Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2024/6240 E. , 2026/1701 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3652 E., 2024/1516 K. SUÇ : Tehdit HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı İl Müdürlüğü ve sanık müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2024/6240 E. , 2026/1701 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3652 E., 2024/1516 K. SUÇ : Tehdit HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı İl Müdürlüğü ve sanık müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk derece Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 02.02.2022 tarihli ve 2020/2863 Esas, 2022/429 Karar sayılı bozma kararı üzerine, Erzincan 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli ve 2022/68 Esas, 2022/575 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106/1-1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. İstinaf Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 21.03.2024 tarihli ve 2022/3652 Esas, 2024/1516 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve katılan kurum vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde, sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmü kaldırılarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca, sanığın beraatine, hükmün 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Katılan Kurum Vekilinin Temyiz İstemi Eksik inceleme ve araştırma ile beraat kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçun işlendiğinin sabit olduğuna ve kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. 2. Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Beraat ücreti ile sınırlı temyiz talebinde bulunarak, beraat eden sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Erzincan 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.10.2020 tarihli ve 2019/607 Esas, 2020/551 Karar sayılı dosyasında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 02.02.2022 tarihli ve 2020/2863 Esas, 2022/429 Karar sayılı bozma kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan verilen hüküm yönünden bölge adliye mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı sanığın temyiz hakkını etkilememiş ise de, bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ...... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 02.02.2022 tarihli ve 2020/2863 Esas, 2022/429 Karar sayılı bozma kararı ile Erzincan 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli ve 2022/68 Esas, 2022/575 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, diğer yönleri incelenmeyen Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 23.02.2026 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Tehdit suçundan yargılanan sanık hakkında, önceki bir istinaf bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince TCK 106/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezasıyla mahkumiyet kurulmuş; bölge adliye mahkemesi bu hükmü kaldırarak CMK 223/2-e uyarınca sanığın beraatine ve düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Temyizde, önceki istinaf bozma kararının dosya üzerinden verilmesinin hukuka uygunluğu incelenmiştir.
Hukuki İlke: CMK 280/1-e maddesinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın bozma verebileceği haller sınırlı olarak sayılmıştır; bu haller dışında dosya üzerinden bozma verilmesi ve buna dayalı yeniden hüküm kurulması yasal dayanaktan yoksundur. CMK 280/1-g uyarınca duruşma açılıp taraflar çağrılarak yeniden hüküm kurulması gerekir. Değerlendirme, AYM'nin Ömer Oral (B. No: 2023/33667) kararı ile YCGK'nın E.2024/6-490, K.2025/197 sayılı kararına dayandırılmıştır.
Uygulama Sonucu: CMK 302/2 uyarınca, diğer yönleri incelenmeksizin bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Dava Strateji Notu: Beraatle sonuçlanmış olsa dahi, önceki istinaf bozma kararının CMK 280/1-e kapsamı dışında dosya üzerinden verilmiş olması usuli sakatlık oluşturur ve tüm sonraki hükümleri hukuki değerden yoksun kılar; savunma, istinaf aşamasında CMK 280/1-g gereği duruşma açılmasını talep etmeli ve bu usul aykırılığını AYM/YCGK içtihatlarına dayanarak ileri sürmelidir.