çıkmaması üzerine sanığın ...'in ikametinin camlarını kırdığı, sonrasında mağdur ve sanığın tekrar araca binerek ...'in ikametinden ayrıldıkları, tarafların araçta bulundukları sırada sanığın mağdurdan kendisini Kayseri'ye götürmesini istediği, mağdurun kabul etmemesi üzerine, mağdurun beyanına göre, sanığın ele geçirilemeyen bıçağı belinden çıkararak mağduru tehdit ettiği, mağdurun korkarak aracı GO PETROL isimli iş yerinden mazot almak bahanesiyle durdurduğu, mağdurun aracın şoför mahallinden sanığın ise ön yolcu mahallinden araçtan indiği, sanığın mağduru bir süre aracın çevresinde kovaladığı, mağdurun aracını alamadan olay yerinden kaçtığı, sanığın suça konu aracı alarak olay yerinden ayrıldığı, bahse konu aracın gece saatlerinde kolluk kuvvetlerince terk edilmiş halde bulunarak sağlam ve eksiksiz bir şekilde mağdura teslim edildiği ve mahkemece sanık hakkında nitelikli yağmadan hüküm kurulduğu anlaşılarak yapılan incelemede, tarafların daha önceden tanıştığı, tanık petrol çalışanının beyanı ve CD İzleme Tutanağına göre, tarafların petrol istasyonuna araçla birlikte geldikleri, aralarında çıkan tartışma neticesinde, kovalamaca yaşandığı, daha sonra sanığın mağdurun aracıyla olay yerinden ayrıldığı, mağdurun kavuşturma aşamasında şikayetinden vazgeçtiği ve yağma eyleminin gerçekleşmediğini belirttiği, suça konu bıçağın ele geçirilemediği, bu durumda mağdurun, sanığın kendisini bıçakla yağmaladığına ilişkin soyut beyanı dışında herhangi bir delil bulunmadığı dikkate alındığında, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanık hakkında hırsızlık suçundan mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken, yazılı şekilde nitelikli yağmadan mahkumiyet hükmü kurulması bozmayı gerektirmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Yasa'nın 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 16.04.2025 tarihinde karar verildi.