Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2025/1050 E. , 2025/4195 K. "İçtihat Metni" İ S T İ N A F S O N R A S I T E M Y İ Z İ T İ R A Z İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/162 E., 2022/275 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma kararı kaldırılarak hükmün onanması İTİRA
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2025/1050 E. , 2025/4195 K. "İçtihat Metni" İ S T İ N A F S O N R A S I T E M Y İ Z İ T İ R A Z İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/162 E., 2022/275 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma kararı kaldırılarak hükmün onanması İTİRAZA KONU KARAR : Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 13.02.2025 tarihli ve 2023/2419 Esas, 2025/1654 Karar sayılı kararı İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 13.02.2025 tarihli ve 2023/2419 Esas, 2025/1654 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.03.2025 tarihli ve 6-2022/40211 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308. maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yağma suçunun oluşması için suça konu malın sahiplenme kastıyla alınmasının şart olmadığı, yararlanmanın sadece ekonomik menfaati değil aynı zamanda bilgi edinmeyi de kapsadığı, içinde bulunduğumuz çağda cep telefonları birer bilgisayar mahiyetinde olup, içerilerindeki bilgiye ulaşma, bilginin değiştirilmesi ya da yok edilmesinin de yararlanma kastını ortaya koyduğu somut olayımızda da sanıkların mağdura ait telefon kayıtlarına bakmak için geçici olarak aldığı, sanıkların faydalanma kastının bulunduğu ve yine müştekinin beyanının bölünerek telefonunu zorla alındığı kabul edilip 500,00 TL parasının alındığının sabit olmadığı şeklindeki Yüksek Daire kabulünün de doğru olmadığı, müşteki beyanının bölünemeyeceği anlaşılmakla, sanıkların üzerine atılı yağma suçundan cezalandırılmasına dair mahkeme hükmünün "Onanmasına" karar verilmesi gerektiği düşüncesi ile itiraz yasa yoluna başvurulmuştur. II. GEREKÇE Yağma suçunun gerçekleşmesi için bilerek ve isteyerek başkasına ait taşınır malın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 148 inci maddesinde sayılan değerlere yönelen, cebir veya tehditle alınması şeklindeki genel kastın yanında ayrıca "faydalanmak amacıyla" yani "saik" veya diğer bir deyimle "özel kast" ile alınmasınında istenmesi gerekir. Yağmanın kanuni tanımında, kanun metninde manevi unsur olarak faydalanma maksadına yer verilmemekle birlikte suçla korunan hukuki değerden ve suçun ratio legis’inden hareket edildiğinde, yağma suçunda malın faydalanma maksadıyla alınması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Ayrıca mala zarar verme gibi diğer suçlarda ayrım bakımından da bu maksadın aranması gerekir. Diğer taraftan hırsızlık suçu yağmanın bir unsuru olduğuna göre hırsızlık suçunun haksızlık unsurlarını yağma bakımından da gerçekleşmesi gerekir. Ceza Genel Kurulunun 05.02.2013 gün ve 2012/6-1290 Esas, 2013/35 Karar; 12.02.2013 tarih ve 2012/6–1143 Esas, 2013/47 Karar; 05.07.2013 gün ve 1548-346 Esas ve Karar sayılı; 25.02.2014 gün ve 678-98 Esas ve Karar sayılı; 20.05.2014 gün ve 617-271 Esas ve Karar sayılı; 18.11.2014 gün ve 810-501 Esas ve Karar sayılı; 29.03.2016 tarih ve 2015/13-280 Esas, 2016/147 Karar; 26.01.2016 tarihli, 2015/6-709 Esas, 2016/33 Karar sayılı, kararları da aynı yöndedir ve özetle yağmada "faydalanma kastının" bir unsur olarak aranması gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Hırsızlık suçu açısından aranan faydalanmak maksadının burada da bulunması gerekir. Hırsızlık suçundan farklı olarak, kast aynı zamanda cebir veya tehdit kullanmaya da yönelik olmalıdır. Yargıtayın yerleşik içtihatlarıda bu yöndedir. Mesela 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun döneminde 6. Ceza Dairesinin 1982/923 Esas, 1982/8767 Karar sayılı ilamlarında; “...yağma suçunun oluşması için failin zorla aldığı malı sahiplenme veya ondan yararlanma iradesini taşıması gerekir...” şeklinde açıkça göstermiştir. Ceza Genel Kurulu'nun (CGK) 1999/7 Esas, 1999/20 Karar sayılı ilamında özetle; menkul malın faydalanmak kastı ile cebir, şiddet kullanılıp alınmasıyla bu suç oluşur denmiştir. CGK 26.11.2002 tarih ve 2002/271 Esas, 2002/404 Karar sayılı ilamlarında yağma suçunun unsurlarını malın “taşınır mal olması”, “mal sahibinin rızasının bulunmaması (cebir, tehdit)”, “malın alınması" ve “faydalanma kastının varlığını" yağma suçunun ögeleri olarak belirtmiştir. CGK 2015/709 E. 2016/33; "...Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır..." CGK 2016/6-331 E, 2016/352 K; Nişan atan sanığın evliliğin nişanesi olan yüzüğü zorla almasını yerel mahkemenin yağma kabul ettiği kararın Yargıtay 6. Ceza Dairesi tarafından onanması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından; "..evliliğin nişanesi olan ve düğünde takılan parmağındaki alyans ile altın yüzüğü çıkararak üzerine almış,mağdurenin yakındaki polise sığınması ve şikayeti üzerine de olay yerinde polislerce üzerindeki yüzüklerle birlikte yakalanmıştır. Sanık, mağdurenin üzerinden bulunması muhtemel olduğu halde para veya başkaca bir eşya, cep telefonu almamış, almak için üzerini arama veya başkaca bir çabaya girişmemiştir. Ayrıca mağdureden aldığı yüzükleri ne yapacağı hususu olaya hemen polisin müdahale etmesi sebebiyle açıklık kazanmamış, mal edinme kasdıyla hareket edip etmeyeceği belirlenememiştir.Bu belirsizlik sanığın aleyhine yorumlanmamalıdır. Sanığın, mağdureye yönelik eylemleri suç teşkil etmekte olup hakeret suçundan tayin olunan ceza zaten onanmış, ancak mağdureye karşı yaralama ve tehdit fiili yağma boyutuna ulaşmamış, yüzüklerin (malın) alınması amacıyla icra edilmemiştir." gerekçesi ile itirazını inceleyen genel kurul; "... Sanıkla mağdurenin..., evlendikten sonra aralarında anlaşmazlık başladığı, olaydan bir gün önce mağdurenin çalışmak istediğini söylemesi üzerine sanığın mağdureyi darp ederek "eşyalarını topla, sabah olunca babanın evine git, bu evi terk et, boşanacağız” dediği, olay günü ise sanığın mağdureyle eski erkek arkadaşı ile olan ilişkisi hakkında konuştuğu sırada aldığı cevaplara sinirlenerek, mağdureyi darp ettiği ve boşayacağını söyleyerek parmağında takılı olan alyansı ve tektaş yüzüğü zorla çıkarıp aldığı olayda; sanığın, mağdurenin başkaca bir eşyasını almaması ve mağdure ile .... boşanmaları da göz önüne alındığında, evlilikleri süresince yaşadıkları anlaşmazlık ve kavgaların sonucu olarak sözle de ifade ettiği boşanma isteğini açığa vurmak amacıyla, toplumda da evlilik birliğinin sembolü olarak kabul edilen alyans ve tektaş yüzüğü mağdurenin parmağından çıkarıp almasında, faydalanma amacıyla hareket ettiği sabit olmadığından, üzerine atılı yağma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı, ancak sanığın mağdureye karşı gerçekleştirdiği eylemlerin tehdit ve kasten yaralama suçlarını oluşturabileceğinin kabulü gerekmektedir....Bu itibarla... Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE... Yargıtay 6. CD ... 2016/3725-114 sayılı düzeltilerek onama kararının, sanığın yağma suçu yönünden KALDIRILMASINA..."; karar vermiştir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, benzer hususları belirlemiş ve ayrıca "faydalanma kastı" aranması gerektiğini yine çok açık olarak göstermiştir. Ayrıca birçok kararında faydalanma kastı son derece dar yorumlanmış, "mal edinme" veya "sahiplenme yani kullanma" yada "ekonomik yarar sağlama" şartlarını aramış, onun haricindeki eylemleri "faydalanma olarak" kabul etmeyen çok sayıda karar vermiştir. Mesela Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2015/8292 Esas ve 2017/4019 Karar sayılı; "... telefonunu alıp oldukça kısa sayılan bir süre içerisinde kullanmadan aynen iade ettiği dikkate alındığında sanığın faydalanma amacıyla mağdurun malını aldığından bahsedilemeyceği gözetilmeden yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması...Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA ...” Dairemizin 2015/1001 Esas, 2015/40834 Karar sayılı kararında, sanık M.'nin işvereni olduğu katılan M. ve onun kardeşi katılan K.'ye, daha önceki bir tarihte 250,00 TL borç para verdiğinin sabit olduğu, ancak belli bir vadeye bağlanmayan borcunu da ödemeyen katılan M.'nin, çevreye olan borçları hususunda doğruyu söylememesi nedeniyle sanık ile arasının açıldığı, olay günü de bir mazeret göstermeden işyerine gelmeyen katılana kendi cep telefonundan ulaşamayan sanık M.'nin, önce katılan K. ile buluştuğu, K.'nin de ağabeyi olan M.'nin evde olabileceğini söylemesi üzerine birlikte katılanların evlerine doğru yürüdükleri sırada, K.'nin cep telefonundan gizlice mesaj çekip katılan M.'yi uyardığını gören sanık M.'nin, katılan K.'nin elinden telefonu çekip aldığı, katılan telefonunu geri istemesine karşın vermediği, sanığın kendi numarasını görüp açmayan M.'yi kardeşi K.'nin telefonundan arayıp ona ulaşmak istediği, K.'e ait olan telefonla arayan sanığın katılan M.'ye ulaştığı, daha sonra şikâyet üzerine yakalanan sanığın telefonu çalışanları aracılığıyla kolluk kuvvetlerine teslim ettiği olayda, olay anındaki tüm koşullar ile sanığın sarf ettiği sözcükler ve/veya hareketler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, suç tarihinden önce ekonomik olarak geliri bulunan ve sabıkasız olan sanığın yanında ücretli çalıştırdığı katılan M.'nin kardeşi olan mağduru hiçbir şey söylemeden mesaj çekmesini engellemek ve katılan M.'ye ulaşmak için elindeki telefonu çekip almak eylemlerinin, yağma kastı ile yapıldığını gösteren deliller karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, suçun hukuki vasfında yanılgı ile yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde uygulama yapılması..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiş, aynı doğrultuda CGK 2015/6-709 Esas, 2016/33 Karar sayılı kararında ise ".... Sanık Y.A. hakkında yağma ve silahla tehdit suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda silahla tehdit suçundan yağma suçunun unsuru olduğu gerekçesiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına, yağma suçundan ise 5237 sayılı TCK'nun 149/1-a-d, 168/1-3, 62. ve 53. maddeleri uyarınca 4 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin, D. Ağır Ceza Mahkemesince verilen.... hükmün Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince ... onanmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise ...Sanığın telefonunun arama listelerini kontrol ederek mağdurenin telefonda görüştüğü numaraları tespit etmek amacıyla aldığı sabittir. Olayın bu oluş şekline, taraflar arasındaki ilişkiye göre, telefonu satmak ya da kullanmak maksadıyla aldığını kabul etmek mümkün değildir. Dolayısıyla yağma suçunun manevi unsuru oluşmamıştır. Sanığın eylemini mevcut haliyle konut dokunulmazlığını ihlal, silahla tehdit ve silahla kasten yaralama suçu olarak değerlendirilmesi yerine yağma suçundan verilen mahkûmiyet hükmü usul ve yasaya aykırıdır" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. .... 19.02.2010 günü mağdurenin evine giden sanığın, mağdurenin kapıyı açması üzerine içeriye girdiği, mağdureye “evde kim var lan orospu, öldüreceğim seni” dedikten sonra silahını çıkarıp mağdureye doğrulttuğu, silahın kabzasıyla vurduğu, mağdurenin elinde bulunan cep telefonunu alarak açmaya çalıştığı sırada mağdurenin evden kaçarak olayı polise bildirdiği ... GSM şirketleriyle yapılan yazışmalardan, mağdureye ait telefonun olay tarihinden mağdureye iade edildiği tarihe kadar kullanılmadığının anlaşıldığı... .... Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır. 765 sayılı TCK’nda “gasp” olarak adlandırılan yağma, esasında cebir veya tehdit kullanmak suretiyle yapılan hırsızlıktan ibarettir. Hırsızlık ile yağma suçları aynı ortak unsurlara sahip olup, ayrıldıkları tek nokta ya da başka bir deyişle yağmanın, hırsızlığa oranla sahip olduğu ilave unsur, malı almak için cebir veya tehdit kullanılmasıdır... Sanığın olay tarihinde, iki yıldır birlikte olduğu mağdurenin başka bir kişiyle ilişkisi olduğunu düşünerek evine gidip yanında bulunan silahı mağdureye doğrultarak tehdit ettiği, silahın kabzasıyla mağdureye vurduğu, mağdurenin elinde bulunan telefonu arama kayıtlarına bakmak amacıyla zorla aldıktan yaklaşık 20 gün sonra iade ettiği olayda, olay yerine gelen sanığın mağdureye “evde kim var orospu” demesi, telefonu arama kayıtlarına bakmak için alması, kullanmadan mağdureye iade etmesi gözetildiğinde, ekonomik durumu iyi olan ve yaklaşık bir yıldır mağdureyle birlikte olan sanığın, mağdurenin başka bir kişiyle ilişkisi olup olmadığını öğrenmek için telefonunu aldığı anlaşılmakta olup sanığın faydalanmak amacıyla telefonu aldığı sabit olmadığından, üzerine atılı yağma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı, ancak sanığın mağdura karşı gerçekleştirdiği eylemlerin silahla tehdit ve kasten yaralama suçlarını oluşturabileceğinin kabulü gerekmektedir.... Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE... Yargıtay 6. Ceza Dairesinin... onama kararının KALDIRILMASINA... D....Ağır Ceza Mahkemesinin ... hükmünün, sanığa atılı eylemin nitelendirilmesinde hataya düşülmesi isabetsizliğinden ....BOZULMASINA...” şeklinde karar vermiştir. Yine Yargıtay Ceza Dairesinin 2020/3086 Esas ve 2021/17299 Karar sayılı; "... Sanık M.’nin eşi olan tanık M.’nin katılan S. tarafından cinsel taciz boyutuna ulaşacak derece rahatsız edildiği, tanık M.’yi ağlarken gören sanık M.M.’nun sebebini sorduğu ve tanığın katılanla arasında geçenleri sanığa anlattığı, sanık M.’nın tanığın eşi olan sanık M.’ye durumu anlattığı ve beraber katılanın iş yerine giderek ellerindeki demir sopalarla katılanı “yaşamını tehlikeye sokmayacak, vücutta kemik kırığı oluşturacak ve BTM ile giderilemeyecek şekilde” yaraladıkları, bu eylemleri hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanıkların katılanın iş yerinden çıkarken içerisinde silah olabileceği ve katılanın arkadan kendilerini yaralayabileceği düşüncesi ile içerisinde katılana ait ruhsat, banka kartı, kredi kartı ve anahtar bulunan çantayı aldıkları, katılanın şikâyeti üzerine ertesi gün emniyete giden sanıkların çantayı ve içindekileri polise teslim ettikleri, sanıkların kastının yağma olmadığı ve kendilerini korumak düşüncesi ile çantayı aldıkları anlaşılmakla üzerlerine atılı yağma suçu bakımından manevi unsur yokluğu nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetlerine hükmolunması...Bozmayı gerektirmiş...BOZULMASINA..." şeklinde faydalanma kastının varlığını ve dar yorumlanmasına yönelik çok sayıda karar vermiştir. CGK 2015/6-709 Esas, 2016/33 Karar; "... Sanık Y.A. hakkında yağma ve silahla tehdit suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda silahla tehdit suçundan yağma suçunun unsuru olduğu gerekçesiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına, yağma suçundan ise TCK'nun 149/1-a-d, 168/1-3, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 4 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin, D. Ağır Ceza Mahkemesince verilen.... hükmün Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince ... onanmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise ...Sanığın telefonunun arama listelerini kontrol ederek mağdurenin telefonda görüştüğü numaraları tespit etmek amacıyla aldığı sabittir. Olayın bu oluş şekline, taraflar arasındaki ilişkiye göre, telefonu satmak ya da kullanmak maksadıyla aldığını kabul etmek mümkün değildir. Dolayısıyla yağma suçunun manevi unsuru oluşmamıştır. Sanığın eylemini mevcut haliyle konut dokunulmazlığını ihlal, silahla tehdit ve silahla kasten yaralama suçu olarak değerlendirilmesi yerine yağma suçundan verilen mahkumiyet hükmü usul ve yasaya aykırıdır" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. 19.02.2010 günü mağdurenin evine giden sanığın, mağdurenin kapıyı açması üzerine içeriye girdiği, mağdureye “evde kim var lan orospu, öldüreceğim seni” dedikten sonra silahını çıkarıp mağdureye doğrulttuğu, silahın kabzasıyla vurduğu, mağdurenin elinde bulunan cep telefonunu alarak açmaya çalıştığı sırada mağdurenin evden kaçarak olayı polise bildirdiği ... GSM şirketleriyle yapılan yazışmalardan, mağdureye ait telefonun olay tarihinden mağdureye iade edildiği tarihe kadar kullanılmadığının anlaşıldığı... .... Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır. 765 sayılı TCK’nda “gasp” olarak adlandırılan yağma, esasında cebir veya tehdit kullanmak suretiyle yapılan hırsızlıktan ibarettir. Hırsızlık ile yağma suçları aynı ortak unsurlara sahip olup, ayrıldıkları tek nokta ya da başka bir deyişle yağmanın, hırsızlığa oranla sahip olduğu ilave unsur, malı almak için cebir veya tehdit kullanılmasıdır... Sanığın olay tarihinde, iki yıldır birlikte olduğu mağdurenin başka bir kişiyle ilişkisi olduğunu düşünerek evine gidip yanında bulunan silahı mağdureye doğrultarak tehdit ettiği, silahın kabzasıyla mağdureye vurduğu, mağdurenin elinde bulunan telefonu arama kayıtlarına bakmak amacıyla zorla aldıktan yaklaşık 20 gün sonra iade ettiği olayda, olay yerine gelen sanığın mağdureye “evde kim var orospu” demesi, telefonu arama kayıtlarına bakmak için alması, kullanmadan mağdureye iade etmesi gözetildiğinde, ekonomik durumu iyi olan ve yaklaşık bir yıldır mağdureyle birlikte olan sanığın, mağdurenin başka bir kişiyle ilişkisi olup olmadığını öğrenmek için telefonunu aldığı anlaşılmakta olup sanığın faydalanmak amacıyla telefonu aldığı sabit olmadığından, üzerine atılı yağma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı, ancak sanığın mağdura karşı gerçekleştirdiği eylemlerin silahla tehdit ve kasten yaralama suçlarını oluşturabileceğinin kabulü gerekmektedir... Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE... D....Ağır Ceza Mahkemesinin ... hükmünün, sanığa atılı eylemin nitelendirilmesinde hataya düşülmesi isabetsizliğinden... BOZULMASINA...” şeklinde karar vermiştir. Kısaca dairemizin süregelen yerleşik uygulamalarında faydalanma kastını "mal edinme" veya "sahiplenme yani kullanma" yada "ekonomik yarar sağlama " olarak kabul etmektedir. Bu genel ve uygulamaya yönelik izahtan sonra somut olaya gelince; Sanık ... ...'nin eşine ait başı açık fotoğrafların mağdur ... ... da olduğunun sanık ... ... tarafından öğrenilmesi üzerine; sanıklar ..., ..., ... ve tespit edilemeyen birkaç kişinin birlikte şikâyetçilerin yaşadıkları eve gittikleri, ikamete şikâyetçilerin rızası hilafına girerek mağdur ... ...'ı ayrı bir odaya diğer şikâyetçileri de ayrı bir odaya aldıkları, sanıkların mağdur ...'yi iştirak halinde silah ve kılıçlar ile basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaraladıkları ve silahla tehdit ederek mağdurda bulunan fotoğrafların silinmesi amacıyla zorla mağdurun cebindeki telefonunu aldıkları, diğer şikâyetçilerden ve evden bir şey alınmadığı, mağdur ...'den telefonun yanında 500,00 TL paranın alındığına dair mağdur beyanı dışında kesin, yeterli ve somut delil bulunmadığı, şikâyetçilerin çelişkili beyanlarda bulundukları, dosyaya sunulan olaya ilişkin görüntü kaydının dökümü dikkate alındığında, sanıkların suça konu cep telefonunu ekonomik yarar sağlamak amacıyla, faydalanma kastı ile aldıkları hususunun şüpheli kaldığı, sanıkların faydalanmak amacıyla telefonu aldıkları sabit olmadığından, üzerilerine atılı yağma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı, ancak sanıkların mağdura karşı gerçekleştirdiği eylemlerin kasten yaralama ve silahla tehdit suçları yerine yağma suçundan mahkûmiyetinin gerektiği görüşüyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 13.02.2025 tarihli ve 2023/2419 Esas, 2025/1654 Karar sayılı kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 17.04.2025 tarihinde karar verildi.