Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2024/306 E. , 2025/8004 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/40 E., 2023/443 K. SUÇLAR : Tefecilik, nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜMLER : Zamanaşımı nedeniyle düşme, mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temy
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2024/306 E. , 2025/8004 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/40 E., 2023/443 K. SUÇLAR : Tefecilik, nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜMLER : Zamanaşımı nedeniyle düşme, mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I- Sanıklar ... Ve ... Haklarında Tefecilik Suçundan Kurulan Zamanaşımı Nedeniyle Düşme Hükümlerine Yönelik Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, katılan İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı Muhakemat Müdürlüğü vekili ve katılan ... vekilin temyiz istekleri yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, II- Sanık ... Hakkında Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde İse; 1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/6-1147 Esas, 2018/519 Karar sayılı ilâmlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) anlaşılmıştır. Bu bilgiler ışığında somut olayımıza gelince; katılanın sanık ... ve diğer sanık ...'le samimi arkadaş oldukları, sanığın katılana faiz karşılığı 70.000,00 TL para verdiği, katılanın söz konusu parayı ödemiş olmasına karşın daha sonrasında fahiş miktarda faiz istediği ve katılanın belirtilen meblağı ödemekte güçlük çekmesi üzerine de katılanın işyerine giderek borcu ödememesi halinde öldürmekle tehdit ettiği iddia edilen olayda; sanığın tehdit yoluyla katılandan para istediğine ilişkin olarak tanık ...'nin beyanları haricinde katılanın aşamalarda değişen tutarsız beyanlarından başkaca delil bulunmadığı, tanık ... ile katılan arasında iş ortaklığı ilişkisi bulunmakla ve olayın gerçekleştiği katılana ait işyerinin daha sonra tanık ...'ye devredilmiş olduğu anlaşılmakla, anılan tanığın tarafsızlığı noktasında şüphe söz konusu olduğundan beyanlarının itibar edilebilir bulunmadığı, dosya kapsamında mevcut bulunan fotoğraflar ve katılanın kovuşturma aşamasında yargılama konusu olaydan sonra diğer sanık ...'ün düğüne katılmış olduğuna ilişkin kabul beyanı karşısında katılanın iddia olunan yağmaya teşebbüs eyleminden sonra düğün merasimine katılarak sanıklarla birlikte eğlenmesi durumunun hayatın olağan akışına uygun düşmediği, bu sebeple salt katılan beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı dikkate alındığında; sanığın isnat olunan eyleminin yağma boyutuna ne şekilde ulaştığı karar yerinde tartışılmaksızın eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 2. Kabule göre de; Katılanın sanığa ait kredi kartı ile alışverişler yapmış olduğuna ilişkin dosya kapsamında mevcut ödeme dekontları ve taraflar arasında önceye dayalı süre gelen para alışverişi olduğuna dair diğer tanıklar ... ve ...'nin beyanları dikkate alındığında, sanığın katılandan tehditle alacağını almaya çalışması şeklindeki eyleminin, yağma suçunda daha az cezayı gerektiren hal başlıklı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. maddesi kapsamında tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, delillerin takdirinde ve suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur . Açıklanan nedenle İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.10.2023 tarihli ve 2016/40 Esas, 2023/443 Karar sayılı kararına yönelik sanık ... müdafii, katılan ... vekili ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 25.09.2025 tarihinde karar verildi.