İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2024/93 Karar: 2025/9793 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/93 K.2025/9793

6. Ceza Dairesi 2024/93 E. , 2025/9793 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2022/932 E., 2023/1546 K. MAĞDURLAR: SUÇ: Nitelikli yağma HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyi

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2024/93 E. , 2025/9793 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2022/932 E., 2023/1546 K. MAĞDURLAR: SUÇ: Nitelikli yağma HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyi

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2024/93 E. , 2025/9793 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2022/932 E., 2023/1546 K. MAĞDURLAR: SUÇ: Nitelikli yağma HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.01.2022 tarihli ve 2021/86 Esas, 2022/24 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında mağdur ...'ye yönelik nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 37/1. maddesi delaletiyle 149/1-c-d, 168/3 ve 62. maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık ... hakkında mağdur ...'ye yönelik nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 37/1. maddesi delaletiyle 149/1-c-d, 168/3 ve 62. maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık ... hakkında mağdur ...'a yönelik nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 37/1. maddesi delaletiyle 149/1-a, 168/3 ve 62. maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay 20 hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. İstinaf Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 13.09.2023 tarihli ve 2022/932 Esas, 2023/1546 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ... ve sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Sanık ... hakkında suçun sübuta ermediğine, eksik inceleme sonucu karar verildiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, orantılılık ilkesine aykırı hüküm kurulduğuna ve resen dikkate alınacak nedenlerle kararın sanık lehine bozulmasına ilişkindir. Sanık ... MüdafiininTemyiz İstemi Mağdurların beyanlarının çelişkili olduğuna, sanığın atılı suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığına, eksik inceleme sonucu karar verildiğine, sanığın cezalandırılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna, sanığın beraatine karar verilmesine ve temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasına ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe A. Sanık ... Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Sanık ... Yönünden Hukuki teklik ile fiili (doğal) teklik kavramları birbirinden farklıdır. Hukuki teklikte sanığın planladığı eylemin tek olarak kabul edilmesidir. Fiili (doğal) teklik ise yapılan bedensel hareketin tekliğini ifade etmektedir. Hukuki teklikte eylem sayısı fazla olabilir, ancak sanığın planladığı, kurguladığı eylemi gerçekleştirirken yaptığı tüm hareketler tek kabul etmek gerekmektedir. Ceza Genel Kurulu'nun (CGK) önüne gelen bir olayda “hukuki teklik”, ”doğal (fiili) teklik” karşılaştırması yapmış ve kanunumuzun hukuki tekliği “aradığını belirtmiş ve birden çok mağdura karşı zincirleme suç hükümlerinin uygulama şartlarını belirlemiş ve hukuki tekliği uygulama şartı olarak kabul etmiştir.” Söz konusu CGK 2018/13-247 Esas, 2020/494 Karar sayılı ilamı; "...öğretide aynı neviden ... içtima olarak tanımlanan 5237 Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının da değerlendirilmesi gerekmektedir. 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır." hükmünü içermekte olup zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden ... içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın Kanun'un 43/1. maddesine göre artırılacağı öngörülmüştür. Uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi bakımından Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen “tek bir fiil” ifadesi ile kast edilen hususun ne olduğunun irdelenmesi gerekmektedir. Doğal anlamda gerçekleştirilen her bedensel eylem ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de, hukuki anlamda hareketin tek olması ile ifade edilmek istenen husus, doğal anlamda birden fazla hareket bulunsa dahi, bu hareketlerin, hukuki nedenlerden dolayı değerlendirmede birlik oluşturması suretiyle tek hareket olarak kabulüdür. Diğer bir anlatımla, doğal anlamda fiilin tek olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin tek olduğu söylenebilirse de, doğal anlamda fiilin çok olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin çok olduğu her zaman söylenemeyecektir. Bazen bir hareketler kümesi, hukuki açıdan tek bir fiil olarak kabul edilecektir. Bu hâlde suç tipinin birden fazla hareketle ihlâl edilebilir olması hareketin hukuken tekliğini etkilemeyecek, doğal hareketler hukuken tek kabul edilecektir. Buna göre Kanun'un 43. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen “tek bir fiil” ifadesi ile kastedilen fiil ya da hareketin doğal anlamda değil hukuki anlamda tek olmasıdır. Bir kısım suçların işlenmesi sırasında doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de, ortaya konulan bu davranışlar suçun kanuni tanımında yer alan hukuksal anlamdaki “tek bir fiili” oluşturmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yukarıda sözü edilen içtihadına konu olayda: ilk derece mahkemesince, sanık tarafından 21 gün arayla gerçekleştirilen iki ayrı yağma fiilinden dolayı, iki kez nitelikli yağma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş olup, suç ve cezada orantılılık ile hakkaniyet ilkeleri uyarınca, ağır ve orantısız cezalara hükmedilmesinin önüne geçilmek istenmiş ve özgüleme nedeniyle tek bir nitelikli yağma suçundan mahkûmiyete hükmedilmesiyle yetinilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Böylelikle, yağma suçlarında özgüleme halinde “hukuki anlamda fiilin tekliği" kavramı ve kapsamı daha geniş yorumlanmıştır. Kanun koyucunun düzenlemesi nedeniyle yağma suçlarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı açıktır. Ancak doğrudan zincirleme şeklinde değilde başlangıçtan itibaren aynı malvarlığına yönelen ve kısaca "özgüleme" denilen durumlarda uygulamada mağdur sayısınca suçun oluşmayacağı hukuki manada teklik dolayısıyla tek bir yağmadan hüküm kurulması gerekeceği Yargıtay uygulamalarında kabul edilmektedir. Mesela; Ceza Genel Kurulu'nun 2011/6-332 Esas, 2012/21 Karar; "... Sanığın, mağdur ...’den istediği parayı getirmesi için mağdur ....’yi yanında alıkoyarak hürriyetini kısıtlaması, mağdur ...’nin istenen parayı mağdur ....’nin eşinden olayı anlatmadan alarak getirmesi, sanığın istediği paranın eksik kalan kısmı için mağdur ....’ye yönelik "kalan 500 Lirayı Cuma gününe kadar bul" şeklinde tehditte bulunması da sanığın eylemlerinin bütününün tek bir yağma suçunu oluşturduğu kabulünü değiştirmeyecektir. Bu nedenle olayın gelişimi, sanığın eylemlerinin ...’den belirli miktardaki parayı yağmalamaya yöneldiği ve sanığın kastı göz önüne alınmaksızın, mağdur ...’ye karşı yağma suçunu işlemek amacıyla mağdur ...’ye karşı gerçekleştirilen ve bu mağdurun malvarlığına yönelmeyen fiillerden hareketle, iki ayrı yağma suçunun oluştuğunu kabul eden yerel mahkeme direnme hükmü isabetsizdir. Bu itibarla, sanığın eylemi tek bir nitelikli yağma suçunu oluşturacağı, sanığın, mağdur ...'den istediği parayı getirmesi için mağdur ...’yi yanında alıkoyarak hürriyetini kısıtlaması, mağdur ....'nin istenen parayı mağdur ....’nin eşinden olayı anlatmadan alarak getirmesi, sanığın istediği paranın eksik kalan kısmı için mağdur ...’ye yönelik "kalan 500 Lirayı Cuma gününe kadar bul" şeklinde tehditte bulunması da sanığın eylemlerinin bütününün tek bir yağma suçunu oluşturduğu kabulünü değiştirmeyecektir. Bu nedenle olayın gelişimi, sanığın eylemlerinin ...’den belirli miktardaki parayı yağmalamaya yöneldiği ve sanığın kastı göz önüne alınmaksızın, mağdur ...’ye karşı yağma suçunu işlemek amacıyla mağdur ...’ye karşı gerçekleştirilen ve bu mağdurun malvarlığına yönelmeyen fiillerden hareketle, iki ayrı yağma suçunun oluştuğunu kabul eden yerel mahkeme direnme hükmü isabetsizdir. Bu itibarla, sanığın eylemi tek bir nitelikli yağma suçunu oluşturduğundan, yerel mahkeme direnme kararı isabetsiz olup, bozulmasına karar verilmelidir..."; 6. Ceza Dairesi 2021/16540 Esas, 2022/5911 Karar; ".., sanığın suç işleme kasıt ve iradesinin aynı malvarlığına yönelik paraya özgülendiği, eylemlerinin tek bir tamamlanmış yağma suçunu oluşturduğu anlaşıldığından sanık hakkında tek nitelikli yağma suçundan hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından,..." Bu açıklamalar ışığında, mağdurların aşamalardaki beyanları dikkate alındığında sanık ...'in mağdur ...'dan ilk olarak hırsızlık yaptığı ve paraya çevirdiği altınların parası olan 350 TL aldığı, aynı gün mağdur ...'ın annesi ile birlikte yaşadığı eve giderek annesi ...'den hırsızlık yoluyla alınan paraya çevrilmeyen altınları alması şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın kastının yalnızca mağdur ...'ın çaldığı altınlara özgülemesi karşısında, sanığın eyleminin mağdurlara yönelik tek yağma suçunu oluşturduğu düşünülmeden yazılı şekilde mağdurlara karşı ayrı ayrı yağmadan mahkûmiyet hükümleri kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararında, sanık ... müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve re'sen incelenmesi gereken hususlar yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288. ve 289/1. maddeleri uyarınca yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ... müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 13.09.2023 tarihli ve 2022/932 Esas, 2023/1546 Karar sayılı kararının 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla