İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2024/2113 Karar: 2025/963 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/2113 K.2025/963

6. Ceza Dairesi 2024/2113 E. , 2025/963 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/219 E., 2020/1587 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması,

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2024/2113 E. , 2025/963 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/219 E., 2020/1587 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması,

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2024/2113 E. , 2025/963 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/219 E., 2020/1587 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması, Bozma Sanık ... ve müdafii ile sanık ... müdafinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü; I- Sanıklar ..., ... hakkında nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin yapılan incelemesinde; Hükmolunan cezaların miktarları ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanık ... ve müdafiinin, sanık ... müdafiinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesi uyarınca REDDİNE, II- Sanıklar ..., ... hakkında hakkında nitelikli yağma ve nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma; sanık ... hakkında ise nitelikli yağma; suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, katılan ... vekili dilekçesinde özetle; sanıkların subut bulan eylemlerinden ötürü nitelikli yağma ve kişi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılması gerektiğini belirtmiş, sanıklar ... ve ... müdafii ise sanıklar hakkında ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürmüş, sanık ... müdafii dilekçesinde özetle; şikâyetçinin beyanlarının hem kendi içinde hem toplanan delillerle açıkça çeliştiği halde şüpheden sanık yararlanır ilkesi ihlal edilerek sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinin hatalı olduğunu, gasp olunduğu iddia olunan telefonun olaydan sonra şikayetçi tarafından kullanıldığının özel hastane kayıtları ile sabit olduğunu, bunun, banka yazısının ve lehe tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğini ileri sürmüş, anılan temyiz dilekçelerindeki belirtilen sebeplere yönelik yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16.10.1978 tarihli ve 2/324-350 sayılı, 12.11.1979 tarihli ve 1979/2-229 Esas ve 1979/477 Karar sayılı kararlarında belirtildiği üzere; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin, vekalet ücretinin tayininde esas ilke olarak sanıkların adedi ya da sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil, usulünce açılan ve avukat tarafından takip edilen davaların adedini esas aldığı ve taraflara yükletilecek avukatlık ücretinin her dava için ayrı ayrı tayinini öngörmüş olduğu, ayrı ayrı dava açılmadıkça ücreti vekaletin de ayrı ayrı tayin ve takdirinin mümkün bulunmamaktadır. Bu açıklamalar ve incelenen dosya kapsamına göre; aynı dosyada yargılanırken kendilerini aynı vekille temsil ettiren ve beraatlerine hükmolunan sanıkların yararına olmak üzere tek maktu vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğinden bu yönüyle, hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, tebliğnamede yer alan düzeltilerek onama düşüncesine iştirak edilmemiştir. Aşağıda açıklanan bozma gerekçesine göre; sanık ...'in hırsızlık olarak başlayıp nitelikli yağma suçuna dönüşen eyleminde tek başına olduğu hususu dikkate alındığında hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin uygulanamayacağı belirlenmiş ise de, suçun işleniş şekli, yağma suçuna konu eşyanın önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı ve olayda birden fazla nitelikli halin bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde tayin edilen cezanın makul ve orantılı olduğu anlaşılmakla anılan husus, bozma nedeni yapılmamış ve tebliğnamede yer alan bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Oluş ve dosya içeriğine göre, sanıklar ..., ... hakkında nitelikli yağma ve nitelikli kişi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan beraat hükümlerinde; sanık ... hakkında ise nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinde; herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir. Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanıklar ..., ... hakkında nitelikli yağma ve nitelikli kişi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerde ileri sürülen temyiz sebepleri yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, katılan ... vekilinin ve sanıklar ... ve ... müdafiinin ve sanık ... müdafiinin yerinde görülmeyen TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile tebliğnameye kısmen uygun olarak HÜKÜMLERİN ONANMASINA, III- Sanıklar ..., ... hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlerin incelemesine gelince; 5271 sayılı Kanun'un 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ... ve müdafii dilekçelerinde özetle; dosyadaki sanık lehine olan somut delillere gerekçede değinilmediğini, somut bir delile dayanmadan cezalar verildiğini, şikâyetçinin beyanlarının tamamen iftira olduğunu, bunun delillerle ispatlı olduğunu, gasp olunduğu iddia olunan telefonun olaydan sonra şikâyetçi tarafından kullanıldığının özel hastane kayıtları ile sabit olduğunu, şikayetçinin beyanlarının çelişkili olduğunu, adil yargılanma hakkının zedelendiğini, savunma hakkının ihlal edildiğini, gasp edildiği iddia edilen telefonlara takılan hatların sahipleri dinlenilmeden karar verildiğini, 2937 sayılı Kanun gereği istihbarat çalışanlarının görev faaliyet ve yardımları nedeniyle sorumlu tutulamayacağı hususunun değerlendirilmediğini, tarafsız görgü tanıklarının ifadelerinin dikkate alınmadığını, banka yazısının dikkate alınmadığını, şüpheden sanık yaralanır ilkesinin göz ardı edildiğini ileri sürmüş; anılan temyiz dilekçelerindeki belirtilen sebeplere yönelik yapılan incelemede; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hâkimler Kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararına göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usûl ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir. Katılanın kollukta alınan 27.05.2017 tarihli ayrıntılı beyanında; sanık ...'in araç içerisinde kendisine yönelik herhangi bir suçlamada bulunmadığını, kendisinden herhangi bir talepte bulunmadığını, araçla yaklaşık iki saat kadar gezdiklerini, araçtan indikten sonra sanık ...'in suça konu kendisine ait çantayı bagajın üzerine koyduğunu, sanıklar ... ile ...'in kendi aralarında aracın ön tarafında konuştuktan sonra sanık ...'in bagaj üstündeki çantasını alarak kaçtığını diğer sanığın araca binerek olay yerinden ayrıldığını, kendisinin ise sanık ...'i takip etmeye çalıştığını sanık ile aracın farklı yönlere hareket ettiğini, sanık ...'i yakaladığında kendisine taş ile vurarak kaçtığını beyan ettiği, yine sanık ...'ın sorgusundaki beyanında suça konu çantanın bagajın üzerinde olduğunu ve sanık ...'in birden koşarak gittiğini katılanın da arkasından koştuğunu ifade etmiş olması hususları dikkate alınarak eylem bütün olarak değerlendirildiğinde; sanık ...'in hırsızlıkla başlayan eyleminin yağmaya dönüştüğü anlaşılıyor ise de, sanık ...'in suça konu çantayı bagajın üzerinden alıp kaçması ile birlikte ekip aracına binerek olay yerinden hızla uzaklaşan sanık ...'in, hırsızlık eylemini yağmaya dönüştüren sanık ...'in hareketlerinden önceden haberdar olduğuna dair bir delil bulunmaması karşısında 5237 sayılı Kanun' un 37 nci maddesi uyarınca failin ancak gerçekleştirmeyi planladığı ve gerçekleştirdiği eyleme katıldığı oranda sorumlu tutulabileceği ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanık ...'in yağma suçundan sorumlu olmayacağı anlaşılmıştır. Bu nedenle, İlk Derece Mahkemesi tarafından sanık ...'in eyleminin hırsızlık olarak değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde suç vasfında hata ile nitelikli yağma suçundan hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz istemleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi gereğince dosyanın gereğinin ifası için Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 22.01.2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. (Muhalif) MUHALEFET ŞERHİ Sanıklar hakkında verilen kararda sanık ... hakkında heyet sayın çoğunluk tarafından verilen karara muhalifim şöyle ki; Sanık ... mağdur ve diğer sanıklar anlatımı karşısında baştan itibaren sanık ... ile birlikte fikir ve eylem işbirliği içerisinde olduğunu, müşteki mağduru bu amaçla hürriyetinden yoksun bırakmış olması karşısında yağma fiilinin cebir ve tehdit unsurunun oluştuğu sanığın (...) kıdemli polis memuru oluşu ve polis kimliği ile sanığın korkutularak ve araca zorla bindirilerek müşteki sanık ... ile birlikte yağmaladığı sabit olmakla, sanığın eyleminin hırsızlık olduğuna yönelik sayın çoğunluğun kararına muhalifim. 22.01.2024

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla