Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2025/2846 E. , 2026/1451 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1207 E., 2025/371 K. SUÇ : Birden fazla kişi tarafından gece vakti silahla yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inc
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2025/2846 E. , 2026/1451 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1207 E., 2025/371 K. SUÇ : Birden fazla kişi tarafından gece vakti silahla yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.11.2018 tarihli, 2018/334 Esas, 2018/593 Karar sayılı kararıyla; sanık ... hakkında yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-c-h, 35. maddeleri ve ruhsatsız silah taşıma suçundan 6136 sayılı Kanun'un 13/1. maddeleri uyarınca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraatine, sanık ... hakkında yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-c-h, 35. maddeleri uyarınca beraatine karar verilmiştir. B. İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi 26.01.2021 tarihli 2020/2566 Esas ve 2021/247 Karar sayılı ilamı ile katılanlar ... ve ... vekilinin istinaf itirazları yerinde görülerek; sanıklardan ... tarafından, Katılan ...'a yönelik olarak, 14/02/2017 tarihinde, hakaret, tehdit, şantaj suçlarının işlendiği iddiası ve TCK.nın 125/2 maddesi delaletiyle TCK.nın 125/1, 53/1 ve TCK.nın 106/1-1. cümle, 43/1, 53/1 ve TCK.nın 107/1, 53/1. Sevk maddeleri ile cezalandırılması talebiyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/18754 Soruşturma sayılı iddianamesiyle, İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/159 Esas sayılı dosyası üzerinden açılan kamu davasının halen derdest olduğu ve iş bu kamu davasında kamu davasının istinaf incelemesine konu kamu davası ile birleştirilmesi talebine muvafakat verilmemiş ise de, mezkur kamu davasında yargılanan suçların istinaf incelemesi yapılan İlk Derece Mahkemesindeki kamu davası ile aynı taraflar arasında işlendiği, suç tarihlerinin birbirine yakın olup, suçların aynı neticeyi elde etmeye yönelik ve suçların işlenme sebebinin aynı amaç ve saiki taşıdığı, buna bağlı olarak suç delillerinin, suç sübutu ve niteliğinin birlikte değerlendirmesinde hukuki mecburiyet bulunduğu, iş bu nedenle iş bu kamu davaları ile İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/159 Esas sayılı kamu davaları arasında, CMK.nın 8 ve 10. maddeleri bağlamında kamu davalarının birlikte görülmesini gerektiren dar anlamda mecburi hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu ve kamu davalarının birlikte görülmesinde hukuki mecburiyet bulunmasına rağmen birleştirmeye muvafakat verilmemesi nedeniyle bu hukuki mecburiyetin ihlal edilmiş olması, CMK.nın 280/1-f maddesinin ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına karar verilebileceğinin düzenlenmiş olmasına göre, iş bu kamu davasının İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/159 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmemiş olmasının CMK.nın 280/1-f maddesi gereğince bozmayı gerektirir hukuka aykırılık olduğu,... Basit şekle aykırılıklar da dahil olmak üzere hukuka uygun şekilde elde edilmeyen her türlü delilin hükme esas alınmaması gerektiği yönünde öğretide bir kısım yazarların görüşleri olmakla birlikte, bir kısım yazarlar da bu hususta; "'Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller' kavramındaki 'hukuka aykırılık', sanığın temel haklarını ihlal eden bir hukuka aykırılık olarak anlaşılmalıdır..." İçtihat edilmek suretiyle temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanarak elde edilmiş delillerin hükme esas alınamayacağının belirtilmiş olduğu, ...Yukarıda tesbit olunan her iki hukuka aykırılığında CMK.nın 289/1-i maddesinde "i)Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması..." şeklindeki nitelikli hukuka aykırılık kapsamında kaldıklarını kabulde hukuki zorunluluk bulunduğu, zira yukarıda zikri geçen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28/06/2011 gün ve 2011/1-130 esas ve 2011/149 karar sayılı ilamında; CMK.nın 209. maddesinde belirtilen esasa müessir delillerin duruşmada okunmamasının veya anlatılmamış olmasının sanığın savunma hakkını kısıtladığı yönündeki içtihadından yola çıkarak, keza yukarıda zikri geçen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/12/2013 esas ve 2013/10-483 esas ve 2013/599 karar sayılı ilamında temel hak ve özgürlüğün kısıtlanması ile elde edilen her delilin hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş delil olacağı yönündeki içtihatla birlikte değerlendirildiğinde; savunma hakkının Anayasamızın 36. maddesinde adil yargılanma hakkı içerisinde düzenlenen bir temel hak ve özgürlük olduğu, kovuşturma evresinde esasa müessir delilin kovuşturmada ikame edilmemek suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanmasından sonra hükümde bu delile ispat güç ve değeri yüklenmesinin, öz anlatımla delilin savunma hakkı ihlal edilerek, yani kovuşturma evresinde ikame edilmeyerek hükme esas alınmış olması nedeniyle sanığın savunma hakkı ihlal edildiğinden ve yukarıdaki yüksek kurul kararına göre temel bir hak ve özgürlüğü somut olay için savunma hakkını ihlal ederek elde edilen delilin hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş delil olması nedeniyle kovuşturma evresine ikmal edilmemiş hükme esas alınamayacak delillerin bu illetleri ortadan kaldırılmadığı sürece hukuki uygun olmayan yöntemlerle toplanmış ve hükme esas alınmış deliller oldukları ve CMK.nın 289/1-i maddesi gereğince kesin hukuka aykırılık yaptırımına tabi oldukları, Öte yandan; Esasa müessir delilin kovuşturma evresinde ikame edilmeden hükme esas alınması halinde CMK.nın 217/1. maddesinin açıkça ihlal edilmekte olduğu, kuşkusuz delilin toplanması ile ikame edilmesinin farklı faaliyetler olduğu, CMK.nın 289/1-i maddesinin Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması şeklindeki hükmünde elde edilen delillerden bahsedilip ikame edilmeyen delillerden bahsedilmediğininde aşikar olduğu, ancak muhakemenin en esaslı faaliyetinin delillerin tartıştırılması olduğu ve delillerin tartıştırılmasının yapılmadığı bir muhakemede davanın taraflarınca hükmün kurulma nedenlerininde anlaşılamayacağı, bu anlaşılmazlığın ise adil yargılanma hakkını ehemmiyetli ölçüde zedeleyeceğinin genel kabul görmüş bir hukuki hakikat olduğu, bu nedenle ilk derece mahkemelerinde delillerin tartışılması evresinin çok daha özenle yapılmasının, bu evrenin gelişigüzel ve özensiz yapıldığı muhakemelerde bozma kararları ile bu evrenin kanunun özüne ve ruhuna uygun yeniden yaptırılabilmesinin temin edilebilmesinin gerektiği, bu