İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2024/2395 Karar: 2026/2872 Tarih: 2026

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/2395 K.2026/2872

6. Ceza Dairesi 2024/2395 E. , 2026/2872 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/307 E. 2024/191 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hük

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2024/2395 E. , 2026/2872 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/307 E. 2024/191 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hük

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2024/2395 E. , 2026/2872 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/307 E. 2024/191 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 31.03.2021 tarihli iddianamesi ile; sanık hakkında mağdurlar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a karşı nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-d, 35... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır. B. Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.12.2021 tarihli kararı ile; Sanık hakkında mağdurlar ..., ... ve ...'a karşı nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de; yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, Sanık hakkında mağdur ...'a karşı kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/2-3-a, 53... . maddeleri uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, Sanık hakkında mağdur ...'a karşı nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-h, 35, 53... . maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, Karar verilmiştir. C. Sanık ve müdafiinin istinaf istemleri üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 28.04.2023 tarihli kararı ile; 1- Mağdur ...'ın sanığın eşi, müşteki ... ile mağdur ...'ın sanığın oğulları, mağdurlar ..., ... ve ...'ın ise sanığın kardeşleri oldukları, olay günü yani 03.03.2021 günü saat 20:00 sıralarında aynı evde bulundukları sırada sanığın elinde bıçak olduğu halde mağdurların üzerine yürüyerek tüm mağdurlara yönelik olarak "bana 2.000,00 TL para vereceksiniz, benim payımı vereceksiniz, vermezseniz sizi öldürürüm" dediğinin, ardından da kendisine müdahale eden ve elindeki bıçağı almaya çalışan kardeşi ...'ı yaraladığının, mağdurların ve tanığın soruşturma aşamasında olayın sıcaklığıyla alınan birbirleri ile uyumlu beyanları ile sabit olmakla; sanığın tüm mağdurlara yönelik olarak gece vakti, konutta, silahla yağmaya teşebbüs suçundan dolayı 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-d-h, 35, 53, 58. maddeleri gereğince bir kez cezalandırılması gerekirken mağdur ...'a yönelik eyleminin kasten yaralama suçunun yağma suçunun unsuru olmasına rağmen bir bütün olarak kasten yaralama suçunu oluşturduğu gerekçesiyle sanığın mağdur ...'a yönelik eyleminden dolayı ayrıca kasten yaralama suçundan dolayı da cezalandırılmasına karar verilmesi, 2- Kabule göre ise; -Sanığın mağdur ...'a yönelik eyleminin gece vakti, konutta, silahla yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğu dikkate alındığında; sanığın 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-d-h maddeleri gereğince cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde konutta silahla yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-h maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi, -Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 2019/13073 esas, 2019/15707 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; sanık hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması için her iki suçun da suç tarihlerinin, 08/07/2005'ten sonra olması gerektiği, mahkemece sanık hakkında tekerrüre esas alınan Adana 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/78 esas ve 2011/787 karar sayılı ilamında Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesinin uygulandığı, bu ilamda Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesine esas alınan Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/176 esas, 2014/261 karar sayılı ilamının suç tarihinin 08.07.2015 tarihinden önce (23.09.2003) olduğu anlaşılmakla; adli sicil kaydına göre başkaca ikinci kez tekerrüre esas mahkumiyeti bulunmayan sanık hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, Nedenleriyle hükümlerin bozulmasına, 5271 sayılı Kanun'un 283. maddesi gereğince sonuç ceza miktarı itibariyle sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, Karar verilmiştir. D. Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.09.2023 tarihli kararı ile; sanık hakkında mağdurlar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a karşı nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-d-h, 168/3, 53... . maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, 5271 sayılı Kanun'un 283. maddesi gereğince sanık hakkında kazanılmış hak oluştuğundan infazın 5 yıl hapis cezası üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. E. Sanık ve müdafiinin istinaf istemleri üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 02.11.2023 tarihli kararı ile; Mağdur ...'ın sanığın eşi, müşteki ... ile mağdur ...'ın sanığın oğulları, mağdurlar ..., ... ve ...'ın ise sanığın kardeşleri oldukları, olay günü yani 03.03.2021 günü saat 20:00 sıralarında aynı evde bulundukları sırada sanığın elinde bıçak olduğu halde mağdurların üzerine yürüyerek tüm mağdurlara yönelik olarak "bana 2.000 TL para vereceksiniz, benim payımı vereceksiniz, vermezseniz sizi öldürürüm" dediğinin, ardından da kendisine müdahale eden ve elindeki bıçağı almaya çalışan kardeşi ...'ı yaraladığının ve bu şekilde eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı sabit olmakla; sanık hakkında yağma suçundan dolayı hükmolunan cezadan atılı suçun teşebbüs aşamasında kalması nedeniyle Türk Ceza Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken, sanık hakkında mağdurun uğradığı zararı soruşturma aşamasında giderdiği gerekçesiyle etkin pişmanlık hükümleri uyarınca cezasından Türk Ceza Kanunu'nun 168/3 maddesi uyarınca indirim yapılması, Nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. F. Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.12.2023 tarihli kararı ile; sanık hakkında mağdurlar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a karşı nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-d-h, 35, 53... . maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, 5271 sayılı Kanun'un 283. maddesi gereğince sanık hakkında kazanılmış hak oluştuğundan infazın 5 yıl hapis cezası üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. G. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 16.01.2024 tarihli kararı ile; sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri, sanığında suçsuz olduğu, eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğu, kabule göre sanık hakkında üst hadden ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 28.04.2023 tarihli kararında belirttiği gerekçe ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde tarafların temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak Bölge Adliye Mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. (Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. .......... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi'nin 28.04.2023 tarihli ve 2022/349 Esas, 2023/921 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 21.12.2023 tarihli ve 2023/409 Esas, 2023/494 Karar sayılı kararı, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 02.11.2023 tarihli kararı ve Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.12.2023 tarihli kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesinde, hukuka aykırılık bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi'nin 28.04.2023 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2 maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,07.04.2026 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Sanık hakkında birden çok mağdura yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan yargılama yapılmış; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesi hükümlerini dosya üzerinden inceleyerek bozmuş, ilk derece mahkemesi bozmaya uyarak yeniden hüküm kurmuş ve sonrasında istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesinin CMK 280/1-e'de sınırlı olarak sayılan hâller dışında bozma kararı verip veremeyeceği noktasında toplanmıştır.

Hukuki İlke: Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller CMK 280/1-(e) ve (f) bentlerinde sınırlı (tahdidi) olarak sayılmış olup, bu hâller dışında dosya üzerinden bozma kararı verilmesi hukuka açık ve ağır aykırılık oluşturur; usule aykırılığın giderilmesi gerektiğinde Bölge Adliye Mahkemesince CMK 280/1-g uyarınca duruşma açılıp taraflar çağrılarak yeniden hüküm kurulması gerekir. Metinde anılan Anayasa Mahkemesinin Ömer Oral kararı (B. No: 2023/33667, 9/1/2025) ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli, 2024/6-490 E., 2025/197 K. sayılı kararı da bu ilkeyi teyit etmekte; bu tür kanuni dayanaktan yoksun bozma kararlarının ve bunlara istinaden kurulan hükümlerin Anayasa'nın 36. maddesindeki adil yargılanma/mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği ve hükümsüz sayılması gerektiği belirtilmektedir.

Uygulama Sonucu: CMK 302/2 uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesinin kanuni dayanağı bulunmayan bozma kararı nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Dava Strateji Notu: İstinaf dairesinin CMK 280/1-e ve f dışında bir gerekçeyle, üstelik dosya üzerinden bozma kararı vermesi başlı başına güçlü bir temyiz/ihlal nedenidir; savunma, bu usuli aykırılığı adil yargılanma ve mahkemeye erişim hakkı ile ilişkilendirerek, direnme yasağı ve temyiz hakkının kısıtlanması argümanlarını öne çıkarmalıdır.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla