Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/19987 E. , 2025/8085 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/607 E., 2023/1381 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma HÜKÜMLER : Beraat, mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Red, bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kuru
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/19987 E. , 2025/8085 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/607 E., 2023/1381 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma HÜKÜMLER : Beraat, mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Red, bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Sanık hakkında Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.12.2022 tarihli 2021/223 Esas, 2022/415 Karar sayılı kararıyla nitelikli yağma suçundan açılan kamu davası hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-c maddesi uyarınca beraat; kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109/2, 109/3-a,b ve 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. İstinaf Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi'nin 08.05.2023 tarihli ve 2023/607 Esas, 2023/1381 Karar sayılı kararı ile o yer Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiinin istinaf talebinin 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, sanığın beraat ettiği üzerine atılı eylemin haberleşmenin engellemesi suçunu oluşturduğuna; Sanık müdafiinin temyiz istemi, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun unsurlarının oluşmadığına ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan beraat hükmü yönünden; Her ne kadar tebliğnamede "...sanığın faydalanma kastı bulunmadığı gerekçesiyle yağma suçunun unsurları oluşmadığından beraatine dair karar verilmiş ise de, yağma suçunun kanuni tanımında hırsızlık suçundan farklı olarak "yarar sağlamak" şeklindeki özel kast aranmadığı gibi fayda kavramının maddi menfaat amacı ile sınırlı olmaksızın geniş anlamda yorumlanması gerektiği de gözetildiğinde, sanığın katılanın haber vermesini engellemek şeklindeki amaçla hareket ederek katılandan cebren cep telefonunu alması şeklinki eyleminin yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi..." nedeniyle bozma kararı verilmesi talep edilmiş ise de; Bilindiği gibi ceza hukumuzun temelini “kast” oluşturur. Bu durum 5237 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinde; "...Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir...” şeklinde tanımlanmıştır. Maddenin gerekçesinde ise; "...Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur...” aynı hususu açıklamakta ve teyit etmektedir. Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektedir. Kural olarak her suçun zorunlu ögesidir. Yağma suçunda kasıt hem cebir veya tehdit hem de malın alınmasını kapsamalıdır. Failin malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve bunu faydalanmak amacıyla zor kullanarak almayı istemesi manevi unsurdur. Yağma suçu için bu durumu genel kast kabul edecek olursak yani failin cebirle veya tehditle başkasına ait taşınır bir malı isteyerek alması veya teslimini sağlaması gerekir. Ancak bu tek başına yetmez ayrıca faydalanma amacının da bulunması gerekir. Yağma suçunda rızası olmama yerine rızanın zorla alınması sözkonusudur. Rıza sağlanarak daha doğrusu teslimi veya geri alınmasını engellemek için cebir veya tehdit kullanmak istemesi ve malın teslimini sağlamak için cebir veya tehdide (zor) başvurmalıdır. Almadaki amaç faydalanma olmalıdır. Eğer fail faydalanma kastı ile değil de başka bir kasıtla mesela zarar verme amacıyla hareket etmiş ise eylem yağma değil mala zarar verme suçunu oluşturacaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.10.2019 tarihli, 2158/4577 Esas ve Karar sayılı; 26.01.2016 tarihli, 2015/6-709 Esas ve 2016/33 Karar sayılı; 18.11.2014 tarihli, 810/501 Esas ve Karar sayılı; 20.05.2014 tarihli, 617/271 Esas ve Karar sayılı; 25.02.2014 tarihli, 678/98 Esas ve Karar sayılı; yine 05.07.2013 tarihli, 1548/346 esas ve karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere ve özetle; “... Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da mal varlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek.." şeklinde tanımlanmıştır. Neticeten, yağma suçunun oluşabilmesi için sanığın faydalanma kastı hareket etmesi gerekir. Diğer bir deyişle, cebir ve tehdit marifetiyle malı alan fail, malik gibi tasarruf etme kastıyla hareket etmelidir. Bu nedenle somut olayda, ilk derece mahkemesince sanığın faydalanma kastı ile hareket etmediği tespitinde bir hukuka aykırılık görülmediğinden tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. İlk derece mahkemesince nitelikli yağma suçundan kurulan beeraat hükmünün gerekçesinin "Sanıkların arkadaşı olan mağdurun telefonunu faydalanmak maksadı ile almayarak eylemi yukarıda belirtilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlemeleri nedeniyle mağdurun başkasına haber vermesini engellemeye yönelik olduğu anlaşılmakla" şeklinde açıklandığı anlaşılmakla, mahkeme kabulüne sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 124. maddesinde yer alan "Haberleşmenin Engellenmesi" suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan eksik ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekile beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1. Sanık Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2. Sanık Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği gerekçesi Tebliğname gerekçesine uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a. maddesi uyarınca Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 30.09.2025 tarihinde karar verildi.