İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2025/3560 Karar: 2025/11944 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2025/3560 K.2025/11944

6. Ceza Dairesi 2025/3560 E. , 2025/11944 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1246 E., 2024/2942 K. SUÇ : Nitelikli mala zarar verme HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesinin beraat hükmü kaldırılarak kurulan beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya ince

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2025/3560 E. , 2025/11944 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1246 E., 2024/2942 K. SUÇ : Nitelikli mala zarar verme HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesinin beraat hükmü kaldırılarak kurulan beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya ince

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2025/3560 E. , 2025/11944 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1246 E., 2024/2942 K. SUÇ : Nitelikli mala zarar verme HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesinin beraat hükmü kaldırılarak kurulan beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 288 inci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanığın temyiz dilekçesinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "..." olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın aşamalardaki savunmalarında suçlamayı kabul etmediği, sanığın ... adına kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ve dut ağaçlarına zarar vermiş olduğuna dair tek görgü tanığı ... olup, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince "Sanık ile arasında husumet bulunduğuna ilişkin herhangi bir somut kanıt gösterilemediği" gerekçesiyle tanık ...'nun beyanlarına itibar edilerek hükme dayanak yapılmış ise de; sanığın yargılama aşamasında söz konusu tanıkla aralarında husumet bulunduğuna ilişkin olarak dosya kapsamında mevcut kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar sunmuş olduğu ayrıca Menderes 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 16.03.2021 tarihli ve 2020/717 Esas, 2021/216 Karar sayılı ilâmı ile tanık ... hakkında sanığa karşı hakaret suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verildiğinin görüldüğü bu haliyle sanık ile söz konusu tanık arasında husumet bulunduğu aşikar olduğundan tarafsızlığı noktasında şüphe bulunan tanık ...'nun beyanlarına itibar edilemeyeceği, İlk Derece Mahkemesince icra edilen keşif esnasında dinlenen tarafsız tanık ...'nin "Ağaçları söken kişiyi görmediğini ancak geçen yıl ...’ın traktöründe sökülü zeytin ağaçları gördüğünü" şeklinde beyanda bulunmakla sanık lehine beyanda bulunduğu, kaldı ki sanık ile aralarında husumet bulunan tanık ...'ın olay yerine gittiğinde zeytin ve dut ağaçlarının yanmış vaziyette olduğunu beyan etmesine karşın tanık ...'nun ise sanığın suça konu ağaçlarının farklı zaman dilimlerinde parça parça sanık tarafından söküldüğünü beyan etmesi suretiyle suçun işleniş şekli noktasında dahi çelişkili beyanlarda bulundukları dikkate alındığında; sanığın hükümlülüğüne yeterli hukuka uygun, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak, sanığın nitelikli mala zarar verme suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 04.07.2024 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 25.12.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla