İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2024/4726 Karar: 2024/11421 Tarih: 2024

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/4726 K.2024/11421

6. Ceza Dairesi 2024/4726 E. , 2024/11421 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/2 E., 2024/177 K. SUÇ : Yağmaya teşebbüs HÜKÜM : Direnme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Sanık hakkında mağdura karş

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2024/4726 E. , 2024/11421 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/2 E., 2024/177 K. SUÇ : Yağmaya teşebbüs HÜKÜM : Direnme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Sanık hakkında mağdura karş

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2024/4726 E. , 2024/11421 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/2 E., 2024/177 K. SUÇ : Yağmaya teşebbüs HÜKÜM : Direnme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Sanık hakkında mağdura karşı alacağın tahsili amacıyla tehdit suçundan 12.10.2015 tarihinde verilen mahkumiyet kararının sanık müdafii tarafından temyiz edildiği; Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 28.01.2021 tarihli ve 2019/1865 Esas, 2021/1353 Karar sayılı ilâmı ile “Oluş ve dosya kapsamına göre; katılan ile arasında herhangi bir hukuki ilişkiye dayanan alacak bulunmayan sanığın “Sen gelinine ev alarak onun oturması için ev tahsis ettin, bana da alacaksın, sana bir hafta müsade, yoksa o evi de bu dükkanı da yakarım” dediğinin anlaşılması karşısında, subüt bulun eylemin bir bütün halinde yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden, vasıflandırmada yanılgıya düşülerek alacağın tahsili amacıyla tehdit suçundan hüküm kurulması” Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 2.Bozma sonrası yapılan yargılamada; Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.07.2021 tarihli, 2021/27 Esas ve 2021/254 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 148/1, 35/1, 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 326/son maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 3.Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.07.2021 tarihli, 2021/27 Esas ve 2021/254 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 06.04.2022 tarihli ve 2021/25978 Esas, 2022/5196 Karar sayılı kararı ile; "Müştekinin şikayet dilekçesinde dükkanına gelen oğlu olan sanığın “bu dükkanı yakacağım“ gibi tehdit vari sözler söylediğini belirterek şikayetçi olduğu, Cumhuriyet Savcılığındaki beyanında “oğlum sabah 08.00 sıralarında dükkana gelerek bana hitaben "sana bir hafta müsade eğer dediklerimi yapmazsan dükkanı yakacağım" dediğini, mahkemede ise “bir gün dükkanın önünde otururken oğlum yanıma gelerek yakarım, yıkarım, şu kadar para vereceksin dedi" şeklinde beyanda bulunduğunun anlaşıldığı; uzun yıllardır babası olan katılanla aynı iş yerinde işçi gibi çalışan sanığın, işten çıkarılmasıyla söz konusu iş yerine yaptığı katkıları ve hak ettiği ücreti istediğinin anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150/1 delaletiyle 106/1-1 cümle maddesi kapsamındaki alacağı tahsil amacı ile tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi” Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 4.Bozma sonrası yapılan yargılamada Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.06.2022 tarihli, 2022/122 Esas ve 2022/156 Karar sayılı kararı ile bozulan kararda direnilmesine karar verilmiştir. 5. Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.06.2022 tarihli, 2022/122 Esas ve 2022/156 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 06.12.2023 tarihli ve 2023/19683 Esas, 2023/15035 Karar sayılı kararı ile; " 02.12.2016 gün ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 36 ncı maddesiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307 nci maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi değiştirilerek; "Direnme kararları, kararına direnilen daireye gönderilir. Daire, mümkün olan en kısa sürede direnme kararını inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir”... şeklindeki düzenleme karşısında, yerel mahkemece Yargıtay bozma ilamına direnme kararı verilerek dosya Dairemize