İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2024/3455 Karar: 2026/3151 Tarih: 2026

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/3455 K.2026/3151

6. Ceza Dairesi 2024/3455 E. , 2026/3151 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/188 E., 2024/234 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenl

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2024/3455 E. , 2026/3151 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/188 E., 2024/234 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenl

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2024/3455 E. , 2026/3151 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/188 E., 2024/234 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk derece Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.12.2023 tarihli ve 2023/63 Esas, 2023/428 Karar sayılı kararı ile sanıkların nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c, 168/3-2, 62... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. İstinaf Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 22.01.2024 tarihli ve 2024/188 Esas, 2024/234 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, suç vasfının tayininde hataya düşüldüğüne, hırsızlık suçundan hüküm kurulmasının gerektiğine, müştekinin aşamalarda değişen çelişkili beyanlarına istinaden ceza verildiğine, mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. 2. Sanık ... ve Müdafinin Temyiz İstemi Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, duruşmada okunmayan ve tartışılmayan bir delilin hükme esas alındığına, sanığın suçu işlediğine dair maddi delil bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğine, kararın gerekçesinin yetersiz olduğuna ve somut olgulara dayanmadığına, eksik soruşturma ile karar verildiğine, kararın orantılı ve ölçülü olmadığına, lehe hükümlerin uygulanmasının gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; 1. Yağma suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un madde 148 - “(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının .... tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi,...cezalandırılır...” şeklindedir. Madde gerekçesinde de “...Yağma suçunun tamamlanabilmesi için, kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir...” şeklinde daha da açıklık getirmiştir. Malı almak için cebir veya tehdit kullanılmalı ve bunun etkisiyle mağdurun malı vermesi gerekir. Bunun doğal sonucu olarak mağdurun malın alındığını görmesi veya en azından sanığın mallarını almak istediğini anlaması veya bilmesi gerekir. Yağmada amaç malın alınmasıdır. Bu amaca ulaşmak için araç hareketler ise cebir veya tehdit uygulanmasıdır. Failin mağdura yönelttiği cebir veya tehdidi, kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya zorlamak amacıyla gerçekleştirmiş olması gerekir. 2. Hırsızlık suçunda, başkasına ait taşınır malı faydalanmak amacıyla zilyedin rızası olmadan almak suçun manevi unsuru iken yağma suçunda, rızası olmama unsurunun yerine rızanın zorla alınması geçmektedir. Rıza sağlanarak daha doğrusu teslimi veya geri alınmasını engellemek için cebir veya tehdit kullanmak istemesi ve malın teslimini sağlamak için cebir veya tehdide (zor) başvurmalıdır. Hırsızlık suçunun başlangıcından tamamlanıncaya kadar, zilyedin tasarruf olanağının kalkmasına kadarki aşamada kullanılan cebir veya tehdit, hırsızlığı yağmaya dönüştürür. Tehdit ve cebrin malı, müştekinin hakimiyet alanından çıkarmaya yönelik olması gerekir. Sonra gerçekleşen cebir ve tehdit, eylemi yağmaya dönüştürmez. 3. Dolandırıcılık suçunda ise, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararı olarak kişinin kendisine veya başkasına icrai veya ihmali davranışlarla yarar sağlamasıdır. Dolandırıcılık salt mal varlığına karşı işlenen bir suç değildir. Mal varlığı yanı sıra irade ve karar verme özgürlüğünü korumaya yönelik bir suçtur. Dolandırıcılık suçunda mağdur yanıltılmaktadır. Yani dolandırıcılık suçu tipik bir hile suçudur. İrade hile ile fesada uğratılmaktadır. Mağduru hataya düşürecek kurnazca hareketler hiledir. Her hile ahlaka aykırı bir eylem olsa dahi her zaman cezalandırılan dolandırıcılık olması için suç tipinde belirtilen şekilde muhatabı hataya düşürmesi gerekir. Hata kişideki tasavvur ile gerçeği birbirine uymaması olup, hile mağdurda hata hali oluşturacaktır. Mağdurdaki tereddüdü kuvvetlendirilmesi de onu hataya düşürmektedir. Hilenin kandıracak nitelikte olması gerekir. Kullanılan hile mağdurun durumu fail ile olan ilişki göz önüne alınıp kandırılmış ise olay bazında eylem dolandırıcılık olacaktır. 4. Bu açıklamalar ile yağma, hırsızlık ve dolandırıcılık suçları ile ilgili olarak düzenlenen kanun normları ışığında somut olay değerlendirildiğinde; olay tarihinde sanıklar ... ve ...'in katılanı durdurarak bir sosyal medya uygulaması üzerinden kız kardeşlerine mesaj attığını, namus meselesi olduğunu ve telefonunu kontrol etmek istediklerini söyleyip katılanı yakındaki bir parka götürdükleri, parkın içerisinde temyiz dışı suça sürüklenen çocuk ... ve temyiz dışı sanık ...'nun bulunduğu, sanık ...'ın katılanı işaret edip kendisine mesaj atan şahsa benzediğini söylediği, bunun üzerine sanıklardan biri ile temiz dışı suça sürüklenen çocuğun katılanı da yanlarına alarak telefonu kontrol etmek amacıyla yürüyüş parkına gittikleri, suça sürüklenen çocuk ...'ın katılana "ben silahı arkadaşımdan aldım. Maksat sana sıkmasınlar. Fakat böyle bir olay varsa ben sana sıkacağım" dediği ancak katılana herhangi bir silah göstermedikleri, ...'ın telefonu istediği ve katılanın suça konu telefon ile şifresini vermesi üzerine ...'ın "ben internete gideceğim. Telefonu gösterip geleceğim" dediği, katılanın da onun yanında gitmek istediği ancak kendisine "sen gelme namus meselesidir. Kızın abisi orada seni kesin öldürürler." denmesi sebebiyle diğer sanıkla beraber olay yerinde kaldığı, 10 dakika civarında beklemelerine rağmen suça sürüklenen çocuk ...'ın gelmemesi üzerine diğer sanıkla beraber onların yanına gitmeye karar verdikleri ancak sanığın, bir müddet oyalayıp kullanılmayan bir numara verdikten sonra katılanın yanından ayrıldığı olayda; sanıkların suç işleme kararı alarak mizansen kurdukları, olay sırasında söyledikleri rahatsız edici sözler ile hileli ve zorlayıcı davranışların mizansenin bir parçası olduğu ve doğrudan malın alınmasına yönelik olmadığı, katılanda telefonunun kısa bir süre içerisinde kontrol edildikten sonra kendisine geri verileceğine yönelik inancın oluşmasının sağlandığı, katılanın iradesinin olayın hiçbir aşamasında malın zilyetliğinin devrine yönelik olmadığı hatta suça sürüklenen çocuk ... ile birlikte telefonu incelemek ve hemen geri almak amacıyla gitmek istediği ancak vazgeçtiği, malın teslimine yönelik katılana cebir veya tehdit kullanılmadığı, hileli hareketlerle katılanın iradesi fesada uğratılarak malın zilyetliğini tamamen devretme iradesinin oluşmadı anlaşıldığından, sanıkların, katılanın zilyetlik iradesini halen devam ettirdiği suça konu telefonu alarak olay yerinden ayrılmalarından ibaret eylemleri neticesinde hırsızlık suçunun sübut bulduğu düşünülmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde yağma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanıklar müdafileri ve sanık ...'in temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, bozma kararının temyiz dışı sanık ... ve temyiz dışı suça sürüklenen çocuk ...'a 5271 sayılı Kanun'un 306. maddesi gereğince sirayetine, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 13.04.2026 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla