Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2024/1184 E. , 2026/2254 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1918 E., 2023/1948 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2024/1184 E. , 2026/2254 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1918 E., 2023/1948 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.11.2023 tarihli ve 2023/216 Esas, 2023/293 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine kararı verilmiştir. B. İstinaf Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 13.12.2023 tarihli ve 2023/1918 Esas, 2023/1948 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılan vekilinin Temyiz İstemi İstinaf kararının denetime açık olmayan ve gerekçesiz bir karar olduğuna, Ağır Ceza Mahkemesinin tanıklar ..., ... ..., tanık ..., tanık ...'un beyanlarına itibar etme nedenleri ile tanık ... Altıntaş'ın ifadesine itibar edilmesinde açıkladığı kriterlerde objektifliğe aykırı değerlendirmeler olduğuna, davalının alacağı olmamakla birlikte, davalının alacağı olduğunu iddia ettiği 11.524,00-TL ile mukayese teşkil etmeyecek araba yada işyeri talebini "öldürme", "vurduracağım" ve benzeri tehdit içeren sözlerle yapması, yağmaya teşebbüs olup, mahkemenin 5271 sayılı Kanun'un 217/2 ve 289/1-h maddesine aykırı olarak belge ve tanık anlatımlarına itibar etmemesinin takdirde hata olduğuna, mahkemenin herhangi ara karar oluşturmadan, tanığı dinlememesine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 günlü ve 2013/678-2014/98 sayılı Kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda (5237 sayılı Kanun), 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem, sehven yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir. Bu genel anlatımdan sonra tüm dosya kapsamı itibariyle somut olay değerlendirildiğinde; Sanığın katılana yönelik 16.04.2022, 13.05.20 22... .05.2022 tarihli yağmaya teşebbüs eylemlerinin olduğunun iddia edildiği, her ne kadar bir kısım eylemler yönünden takipsizlik verilip en son düzenlenen 05.06.2023 tarihli iddianamede 13.05.2022 tarihli yağmaya teşebbüs eyleminden dava açılmışsa da sanığın eylemini, işten çıkartılmış olması sebebiyle talep ettiği alacağa özgülemesi karşısında sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesi delaleti ile aynı Kanun'un 106/2-c maddesi uyarınca hukuki alacağı tahsil amacı ile tehdit suçunu uygulama ihtimali göz önünde bulundurularak tüm eylemlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, mahkûmiyet kararının 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.