Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2024/5455 E. , 2026/1109 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3140 E., 2024/1783 K. SUÇLAR : Tehdit, Hakaret HÜKÜMLER : İlk Derece Mahkemesinin beraat hükmü kaldırılarak kurulan mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya inc
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2024/5455 E. , 2026/1109 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3140 E., 2024/1783 K. SUÇLAR : Tehdit, Hakaret HÜKÜMLER : İlk Derece Mahkemesinin beraat hükmü kaldırılarak kurulan mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 288 inci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; 1.Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, Oluş ve dosya içeriğine göre; sanığın olay tarihinde ve öncesinde katılana hitaben birçok kez "A...ına koyduğumun karısı, seni öldürürüm" şeklinde sözler söylemek suretiyle hakaret ve tehdit ettiği iddia edilen olayda, sanığın savunmalarında üzerine atılı hakaret ve tehdit suçlamalarını kabul etmemesi, yargılama esnasında taraflar arasında aynı zamanda boşanma davasının görülmekte olması sebebiyle husumet bulunması, katılanın aşamalarda tehdit ve hakaret suçlarına ilişkin somut yer ve zaman bildiriminde bulunamayıp genel ifadelerinin bulunması, sanık ve katılanın müşterek çocukları tanıklar G. B. ve R. B.'nin tartışmanın sebebi ve olayın kronolojik gelişimi noktasında çelişkili beyanlarının bulunmasının yanı sıra tanık G.B.'nin sanığa yönelik cinsel saldırı iddiaları bulunmakta olup tarafsızlığı noktasında şüphe bulunması, tanık R. B.'nin ise kendi beyanına göre zihinsel engelli olması sebebiyle beyanlarına itibar edilemeyeceği, tanık S. P.'nin olay yerinde bulunduğuna dair hiç bir taraf anlatımı bulunmayıp bu tanığın da diğer tanıklarla çelişen beyanlarının bulunması dikkate alındığında, sanığın üzerine atılı suçları işlediğine ilişkin katılanın soyut beyanları dışında, hükümlülüğüne yeterli hukuka uygun, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak, sanığın hakaret ve tehdit suçlarından beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararları verilmesi, 2.Kabule göre de; 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 75/6. maddesinin (a) bendinin (1) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere aynı Kanun'un 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçunun üçüncü fıkrasının (a) bendi hariç 125. maddesinin ön ödeme kapsamına alınması karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve suç tarihi itibariyle 5237 sayılı Kanun'un 75. maddesi kapsamına giren hakaret suçu yönünden Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 38. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,05.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle karar verildi.