gönderilmekle; Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre, şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi; a) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak, b) Bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, c) Bozma sonrasında yapılan araştırma, inceleme ya da toplanan yeni delillere dayanmak, d) İlk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak, suretiyle verilen hüküm, özde direnme kararı olmayıp, yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi halinde ise incelemenin Yargıtay'ın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekir. İncelenen dosya kapsamından; Yargıtay bozma ilâmı sonrası Mahkemece tarafların sadece bozma kararına karşı beyanları sorulup, bundan sonra ayrıntılı beyanları alınmadan bozmaya uyma yada direnme kararı verilmesi gerekirken; ayrıca esasa geçilip bozma kararı doğrultusunda sanığın ve mağdurun ayrıntılı beyanlarının alındığı bu haliyle yerel mahkemenin son uygulaması direnme kararı niteliğinde olmayıp, ilk hükümde yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle kurulan hüküm olduğundan yeni hüküm niteliğinde kabul edilmek suretiyle yapılan temyiz incelemesinde; Mağdurun şikayet dilekçesinde dükkanına gelen oğlu olan sanığın “bu dükkanı yakacağım“ gibi tehdit vari sözler söylediğini belirterek şikayetçi olduğu, Cumhuriyet Savcılığındaki beyanında “oğlum sabah 08.00 sıralarında dükkana gelerek bana hitaben "sana bir hafta müsade eğer dediklerimi yapmazsan dükkanı yakacağım" dediğini, mahkemede ise “bir gün dükkanın önünde otururken oğlum yanıma gelerek yakarım, yıkarım, şu kadar para vereceksin dedi" şeklinde beyanda bulunduğunun anlaşıldığı; uzun yıllardır babası olan mağdurun aynı iş yerinde işçi gibi çalışan sanığın, işten çıkarılmasıyla söz konusu iş yerine yaptığı katkıları ve hak ettiği ücreti istediğinin anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 150/1 aynı Kanun'un delaletiyle 106/1-1 cümle maddesi kapsamındaki alacağı tahsil amacı ile tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi” Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 6.Bozma sonrası yapılan yargılamada Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.06.2024 tarihli, 2024/2 Esas ve 2024/177 Karar sayılı kararı ile "bozulan kararda direnilmesine" ilişkin dosya Dairemize gönderilmiştir. II. GEREKÇE Mahkemenin, bozma kararından sonra esasa girmese bile, duruşma açıp, tarafların esaslı beyanları alındıktan sonraki kararı eylemli uyma kararı olarak kabul edilmektedir. Yani mahkeme direnme kararını ancak esasa girmeden verebilir. İncelenen dosya kapsamından; 1.Yerel Mahkemenin 30.06.2022 tarihli kararı; Yargıtay bozma ilâmı sonrası Mahkemece tarafların sadece bozma kararına karşı beyanları sorulup, bundan sonra ayrıntılı beyanları alınmadan bozmaya uyma yada direnme kararı verilmesi gerekirken; esasa geçilip yargılama yapılıp, bozma kararı doğrultusunda sanığın ve mağdurun ayrıntılı beyanlarının alındıktan sonra Yerel Mahkemenin doğrudan direnme kararı veremeyeceği gerekçesiyle bozulmuştur. 2. Sanık hakkında 30.06.2022 tarihli Yerel Mahkemesince verilen mahkumiyet kararı, yargılamada esasa geçilip yargılama yapılıp, bozma kararı doğrultusunda sanığın ve mağdurun ayrıntılı beyanları alındığından niteliği itibariyle direnme kararı olmadığından direnme yetkisi bulunmayan ve kanunen uyma zorunluluğu bulunan Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 06.04.2022 tarihli ve 2021/25978 Esas, 2022/5196 Karar sayılı kararı doğrultusunda karar verilmesi gerekirken; bu defa Mahkemece 11.06.2024 tarihli kararında; fiilen uyduğu ilk bozma kararına karşı yine aynı şekilde duruşma açıp, esasa geçip, Savcılık mütalaası alındıktan sonra direnme kararı vermiştir. 3.Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2022/7-508 Esas ve 2024/153 Karar, 2022/9-116 Esas ve 2023/552 Karar, 2022/9-168 Esas ve 2023/553 Karar, 2022/1-512 Esas ve 2023/5984 Karar, 2023/7-105 Esas ve 2023/649 Karar sayılı kararlarında ve Dairemizin 06.12.2023 tarihli kararında da ayrıntılı belirtildiği üzere bozma kararına karşı yerel mahkemenin uyma ya da direnme ... vardır. Bozma kararına uyma kararı vermesi halinde Yargıtay ilgili Dairesinin kararı uyarınca incelenen ilk derece mahkemesinin kararı bozulan hususlar açısından tamamen ortadan kalkmaktadır. Direnme kararı verilirse dosya Daireye gönderilmekte ve sonucuna göre ancak kesinleşmektedir. 