Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/19307 E. , 2025/5023 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/906 E., 2023/476 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi taraf
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/19307 E. , 2025/5023 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/906 E., 2023/476 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık ... müdafii duruşmalı inceleme isteminde bulunmuş ise de; 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299. maddesi gereğince takdiren duruşmasız olarak yapılan incelemede; 1. Sanıklar ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Verilen Hükümlere Yönelik Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde; 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek suça sürüklenen çocuk ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... ve müdafinin temyiz dilekçelerinde, anılan sebeplerle yapılan incelemede; Oluş ve dosya içeriğine göre, sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında yağma suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun’un 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir. Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında yağma suçundan kurulan hükümde ileri sürülen temyiz istemleri yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, suça sürüklenen çocuk ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... ve müdafinin yerinde görülmeyen TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE Tebliğname'ye uygun olarak HÜKÜMLERİN AYRI AYRI ONANMASINA, 2. Sanık ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Verilen Hükme Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde; 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafinin, temyiz dilekçesinde, anılan sebeplerle yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (Y.C.G.K) yerleşik içtihatlarında sanığa ceza verilmesi için şüpheye yer vermeyecek şekilde eylemi gerçekleştirdiğinin ispatı gerekecektir. Bu ispat için öncelikle suçun işlenip işlenmediği sonra bir olayın kanuni unsurlarının belirlendiği şekilde işlenip işlenmediği ve son olarak da sabit olan bu suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin tartışılması ve kesin olarak ispatı gerekir. Tüm aşamalarda da "şüpheden sanık yararlanır" kuralının uygulanması gerekir. YCGK 2017/6-1147 Esas, 2018/519 Karar sayılı ilamlarında "... Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklinde içtihatta bulunarak bu husus işaret etmişlerdir. Yine YCGK'nın 2018/6-110 Esas, 465 Karar; 2016/6-1157 Esas, 2017/239 Karar sayılı ilamlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir. Yani olayın oluşuna ilişkin şüpheli durum varsa burda da "şüpheden sanık yararlanır" kuralının uygulanması gerekecektir. Yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; Sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmediği, olay günü saat: 16.00 sıralarında aracı ile gezerken başka bir aracın selektör yapması sonucu durduğunu, aracın içinden ... ve ...'un indiğini, kendisini ... ve ...'un tekme, tokatla darp ettiklerini, aracına ateş ettiklerini savunduğu, bu olayla ilgili fezlekenin ekindeki şikâyetçi ...'ın ifadesinin saatinin 20.20 olduğunun anlaşıldığı, şikâyetçi ...'ın ise olayın saat 22.15 sıralarında olduğunu kolluktaki beyanında belirttiği, şikâyetçinin diğer sanıklar ..., ...'i teşhis ettiği canlı teşhiste sanığın yer almadığı, sanığın diğer sanıklarla birlikte olduğuna dair şikâyetçinin bir iddiasının bulunmadığı, diğer sanıklarla birlikte iştirak ettiğine dair hakkında suç duyurusunda bulunarak şikâyetçi olduğu sanık ...'in ve suça sürüklenen çocuk ...'in atfı cürüm niteliğindeki anlatımları dışında, dosya içerisinde hiçbir bilgi ve verinin bulunmadığı, dikkate alındığında; sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak, sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şeklide mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenle; sanık ... müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 07.04.2023 tarihli ve 2022/906 Esas, 2023/476 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18 .Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,08.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.