Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/20893 E. , 2025/7430 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1380 E., 2023/1309 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; her ne kadar ilk derece mahkemesince verilen 23.12.2020 tarihli kararın, sa
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/20893 E. , 2025/7430 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1380 E., 2023/1309 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; her ne kadar ilk derece mahkemesince verilen 23.12.2020 tarihli kararın, sanıklar müdafii ve katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 16.11.2021 tarihli kararında özetle "...katılanın aşamalarda çelişkili ifadelerinin bulunduğu, katılandan bu tereddüt sorularak giderilip sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi zorunluluğu" gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-e maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, anılan karara direnme yetkisi bulunmayan ve kanunen uyma zorunluluğu bulunan ilk derece mahkemesince verilen nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan beraat hükümlerinin aslında Bölge Adliye Mahkemesince verilmiş bir karar olarak kabulünde zorunluluk bulunduğu, esas olarak Bölge Adliye Mahkemesince eylemin nitelendirilerek suç vasfının belirlenmesi ve sanık hakkında daha az cezayı gerektiren bir halin uygulanması nedenleriyle bozma kararı verilemeyeceği, bu tür kararların istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilmesi gereken kararlardan olduğu, bu şekilde verilen kararların ilk derece mahkemesi kararı niteliğinde bulunduğunun kabulü halinde esasen tarafların var olan temyiz haklarının ellerinden alınmış olacağının anlaşılması karşısında, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ilk defa kurulan ve bölge adliye mahkemesince kurulacak olsaydı temyiz yolu açık olacak olan beraat hükmünün de temyizi kabil olduğu belirlenerek temyiz kapsamının sanıklar tarafından nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede: sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I.HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Sanıklar hakkında Hatay 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23.12.2020 tarihli kararıyla nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun'un) 149/1-a.c.h, 168/3-1, 62, 53 maddeleri uyarınca 5 yıl 5 ay hapis cezası, 5237 sayılı Kanun'un 109/2-3.a.b, 62 maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. İstinaf Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi'nin 16.11.2021 tarihli kararı ile sanıklar müdafileri ve katılan vekilinin istinaf istemi üzerine; 5271 sayılı Kanun'un 289/1, 280/1-e maddesi uyarınca "...katılanın aşamalarda çelişkili ifadelerinin bulunduğu, katılandan bu tereddüt sorularak giderilip sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi zorunluluğu" sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir. C. Bozma Üzerine İlk Derece Sanıklar hakkında bozma üzerine Hatay 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.03.2022 tarihli kararıyla nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca atılı suçtan beraatlerine karar verilmiştir. D.İstinaf Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 12.09.2023 tarihli kararı ile o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin istinaf istemi üzerine; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Sanıklar hakkında yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Sanıklar hakkında, nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından yapılan yargılama sonucunda, Hatay 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.12.2020 tarihli ve 2020/74 Esas, 2020/344 Karar sayılı kararı ile sanıkların anılan suçlardan ayrı ayrı mahkûmiyetlerine karar verildiği, bu kararın sanıklar müdafileri ve katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi'nin 16.11.2021 tarihli, 2021/382 Esas ve 2021/2116 Karar sayılı kararında özetle "...katılanın aşamalarda çelişkili ifadelerinin bulunduğu, katılandan bu tereddüt sorularak giderilip sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi zorunluluğu" şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanunu'nun 280/1-e ve 289/1-e maddeleri gereğince bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, ilk derece mahkemesinin 10.03.2022 tarihli kararı ile; sanıkların nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından yazılı şekilde beraatlerine karar verildiği, cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin istinaf başvurusunun ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 12.09.2023 tarihli ve 2022/1380 Esas, 2023/1309 Karar sayılı kararı ile esastan reddine karar verilmesi üzerine, katılan vekilinin sanık hakkında nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Hatay 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.12.2020 tarihli ve 2020/74 Esas, 2020/344 Karar sayılı dosyasında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 16.11.2021 tarihli, 2021/382 Esas ve 2021/2116 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın veya katılanın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan verilen hüküm yönünden bölge adliye mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı katılanın temyiz hakkını etkilememiş ise de, anılan bozma ilâmı sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ilk derece mahkemesince verilen ve beraat hükmünün esastan reddine dair kararın 5271 sayılı Kanun'un 286/2-g maddesi gereğince kesin nitelikte olduğu ve katılanın temyiz imkanının ortadan kaldırıldığı, oysa bölge adliye mahkemesince yasaya aykırı bozma ilâmı yerine davanın yeniden görülmesine karar verilerek aynı beraat hükmünün verilmesi durumunda 5271 sayılı Kanun'un 286/2-b maddesi uyarınca verilen kararın temyizi kabil bir karar olacağı, görüldüğü üzere bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilâmı katılanın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. (... [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …) Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. .......... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi'nin 16.11.2021 tarihli, 2021/382 Esas ve 2021/2116 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Hatay 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.03.2022 tarihli ve 2021/369 Esas, 2022/103 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırılık bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 11.09.2025 tarihinde karar verildi.