nedenle de bu evreye ilişkin husule getirilen hukuka aykırılıkların niteliği açısından yorum yapıldığında kesin hukuka aykırılık lehine yorum yapılmak gerektiği,..son hükmün kurulmasında esasa müessir belge oldukları ve soruşturma evresinde toplanan bu delillerin ancak kovuşturma evresine getirilerek kovuşturmada okunmak ve kamu davası taraflarına tartıştırılmak ve böylece kovuşturmada ikame olunmak suretiyle hüküm kurulmasına esas alınabilecekleri, ilk derece mahkemesince ise bu belgelerin duruşmada okunmadığı ve taraflara tartıştırılmadığı, Her ne kadar ilk derece mahkemesince sanıkların savunmaları alındığı duruşmada "Hazırlık ifadesi ve Nüfus ve sabıka kaydı okundu" şeklinde soyut mahiyette belge ve tutanak okuma işlemi yapıldığı zapta geçmiş ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28/06/2011 gün ve 2011/1-130 esas ve 2011/149 karar sayılı ilamında; “...Somut olayda, sanıklar ve müdafilerinin hazır bulundukları duruşmada, “iddianame ve ekleri ile hazırlıktaki tutanaklar ve dosya içeriği okundu” biçimindeki, duruşma tutanaklarına yansıyan soyut ifadelerin, yerel mahkemece hükme esas alınan ölü muayene ve otopsi tutanağının da okunduğu anlamına gelmeyeceği açıktır. Ölü muayene ve otopsi tutanaklarının duruşmada açıkça okunmamasının savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğu, bu halin ise 1412 sayılı CYUY’nın, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 308/8. maddesinde sayılan mutlak bozma nedenlerindendir..." denilmiş olmasına göre, bu tutanakların isimleri ve tarihleri açıkça belirtilmek suretiyle okunmadan "Nüfus ve sabıka kaydı okundu" biçimindeki duruşma zaptına geçmiş soyut ifadelerin ilk derece mahkemesince beraat hükmüne esas alınan mezkur tutanakların okunduğu ya da anlatıldığı anlamına gelemeyeceği, böylece iş bu esaslı delillerin CMK.nın 217/1. maddesi gereğince duruşmada ikame edilmediği gibi savunma hakkı elde edilerek elde edilmiş deliller oldukları, buna rağmen işbu delillerin hükme esas alunmış olmasının iş bu delillerin kovuşturma evresi bakımından CMK.nın 289/1-i maddesi gereğince hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş niteliğini kaybettirdiği bu durumunda CMK.nın 289/1-i maddesi kapsamında kesin hukuka aykırılık sebebi olup, bozma müeyyidesine tabi olduğu, --05/10/2017 tarihli Kolluk tarafından tanzim olunmuş Telefon Mesajı Çözümleme Tutanağından; Sanık ...'nun kullandığı 05...90 numaralı hat ile Katılan ...'ın kullandığı 05...12 numaralı hat arasındaki 28/09/2017, 29/09/2017 tarihlerinde Sanık ...'nun Katılan ...'a; "Beni düşürdüğün durum dan dolayı aileme acı çektirme onların hiçbir suçu yok... .... Koleji ... arda .... okul+kitap+kıyafet+servis lise 2. Sınıf 17,500...'yı yolla ve ödeyin saat 5 kadar haber verin rahat nefes alsınlar" "... beni saat üç e kadar 2007 de Nasıl bulduysan Nasıl hayatıma kastettiysen o hale getir bu yazdığımı acizlikten değil Allah inandırsın sona geldiğimden ama merhametimden yazıyorum... saat dört geç geç kardeşim,, adalet önünde,, ifade vermemişsin önemi yok artık hyr cumalar" şeklinde mesajlar attığının, --19/09/2017 tarihli Kolluk tarafından tanzim olunmuş Telefon Mesajı Çözümleme Tutanağından; Sanık ...'nun kullandığı 05...99 numaralı hat ile katılanların kardeşi ...'