İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2025/3266 Karar: 2025/9076 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2025/3266 K.2025/9076

6. Ceza Dairesi 2025/3266 E. , 2025/9076 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/4102 E., 2020/2210 K. SUÇ : Mala zarar verme HÜKÜM : Düzeltilerek esastan ret TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1. maddesinde; “Kendisine tebl

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2025/3266 E. , 2025/9076 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/4102 E., 2020/2210 K. SUÇ : Mala zarar verme HÜKÜM : Düzeltilerek esastan ret TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1. maddesinde; “Kendisine tebl

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2025/3266 E. , 2025/9076 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/4102 E., 2020/2210 K. SUÇ : Mala zarar verme HÜKÜM : Düzeltilerek esastan ret TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır. Madde metni, iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir..” hükmünün yer aldığı, Tebligat Kanunu'nun ''Tebligat Mazbatası'' başlıklı 23/7. maddesinde; ''21. maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara mütaallik muamelenin yapıldığının, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılmasının" emredildiği, ''Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi'' başlıklı Tebligat Yönetmeliğinin 35/f maddesinde ise; ''30. ve 31. maddelerdeki durumların gerçekleşmesi halinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığının, adreste bulunmama ve kaçınma için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılacağının" hüküm altına alındığı görülmüştür. Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu Tebligat Kanunu'nun 23/7. ve Tebligat Yönetmeliğinin 35/f maddesi uyarınca tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde, yapılan işlemin, usulüne uygun olup olmadığı hakim tarafından denetlenebilir. Muhatabın, tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak, maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. Tahkikatta muhatabın adresten kesin olarak ayrıldığının ya da öldüğünün veya tebligatın, tebliğ evrakında belirtilen tarihten önce yapılamayacağının anlaşılması halinde Tebligat Yönetmeliğinin 30/2-3-4-5. maddeleri uyarınca işlem yapılacaktır. Bu itibarla; Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, imzadan çekinmeleri halinde, bu husus da belirtilerek, Tebligat Yönetmeliğinin 35. maddesi gereğince muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği “tevsik edilmeden”, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligat işlemi geçersizdir. Zira bu belgeleme işlemi, devamı işlemleri belirlemesi yanında muamelenin doğru olup olmadığına karar verilmesi yönünden yardımcı olacak ve tebliği isteyen makam ve hakimin denetimini sağlayacaktır. Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligatlarda tebliğ tarihi, maddenin son cümlesinde açıkça belirtildiği üzere, iki numaralı fişin, yani ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesi, tebliğ memurunun yukarıda açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelemesine bağlıdır. Bu açıklama doğrultusunda, gerekçeli kararın sanık ...’in son bilinen adresine tebliğe çıkarıldığı, tebliğ memurunun adresin kapalı olduğunu tespit ederek yalnızca komşuya haber vermekle yetindiği, yukarıda açıklanan araştırmayı yapmadığı ve belgelemediği anlaşıldığından, tebliğin usulsüz olduğu, bu nedenle sanığın temyizinin öğrenme üzerine süresi içinde yapıldığı kabul edilmiştir. Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Anamur 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.07.2019 tarihli ve 2018/286 Esas, 2019/868 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında yakarak mala zarar verme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 151/1, 152/2-a, 38/3, 62, 50/1-a, 52/2-3-a, 52/4, 63. maddeleri uyarınca 4.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, mahsuba; sanık ... hakkında yakarak mala zarar verme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 151/1, 152/2-a, 62, 50/1-a, 52/2-3-a, 52/4, 63. maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, mahsuba karar verilmiştir. B. İstinaf Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 09.11.2020 tarihli ve 2019/4102 Esas, 2020/2210 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ... müdafii, sanık ... ve O yer cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının "Hükümden sanık ... (B-6) ve sanık ... (C-6) hakkında Türk Ceza Kanunu'nu 50/1-a, 52/2-3 ve 52/4 maddeleri uyarınca seçenek yaptırımına çevrilme ve taksitlendirilmenin uygulandığı paragrafların tamamının ve Türk Ceza Kanunu'nun 53/1. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına tümcenin çıkarılarak, Sanıklar ... (B) ve ... (C) hakkında ayrı ayrı hükme, 6-Sanığın sabıkalı kişiliği, bir daha suç işlemeyeceğine dair olumlu kanaatin oluşmaması nedeniyle 5237 sy TCK'nun 51. md öngörülen erteleme müessesesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına, 7-Sanığın, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının ve 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7242 sayılı yasanın 10. Maddesinin uygulanması yönü de gözetilerek, 5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili haklar hariç olmak üzere, 53/1. maddesinde yazılı diğer haklarından, 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına," şeklinde paragrafın eklenmesi diğer hususlara ilişkin paragrafların buna göre teselsül ettirilmesi suretiyle DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, "denilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ...'in Temyiz İstemi Daha önceki savunmalarının dikkate alınmadan karar verildiğine, beraatine karar verilmesi gerektiğine, verilen hükmün hukuk, vicdan ve kanuna aykırı olduğuna, adli para cezasından vazgeçilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Mahkemece diğer sanık ...'in çelişkili beyanlarının dikkate alındığına, başkaca bir delil yokken sanığın cezalandırıldığına, diğer sanık ...'in ... ile birlikte olayı planladıklarına, sanık ...'in sanık ... ile arasındaki husumet sebebiyle iftira attığına, tanık ....'ın beyanlarının dikkate alınmadığına, olay günü sanığın Mersin ilinde olduğuna, sanık ...'in para karşılığında ... ile ilgili soruşturma aşamasındaki beyanından vazgeçip sanık ...'nin kendisine para vermemesi sebebiyle iftirada bulunduğunun dosya kapsamından anlaşıldığına, dosya kapsamındaki kamera kayıtlarının dikkate alınmadığına, hakkında beraat kararı verilen sanık ... ile sanık ...'in suçu birlikte işlediklerine, bölge adliye mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen cezada orantılılık ilkesi nazara alındığında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin isabetli olduğu anlaşıldığından, sanık ... müdafii ve sanık ...'in temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararında, sanık ... müdafii ve sanık ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve re'sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288. ve 289. maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1.maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ayrı ayrı ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Anamur 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 28.10.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla