Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2024/46 E. , 2025/9743 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2022/1408 E., 2023/2417 K. SUÇ: Nitelikli yağma HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; suça sürüklenen çocuklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, t
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2024/46 E. , 2025/9743 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2022/1408 E., 2023/2417 K. SUÇ: Nitelikli yağma HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; suça sürüklenen çocuklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Bozma Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesinin (Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi sıfatıyla) 20.06.2020 tarihli kararının katılan ... Politikalar Bakanlığı vekili, katılan ... vekili ve suça sürüklenen çocuklar müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 28.05.2021 tarihli kararı ile katılanın abisi ve okul müdürünün tanık sıfatı ile beyanları tespit edilmeden eksik inceleme ile beraat kararı verilmesi suçun sübutu ve vasfının tespiti için dinlenmesi zorunlu olan, duruşmada mutlaka hazır bulunması gereken tanık beyanları alınmadan hüküm tesisi suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 210/1 ve 289/1-e maddelerine muhalefet edilmesi ve suça sürüklenen çocukların hazırlık beyanları ile yargılama aşamasındaki beyanları değerlendirilerek hangi beyana üstünlük tanındığının gerekçeleri ile birlikte karar yerinde tartışılmadan hüküm kurulması nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesinin (Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi sıfatıyla) 10.11.2021 tarihli ve 2021/134 Esas, 2021/192 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuklar hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c, 35/2, 31/2 maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve katılan vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir. Bu kararın katılan vekili ve suça sürüklenen çocuklar müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin 26.10.2023 tarihli ve 2022/1408 Esas, 2023/2417 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Suça Sürüklenen Çocuklar Müdafiinin Temyiz İstemi Bozma sonrası dosyaya yeni delil gelmediğine, tüm anlatımların beraat kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığına, isnat edilen suçlamalar ve mahkumiyet hükmünün olayın oluşuna uygun düşmediğine, katılanın yağma suçuna maruz kalmadığının katılanın ve suça sürüklenen çocukların beyanları ile sabit olduğuna, katılana daha önceden verilen borç parayı istediklerine, tehdit etmediklerine, beraatlerine karar verilmesi gerektiğine, suçun işlendiği düşünülde bile 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, mahkemenin 2019/260 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada suça sürüklenen çocukların yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle tehdit suçundan beraat ettiklerine, aynı suçtan dolayı iki kez yargılama yapılamayacağına, bu kural uyarınca eldeki davada suça sürüklenen çocuklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesinin (Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi sıfatıyla) 20.06.2020 tarihli ve 2019/261 Esas, 2020/81 Karar sayılı dosyasında verilen beraat kararlarına yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 28.05.2021 tarihli ve 2020/1955 Esas, 2021/1377 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin kanuna aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(... [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ...... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 28.05.2021 tarihli ve 2020/1955 Esas, 2021/1377 Karar sayılı bozma kararı ile Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesinin (Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi sıfatıyla) 10.11.2021 tarihli ve 2021/134 Esas, 2021/192 Karar sayılı kararı Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırılık bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 18.11.2025 tarihinde karar verildi.