ın kullandığı 05...67 numaralı hat arasındaki 23/08/2017 tarihinde Sanık ...'nun Tanık ...'a; "...siz avukatımla son defa geri dönülmeyecek bir yola girmeden konuşun yollayacağım, biriniz görüşün. ...o iki abin de benim suç duyurumdan sonra günyüzü görmeyecek. ..." şeklinde mesaj çektiğinin, Sanık ... AÇISINDAN; --19//09/2017 tarihli Kolluk tarafından tanzim olunmuş Telefon Mesajı Çözümleme Tutanağından; Sanık ...'ın kullandığı 05...68 numaralı hat ile Katılan ...'ın kullandığı 05...12 numaralı hat arasındaki 08/09/2017, 09/09/2017 tarihleri arısnda Sanık ...'ın Katılan ...'a; "Sayın .... bu dosya ile ilgili bütün bilgi ve belgeler elimde mevcut. Görüşmemizin sizin menfaatiniz doğrultusunda olabileceğini düşünüyorum. ...Yakıldığını sandığınız evraklar dosya halinde bende", şeklinde mesajlar atttığının, ---23/10/2017 tarihli Kolluk tarafından tanzim olunmuş Telefon Mesajı Çözümleme Tutanağından; Sanık ...'ın kullandığı 05...68 numaralı hat ile Katılan ...'ın kullandığı 05...12 numaralı hat arasındaki 29/09/2017, 03/10/2017, 11/10/2017, 12/10/2017 tarihlerinde; "Kapıya adam dikip beni aldırmamış olabilirsiniz. Sizin şirketiniz, sizin sınırlarınız fakat burası Türkiye ve sınırları o kadar geniş ki. Elimdeki belgelerin medya ile sınırlara ulaşsın istiyorsunuz ama şunu da bilin benim sizle bir derdim yok. Sadece mağduriyetimi giderip kendimi kurtarmak istiyorum. ...Şu saatten sonra bütün gazete manşetlerini ve köşe yazılarını takip ederseniz iyi olur. ....Çok yakında sesimi duyacaksınız" şeklinde mesaj attığının, --05/10/2017 tarihli kolluk tarafından tanzim olunmuş Telefon Mesajı çözümleme tutanağından; Sanık ...'ın kullandığı 05...68 numaralı hat ile Katılan ...'ın kullandığı 05...18 numaralı hat arasındaki 28/09//2017, 28/09//2017 tarihlerinde; " ... ne düşünüyorsun bilmiyorum da hareketlilik var bak benle 15 dakika yüz yüze görüş bu sorun ortadan kalksın yazılar imzalar var bunları öğren işin gücün rayına girsin" "İstediğin yerde saatte gelirim problem yok ifadeye de gitmeye de gerek kalmayacak benimle görüştükten sonra emin ol" "Ben... adamı falan değilim paralarım gitti kendim için mücadele veriyorum siz nasıl isterseniz bu konuyu öyle kapattırracam koskoca sur yapının sahibi benle görüşmekten mi çekiniyorsunuz" "... 320 bin dolar para verdim 2 sene önce sizinle ilgili bütün belgeler bende 6 aydır sizin konunuzu sundu ve beraber hareket etmeye çalıştı aranızda geçen herşeyi hala şu dakika yaptığı her şeyi biliyorum" "bu konuyla ilgili sizden benim mağduriyetimi gidermeniz halinde bende sizin menfaatinize olacak her türlü yardımı yapmaya hazırım eğer Anadolu adliyesine ifadeye giderseniz sizden sonra sunacağı ifadeye kadar elimde dökümleri mevcut ulku bilginin senetlerini ondan cirolu bir şekilde alıp size teslim ederim buda sizin .... alacaklı oldğunuza dair kanıt olur artı elimdeki belgelerle ve benim şahitliğimle bu sorununuz ortadan kalkar gizli bir anlaşma yaparız bana güvenin çünkü benim paramı kurtarmam için bana güvenmeniz gerek ve kendinizi kurtarmanız için" "Cevap vermesenizde yarın cumadan sonra yanınıza geleceğim kapıya gelen çevrilmez bir çayınızı içmeye inşallah kapıdan geri çevirirseniz de başım gözüm üstüne ... adım soyadım iyi akşamlar" "Kapıya adam dikip beni aldırmamış olabilirmisin sizin şirketiniz sizin sınırlarınız fakat burası türkiye ve sınırları okadar genişki elimdeki belgelerin medya ile sınırları uluşsın istiyorsunuz ama sunu da bilin benim sizle bir derdim yok sadece mağduriyetimi giderip kendimi kurtarmak istiyorum sizin açmadığınız o kapıyı açabilecek birsürü medya kuruluşu var bence bir defa daha düşünün bugün" "Şu saatten sonra bütün gazete manşetlerini ve köşe yazarlarını takip ederseniz iyi olur” şeklinde mesaj attığının, --27/10/2017 tarihli kolluk tarafından tanzim olunmuş Telefon Mesajı çözümleme tutanağından; Sanık ...'ın kullandığı 05...68 numaralı hat ile Katılan ...'ın kullandığı.... numaralı hat arasındaki (ikinci kurşunlama olayından bir gün sonra) 26/10/2017tarihlerinde; " yanmadan, kimse üzülmeden bu konu temizlensin, ....siz de ....'la işinizi halletmiş olun milyar dolarlık firmanız böyle dosyalarla yara almasın" şeklinde mesaj attığının, Tereddütsüz saptanmış olması karşısında; Sanıklar ... ve ...'ın katılanlara olay tarihlerinde mesaj çekip tehditvari sözlerle ... lehine para istedikleri yönünde kuvvetli şüphe derecesinde deliller elde edilmiş olmasına göre; Ve keza; Katılanlar ... ve ...'ın; bidayetten beri şikayetlerinde Sanıklardan ...'yu 18 yaşında taşındıkları mahalleden tanıdıklarını, bu sanığı 2015 yılında kendilerine mesaj atmaya başladığını ve zor durumda olduğunu beyan etmesi ve ısrarlı mesajlarla yardım talep etmesi üzerine sanığa 400.000,00 TL. civarında yardımda bulunduklarını, ancak sanığın talep etmeyi bırakmadığını, diğer sanıkları tutarak tehditle ve sonunda iki ayrı kez işyerini kurşunlatarak bu şekilde yağma eylemlerini gerçekleştirdiklerini şikayet etmiş olmaları, Buna karşılık; ... Sanıklar ..., ve ...'ın katılandan para, maddi karşılık yağmalamaya teşebbüs ettikleri yönünde kuvvetli şüpheye işaret eden delillerin elde edilmiş olduğu; Sanık ... yönünden ise, bu sanığın katılan ile görüşmelerinde eylemi yağma suçu olarak nitelendirilmesini gerektirir tehdit sözlerine rastlanmadığı gibi, toplanan mevcut diğer delillerin (ancak bu sanık hakkında bozma ilamından sonra toplanacak konutunda ele geçen tabancalarla kurşunlanan mahalleden edilen kovan ve mermilerin irtibatı olup olmadığını tespit eden raporlar ve bozmadan sonra toplanacak diğer deliller ayrık olmak üzere) bu sanık hakkında mahkumiyet yönünde vicdani kanıyı oluşturacak nitelikte olmadığı, ANCAK; Ancak ceza muhakemesinde SUBUT DEĞERLENDİRMESİNİN, kovuşturma evresinde CMK.nın 217/1. maddesi gereğince toplanması mümkün ve muhtemel tüm delillerin toplanmasından ve tüm deliller toplandıktan sonra bu delillerin kovuşturmada ikame edilmesinden sonra yapılabileceği ve toplanması mümkün deliller var ise bu deliller toplanmasından önce yapılan subut değerlendirmesi yapılmasına dair kovuşturma faaliyetinin hukuka aykırı olacağı, Dolayısıyla; Bu hukuki durum karşısında ilk derece mahkemesince; Sanıklar ..., ... ve ...'in üzerine atılı suçların sabit olup olmadığına ilişkin SUBUT DEĞERLENDİRMESİNİN dairemizin iş bu kararının (3), (4), (5), (6), (7), (8) ve (9) numaralı bozma kararlarında belirtilen DELİLLER TOPLANDIKTAN SONRA, TOPLANMASI MUHTEMEL VE MÜMKÜN DELİL KALMADIKTAN SONRA ve iş bu dairemiz kararının (2) numaralı bozma ilamında tahdidi sayılan tüm delillerin kovuşturma evresine İKAME EDİLMESİNDEN sonra yapılabileceğinin GÖZETİLMEMİŞ OLMASI, Yukarıda belirtilen şekilde subut değerlendirilmesi yapılır iken de; Sanık ... açısından; taraflar arasında bir alacak-borç ilişkisinin olduğu, Sanık ...'ın da kendince kalan alacağını katılanlardan tahsil etmek saikiyle hareket edip etmediğinin subut değerlendirilmesinde TARTIŞILMASI VE BU KANAATİN HASIL OLMASI HALİNDE sanığın iddianamede üzerine atılı TCK.nın 148/1, 35, 53, 149/1-a-b-c, 35, maddeleri gereğince iki ayrı kez yağmaya teşebbüs ve nitelikli yağmaya teşebbüs eylemlerinin kül halinde TCK.nın 150/1. maddesi delaletiyle TCK.nın 106/2-a-c, 43/1, maddelerine mümas olup olmadığının DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİNİN, AYRI AYRI GÖZETİLMESİ, Yapılan inceleme, müzakere ve değerlendirme sonucunda anlaşılmış olup, Yukarıda mezkur tespit olunan hukuka aykırılıklar nedeniyle hükümler bu yönlerden bozmayı gerektirir mahiyette görülmüş, Her ne kadar iş bu karardaki 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9. ve 10. maddelerdeki bozma nedenleri CMK.nın 289. maddesindeki kesin hukuki aykırılık nedenlerinden değil iseler de ve istinaf mahkemelerinin CMK.nın 289. maddesinde belirtilen g ve h fıkraları hariç diğer fıkralardaki kesin hukuka aykırılık halleri ile sınırlı bozma kararı verebilmeleri mümkün ise de, bu durumun aynı dava dosyasında g ve h fıkraları dışında kesin hukuka aykırılık hallerinden birinin bulunmadığı durumlar için olduğu, istinaf mahkemesinin CMK.nın 289. maddesindeki g ve h fıkraları dışında kesin hukuka aykırılık hallerinden birinin varlığını tespit etmiş olması halinde bu bozma kararına ek olarak tespit ettiği ve CMK.nın 289. maddesinde yazılı olan g ve h fıkralarında kesin hukuka aykırılık halleri ile bu haller dışındaki hukuka aykırılık nedenleri ile de bozma kararı verebileceğinin tartışmasız olduğu, bu nedenle mezkur maddelerdeki bozma sebeplerinde bu yönden yasaya aykırılık bulunmadığı tereddütsüz görülmüş ve kabul bu şekil yapılmış, izah olunan gerekçeye ve oluşan vicdani kanıya göre; Sanık ... hakkında ilk derece mahkemesince YAĞMAYA TEŞEBBÜSE AZMETTİRME, NİTELİKLİ YAĞMAYA TEŞEBBÜSE AZMETTİRME ve RUHSATSIZ ATEŞLİ SİLAH TAŞIMAK SUÇUNA AZMETTİRMEK suçlarından kurulan BERAAT hükümlerine, ve, Sanık ... hakkında ilk derece mahkemesince NİTELİKLİ YAĞMAYA TEŞEBBÜS suçundan kurulan BERAAT hükmüne, ve, Sanık ... hakkında ilk derece mahkemesince YAĞMAYA TEŞEBBÜS suçlarından kurulan BERAAT hükümlerine, ve, Sanık ... hakkında ilk derece mahkemesince KORKU VE PANİK YARATACAK ŞEKİLDE SİLAHLA ATEŞ ETMEK, RUHSATSIZ ATEŞLİ SİLAH TAŞIMAK VE MALA ZARAR VERMEK suçlarından kurulan MAHKUMİYET hükümlerine vaki istinaf başvurusunun yapılan istinaf denetiminde; 1-)Sanık ... hakkında ilk derece mahkemesince RUHSATSIZ ATEŞLİ SİLAH TAŞIMAYA AZMETTİRMEK suçlarından kurulan BERAAT hükmüne vaki istinaf başvurusunun yapılan istinaf denetiminde; Başvuran Katılanlar ... ve ... vekili Av. ...'ın istinaf başvuru dilekçesi gözetilerek yapılan istinaf denetimi ön inceleme evresinde ilk derece mahkemesi kararına karşı başvuranın istinaf başvurusunda bulunma hakkı olmadığından İSTİNAF BAŞVURUSUNUN CMK.nın 279/1-b MADDESİ GEREĞİNCE ön inceleme sonucunda REDDİNE, Keza; Sanık ... hakkında ilk derece mahkemesince YAĞMAYA TEŞEBBÜSE AZMETTİRME ve NİTELİKLİ YAĞMAYA TEŞEBBÜSE AZMETTİRME suçlarından kurulan BERAAT hükümlerine, ve, Sanık ... hakkında ilk derece mahkemesince NİTELİKLİ YAĞMAYA TEŞEBBÜS suçundan kurulan BERAAT hükmüne, ve, Sanık ... hakkında ilk derece mahkemesince YAĞMAYA TEŞEBBÜS suçlarından kurulan BERAAT hükümlerine vaki istinaf başvurusunun yapılan istinaf denetiminde; Katılanlar ... ve ... vekili Av. ...'