4.Bozmaya uyma, Yargıtay uygulamaları uyarınca iki şekilde mümkündür. Mahkeme ya doğrudan bozmaya uyulmasına şeklinde karar verir ya da bu şekilde karar vermese bile bozma sonrasında işin esasına girerek esaslı bir işlem yapmaya başlar, bu kapsamda şikayetçi veya sanık beyanı ya da tanık beyanı alınıp bozmada gösterilen eksik bir delilin araştırması yapılabilir ya da Cumhuriyet Başsavcılığından yeni bir mütalaa vs. alınır ise bu bozmaya eylemli uyma yani fiilen Yargıtay bozma kararına uymak anlamına gelir. Açık açık ''uyulmasına'' denilmesine gerek yoktur. Yargıtay uygulamaları ve usul hükümleri kapsamında Yargıtay bozma ilamına fiilen uyulduktan sonra ilgili bozma kararı, Yerel Mahkeme açısından kesinleşmiş olduğundan yani mahkemenin önceki hükmü ortadan kalmış olduğundan ortada direnilecek bir karar da kalmayacaktır. Bu nedenle Yerel Mahkemenin fiilen uyma doğrultusunda yeniden işin esasına girip soruşturma yapması ve sonucuna göre karar vermesi gerekmektedir. 5.Somut dosyaya göre, ilk derece mahkemesi tarafından verilen ve Dairemizce suçun vasfına yönelik bozma kararı verildikten sonra dosyayı alan Yerel Mahkemece bozma kararındaki gerekçeler doğrultusunda sanık ve şikayetçi celp edilip ayrıntılı ifadelerinin alındığı ve bozma kararına fiilen uyulduğu halde ifadeler tamamlandıktan sonra "ilk kararda direnilmesine" karar verildiği, Mahkemenin hukuken böyle bir yetkisinin bulunmadığı, verilen kararın direnme kararı olmayıp yeni bir karar mahiyetinde olduğu belirtilerek kararın Dairemizce bozulmasından sonra Mahkemece Cumhuriyet Başsavcısının mütalaası alınıp işin esasına girilerek ortada direnilebilinecek bir karar kalmamasına rağmen ''direnme kararı'' adıyla yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. 6.Açıklanan nedenlerle Mahkemenin kararı yeni hüküm niteliğinde kabul edilmek suretiyle yapılan temyiz incelemesinde; Mağdurun şikayet dilekçesinde dükkanına gelen oğlu olan sanığın “ bu dükkanı yakacağım“ gibi tehdit vari sözler söylediğini belirterek şikayetçi olduğu, Cumhuriyet Savcılığındaki beyanında “ oğlum sabah 08.00 sıralarında dükkana gelerek bana hitaben "sana bir hafta müsade eğer dediklerimi yapmazsan dükkanı yakacağım" dediğini, mahkemede ise “bir gün dükkanın önünde otururken oğlum yanıma gelerek yakarım, yıkarım, şu kadar para vereceksin dedi" şeklinde beyanda bulunduğunun anlaşıldığı; uzun yıllardır babası olan mağdurun aynı iş yerinde işçi gibi çalışan sanığın, işten çıkarılmasıyla söz konusu iş yerine yaptığı katkıları ve hak ettiği ücreti istediğinin anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. delaletiyle aynı Kanun'un 106/1-1. cümle maddesi kapsamındaki alacağı tahsil amacı ile tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde yer alan nedenlerle Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.06.2024 tarihli ve 2024/2 Esas, 2024/177 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 28.10.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesince daha önce dairemizce verilen bozma kararı üzerine direnme kararı verilerek yeniden dava dosyası dairemize gelmiş olmakla, Her ne kadar direnme kararı verildiği belirtilmiş ise de işin esasına girildiği ve yeni bir karar verildiği buna göre direnme kararı hukuka uygun olmadığından yeni bir karar niteliğinde olduğundan bozulmasına oy birliği ile karar verildiği, bu karara benim de bir itirazım olmamakla birlikte daha sonra dairemizce işin esasına da girilerek eylemin TCK'nın 150/1 delaletiyle 106/1 maddesi gereğince hukuki alacağın tahsilinden bahsedilmiş ise de direnme kararının dairemizce bozulması üzerine böyle bir karar verilemeyeceği çünkü yeni heyetin yeni bir karar vereceği bu kararın da ne olacağının bilinmediği, buna göre bu hususun doğru olmadığı, ayrıca dosyanın incelenmesinde de eylemin yağmaya teşebbüs olduğu anlaşıldığından bu yazım şekliyle karara muhalefet ediyorum.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla