İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2024/5135 Karar: 2026/2680 Tarih: 2026

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/5135 K.2026/2680

6. Ceza Dairesi 2024/5135 E. , 2026/2680 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/922E., 2024/1106 K SUÇ : Nitelikli Yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hü

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2024/5135 E. , 2026/2680 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/922E., 2024/1106 K SUÇ : Nitelikli Yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hü

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2024/5135 E. , 2026/2680 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/922E., 2024/1106 K SUÇ : Nitelikli Yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. 1 İlk Derece Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.11.2022 tarihli ve 2022/82 Esas, 2022/327 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-d-h, 35 maddeleri uyarınca 6 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir. B. 1 İstinaf Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 04.04.2023 tarihli ve 2023/100 Esas, 2023/1089 Karar sayılı ilamı bozma kararı vermiştir. A.2 İlk Derece Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23.01.2024 tarihli kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-d-h maddesinde yer alan nitelikli yağma suçundan 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. 2 İstinaf Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 02.05.2024 tarihli ve 2024/922 Esas, 2024/1106 Karar sayılı kararı ile esastan reddine karar verilmiştir. II. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.11.2022 tarihli ve 2022/82 Esas, 2022/327 Karar sayılı kararıyla; sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükme yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 04.04.2023 tarihli ve 2023/100 Esas, 2023/1089 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. .......... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 04.04.2023 tarihli ve 2023/100 Esas, 2023/1089 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen kararlar hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırılık bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık, sanık müdafi ve katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,01.04.2026 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Nitelikli yağma suçundan verilen ilk derece hükmü, Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden bozulmuş, bozma üzerine ilk derece mahkemesi yeniden hüküm kurmuş ve bu hüküm Bölge Adliye Mahkemesince istinafen esastan reddedilmiştir. Temyiz üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin bozma yetkisi ele alınmıştır.

Hukuki İlke: Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği haller CMK'nın 280. maddesinde tahdidi olarak sayılmıştır; bu haller dışında dosya üzerinden verilen bozma kararı ve buna dayanan sonraki hükümler hukuki değerden yoksundur. Bölge adliye mahkemesi, hukuka aykırılık halinde CMK 280/1-g uyarınca duruşma açıp delilleri değerlendirerek 280/2 uyarınca yeniden hüküm kurmalıdır; aksi uygulama mahkemeye erişim ve adil yargılanma hakkını ihlal eder (Anayasa 36).

Uygulama Sonucu: Hükmün bozulması (CMK 302/2) ve dosyanın ilgili Bölge Adliye Mahkemesi dairesine gönderilmesi.

Dava Strateji Notu: Bölge adliye mahkemesinin CMK 280/1-e ve f dışında verdiği bozma kararları görevsiz mahkeme işlemi niteliğinde olup hükümsüzdür; savunma, istinafta usulüne aykırı bozma-yeniden hüküm silsilesini ve sanığın temyiz hakkının kısıtlanmasını bozma sebebi olarak ileri sürebilir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla