Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2024/2714 E. , 2025/10613 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/227 E., 2023/552 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebili
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2024/2714 E. , 2025/10613 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/227 E., 2023/552 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Bozma Viranşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 13.11.2019 tarihli kararının istinaf edilmesi üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi tarafından verilen istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın temyizi sonrasında, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 31.03.2023 tarihli kararı ile bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci Bozma üzerine, Viranşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 25.12.2023 tarihli ve 2023/227 Esas, 2023/552 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-c, 62, 53... . maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafinin Temyiz İstemi Dosya kapasamında samimi beyanlarda bulunan ve üzerine atılı suçu işlediğine dair somut delil olmayan sanığın cezalandırılmasının hakkaniyete açıkça aykırılık teşkil ettiğine, diğer sanık ...'ın soruşturma aşamasında sanığın kendisinin yakalanmasına sebebiyet vermesi sebebiyle vermiş olduğu ifadesi dayanak gösterilip sanığa ceza verildiğine, yerel mahkeme tarafından sanığın cezalandırılmasına dayanak gösterilen olaylar açısından gerekli ve yeterli inceleme yapılmadan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, bozma ilamında Yargıtayın bozma ilamındaki muhalefet görüşüne katıldıklarına, eksik inceleme yapıldığına, haksız ve hukuka aykırı şekilde sanığın cezalandırılması yönündeki kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gözetilmesi gerektiğine, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesi olduğuna, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddiaların sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağına, kararın bozularak sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya kapsamına göre, olay tarihinde, maktulün şoför olarak çalıştığı firmaya ait, elektrik kablosu yüklü tır hakkında çalıntı ihbarı yapıldığı, tır ve tıra takılı dorsenin terk edilmiş biçimde kolluk kuvvetleri tarafından bulunduğu, olay yeri inceleme ekipleri tarafından yapılan incelemelerde, çekicinin iç kısmında iki koltuk arasında üzerine battaniye konulmuş şekilde, başından ateşli silah ile vurularak öldürüldüğü tespit edilen maktule ait cesedin bulunduğu, tırda yüklü olan yaklaşık yirmi beş tonluk malzemenin de yerinde olmadığının saptandığı, bu kapsamda yapılan soruşturmada tırın bulunduğu yerden önce bir dinlenme tesisine girdiği, tesisin kamera kayıtlarına göre, tır sürücüsü maktul benzin deposu ile uğraşmakta iken diğer sanık ...'ın maktulün yanına giderek onunla bir şeyler konuştuğu, konuşmasının akabinde tıra yolcu olarak bindiği ve maktulün kullandığı tır ile oradan ayrıldıkları, tır içinde bulunan malzemeleri yağmalama amacıyla diğer sanık ...'ın maktulü tır içerisinde öldürdüğü ve tırda yüklü malların sanık ...'ün yardımıyla birlikte tırdan başka bir yere taşındığı, uzmanlık raporlarında, bahse konu dorse ve çekiciden alınan svap numunelerinden elde edilen DNA profillerinin sanıklardan elde edilen DNA profilleri ile benzer olduğunun tespit edildiği, tırda bulunan sigara izmaritleri ve peçete üzerinde sanıkların DNA sının bulunduğu, sanık ... ile sanık ... arasında 17.01.2019- 19.01.2019 tarihleri arasında yoğun görüşmelerin gerçekleştiği tespit edilerek, sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürme ve nitelikli yağmadan kurulan mahkûmiyet hükümleri Yargıtayca onanarak kesinleşmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarında sanığa ceza verilmesi için şüpheye yer vermeyecek şekilde eylemi gerçekleştirdiğinin ispatı gerekecektir. Bu ispat için öncelikle suçun işlenip işlenmediği sonra bir olayın kanuni unsurlarının belirlendiği şekilde işlenip işlenmediği ve son olarak da sabit olan bu suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin tartışılması ve kesin olarak ispatı gerekir. Tüm aşamalarda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/6-1147 Esas, 2018/519 Karar sayılı ilâmlarında "... Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve "... Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklinde içtihatta bulunarak bu husus işaret etmişlerdir. Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/6-110 Esas, 465 Karar, 2016/6-1157 Esas, 2017/239 Karar sayılı ilâmlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir. Yani olayın oluşuna ilişkin şüpheli durum varsa burda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekecektir. Hırsızlık, yağma, cinsel istismar gibi çoğu zaman ani gelişen veya suç işlemek için sanıkların önceden plan yaptıkları ve sonrasında yakalanmama adına delil bırakmamaya yönelik tedbirler almalarına göre, bu tür suçlarda yan delil bulmada sıkıntılar olduğu açıktır. Çoğu zaman bu tür suçlarda elimizdeki tek delil sadece müştekilerin beyanından ibaret kalmaktadır. Bu zorlayıcı nedenlerden dolayı aralarında husumet olmayan, çoğu zaman hiç tanımadğı ve iftira atması için neden bulunmayan müşteki beyanı sübutun ve sanığın eylemi gerçekleştirdiğinin kabulünde yeterli kabul edilmektedir. Ceza yargısına hakim olan en temel ilke olan masumiyet ve şüpheden sanık yararlanır kuralları ceza adaleti bakımından başkaca hiçbir delil olmayan ve bulunma ihtimali olmayan hususlarda sanık aleyhine, müşteki lehine esnetilebilmektedir. Bu belli zorluklar nedeniyle bir nebze kabul edilebilir. Ancak başka türlü delil toplama imkanı olan olaylarda veya akla, mantığa veya olaya uymayan, kendi içerisinde tutarsız veya sürekli değişen ya da ihtilaflı başka bir konuda müşteki ya da yakınlarına açıkça yarar sağladığı, müştekiyi gerçekten sanık olmaktan çıkarıp müşteki haline sokabilecek, yani haksız durum yaratacağı aşikar olan soyut beyanların tek doğru kabul edilerek cezalandırma yoluna gidilmesi, masumiyet, silahların eşitliği ve şüpheden sanık yararlanır kurallarına açıkça aykırılık teşkil edeceği açıktır. Bu nedenle ispatı zor olan olaylarda akla, mantığa ve dosyadaki olaylara uyumlu denetlenebilir müşteki beyanına itibar olabilir ise de akla, mantığa, fenne ve dosyadaki olaylara uymayan helede başka türlü ispat imkanı varken sadece müşteki beyanıyla yetinilmesi halinde bu beyanın suçun aydınlatılmasına yönelik değil başka bir olayı örtme, iftira atma veya intikam alma gibi bir amaca yönelik olduğu şüphesi doğuranlara bu şüphe giderilmeden itibar edilmesi büyük haksızlık oluşturacak ve yargılama konusunda tüm yetkiyi hakkı olmadığı halde sadece taraf olması gereken görünüşteki müştekiye devredecektir. Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, sanık ... hakkında nitelikli yağmadan kurulan temyize konu mahkûmiyet hükmüne ilişkin, dosya kapsamına göre, sanık ... ve ...'ün aralarında sanık ... tarafından yağma suçu işleneceği hususunda olay öncesinde anlaşma olduğuna ve bu anlaşma ve işbölümü doğrultusunda sanık ...'ın maktülü yağmaladığına ilişkin delil bulunmadığı, sanık ... aşamalarda değişmeyen savunmalarında kendisi borçlu olduğu için önceden tanıdığı sanık ...'e bir tır dolusu mal getirdiğinde bunu piyasaya dağıtıp dağıtamayacağını sorduğunu ...'ün de bu teklifi kabul ederek yardımcı olurum demesi üzerine bu kez ...'ün aracıyla olaydan bir gün önce ... dinlenme tesislerine geldiğini ...’ün kendisini orada bırakarak oradan ayrıldığını, kendisinin maktulün kullanmış olduğu tıra bindiğini, kardeşi ... maktulü öldürdüğünü, ...'ın geldiği araçla tekrar oradan ayrıldığını, maktulün cesedini tırın kasasına kendisi koyduktan sonra tırın şoförlüğünü yaptığını, zeminin yumuşak olması nedeniyle tırın çamura saplandığını bunun üzerine diğer sanık ... arayarak yardım istediğini belirttiği, sanık ...'ın diğer sanık ...'ün dosya kapsamındaki sorumluluğu ile ilgili tüm anlatımlarının bundan ibaret olduğu, olay yerine gelen diğer sanık ...'ün baştan itibaren borcu olduğunu ve ekonomik olarak zorda olduğunu ve yasadışı yollardan malzeme temin edeceğini bildiği, sanık ... ile sanık ... arasında 17.01.2019- 19.01.2019 tarihleri arasında yoğun görüşmelerin gerçekleştiğinin tespit edildiği, sanık ...'ın temin edebileceğini söylediği malları alacağını kabul ederek ve yine maktulün ölümü sonrasında ... tarafından zilyetliğine alınan tırdaki malzemeleri suçtan temin edildiğini bilerek kabul ettiği sabittir ancak her iki sanık arasında ne yağma ne de adam öldürme suçları hususunda olay öncesi fikir ve irade birlikteliği içerisinde oldukları veya sanık ...'ün ...'a işlediği suçların işlenmesinde ona herhangi bir şekilde yardım ettiğine dair delil bulunmadığından, sanık ...'ün, suçun işlenmesinden sonra, diğer sanık ...'a yardımda bulunmak şeklinde gerçekleşen eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 1 42... . maddelerinde düzenlenen hırsızlık suçuna yardım olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında suç vasfında yanılgıya düşülerek, nitelikli yağmadan mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Viranşehir Ağır Ceza Mahkemesinin kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 03.12.2025 tarihinde karar verildi.