ın istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen bozma nedenlerinde gösterilen hukuka aykırılıklar açısından ESASTAN KABULU ile; İlk derece mahkemesince Sanık ... hakkında YAĞMAYA TEŞEBBÜSE AZMETTİRME ve NİTELİKLİ YAĞMAYA TEŞEBBÜSE AZMETTİRME suçlarından, Sanık ... hakkında ilk derece mahkemesince NİTELİKLİ YAĞMAYA TEŞEBBÜS suçundan, Sanık ... hakkında ilk derece mahkemesince NİTELİKLİ YAĞMAYA TEŞEBBÜS suçundan kurulan kurulan BERAAT HÜKÜMLERİNİN; CMK.nın 289/1-i maddesi delaletiyle CMK.nın 280/1-e-f maddesi gereğince AYRI AYRI BOZULMASINA, karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi İstinaf merci tarafından istinaf sebeplerinin incelenmediği, adil yargılanma ve savunma kutsallığı ilkesinin ihlal edildiği, savunma hakkının kısıtlandığı, 5237 sayılı Kanun'un m.38'e yönelik istinaf başvuru gerekçelerimiz değerlendirilmediği, dosyaya gelen delillere ilişkin sair gerekçelerin incelenmediği, harici olarak döküm yapılması için telefonun taraflarına teslim edilmediği, telefonun taraflarınca uzmanlara incelettirilme ve delil elde etme imkanının ellerinden alındığı, talebin yerel mahkemece defaatle reddedildiği, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gözetilmediği, ceza davalarında Yargıtay'ın müstekar içtihatlarında da belirtildiği üzere özellikle 5237 sayılı Kanun'un m.150'nin uygulama alanında alacağın eksik borç teşkil etmesinde dahi bir alacağın var kabul edileceğinin kabul edildiği, şüphenin sanık lehine değerlendirildiği ve kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Kararın hukuk ve yasa hükümlerine aykırı olduğu, İlk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesinin dosya kapsamında bulunan delilleri ve hatta istinaf mahkemesi tarafından dahi sanıklar lehine kabul edilen maddi vakıa ve tespitleri yok sayıldığı, mahkemenin katılan tarafın nüfuzunun ve duruşmalarda mahkemeye uyguladıkları baskının etkisi altında kaldığı, sanığın isnat edilen suçu işlediğine dair soyut iddia dışında cezalandırılmasına yeter somut ve yeterli delil bulunmadığı, hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/11/2018 tarihli, 2018/334 esas, 2018/593 karar sayılı dosyası yağmaya teşebbüs suçuna yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi 26.01.2021 tarihli, 2020/2566 Esas ve 2021/247 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile beraat hükümlerinin ayrı ayrı bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, Bölge Adliye Mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak Bölge Adliye Adliye Mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36.maddesinde düzenlenen Adil Yargılanma Hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir (Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. .... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi 26.01.2021 tarihli, 2020/2566 Esas ve 2021/247 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle ayrı ayrı BOZULMASINA, Dava dosyasının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,11.02.2026 tarihinde karar verildi.